"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hacı Kadir’den düşündüren sözler

Durmuş Ali İnci
02 Haziran 2019, Pazar
1973-74 Öğretim yılında ilkokul öğretmeni olarak çalıştığım, Kazan Tatarları’ndan oluşan, çok zeki insanların yaşadığı Gediz-Efendi Köprüsü Köyü’nde ilginç bir hikâye anlatılırdı.

Hikâyenin kahramanı benden iki önceki dönemin öğretmeni Mustafa Ali ve köyün bakkalı Hacı Kadir’dir.

Efendi Köprüsü çok değerli insanların yetiştiği, Gediz-Kütahya yolu üzerinde, Gediz’e 25 km uzaklıkta ahalisi Kafkas göçmeni Kazan Tatarları’ndan oluşan zeki ve dindar insanlardır.

Öğretmen Mustafa Ali ise, Gökçeada İlköğretmen Okulu 1970 mezunu devre arkadaşımdır. Okulumuzun dönem birincisidir. Okul birincisi olunca bir ay mükâfat olarak sahilde, Gençlik Kampı’nda kalmıştı. Taklidi imanla okulda beraber sahura kalktığımız, oruç tuttuğumuz, Cumalara giden arkadaşımız dinî düşüncelerinde şüpheler içine düşmüştü. Ancak çok başarılı bir öğretmendi. İlk görev yeri olan tek öğretmenli bu köyde birleştirilmiş beş sınıf bir arada, öğrenci sayısı da kalabalık olmasına rağmen ‘üstün başarılı’ sayılmıştı. Bundan dolayı da ödüllendirilmiş, il çapında itibarlıydı. 

Valilik nezdinde taleplerine hemen cevap verilir, ne isterse yapılırdı. Ancak köylülerle dinî inançlar noktasında anlaşamamıstı. Lojmanı olmayan bu köyde köylüler oturacak ev vermediklerinden komşu köyün lojmanında kalıyordu. Bu inanç noktasındaki anlaşmazlık sonra köye heykel yaptırma konusunda had safhaya varmıştı. 

Mustafa Ali, Valiliğe müracaat ederek ilericilik adına bir heykel dikilmesini istemiş, valilikçe de uygun bulunmuştu. Ancak bir problem vardı. Köy içinde bunun için uygun bir yer yoktu. Okul bahçesi uygundu, ancak okul köyün dışında idi kimse görmeyecekti. Oysa ki buradaki amaç köylülerin devamlı gözü önünde bir yer bulmaktı. Mustafa Ali aradığı yeri bulmuştu. Caminin kıblesinin biraz doğu tarafında çeşmelerin önü harikaydı. Akşama kadar köyün bütün kadınları çeşme başında idiler.

Erkekler de camiye geldiklerinde mutlaka göreceklerdi. Ancak köylüler şiddetle buna karşıydılar. Caminin kıblesine geldiği için sanki heykele ibadet ediliyormuş gibi düşünüyorlardı. Kime sorsan “Biz putperest değiliz” diyorlardı. Mustafa Ali sonunda işin çözümünü bulmuştu. Muhtar Abdurrahman Durgun Amcanın kardeşi olan Hacı Kadir’i ikna etse problem çözülebilirdi.

Birgün Hacı Kadir’in dükkânına gitmişti. Dükkân karayolu kenarında idi. Köy ise karayolunun üst tarafında idi. Yani köy yola tam sıfır konumundaydı. 1969 yılında Gediz’de büyük bir deprem yaşanmıştı. Efendi Köprüsü’nden Gediz istikametine giderken 5-6 km ileride eskiden anayola 2-3 km uzaklıkta bulunan Yunuslar Kasabası vardı. Deprem öncesi orada da heykel tartışması olmuştu. Sonunda depremden kısa bir zaman önce heykel dikilmişti. Depremde çok zarar görmüş, hatta yangın da çıkmıştı. Bir Avrupa ülkesi hasarlı bir yeri yapıp onarmak istediğini bildirdiğinde bu köy seçilmişti. Ancak yapılan araştırmalar sonunda enkazı temizleyip yeniden köyü inşa etmektense aşağıya yol kenarına boş araziye yeniden yapmak daha ekonomik ve kolay olduğu bildirilmiş köy yol kenarına inşa edilmişti. Halk tabiriyle Yunuslar Kasabası yola inmişti.

Mustafa Ali ısrarla;

- ”Hacım! Bu heykeli mutlaka caminin yanına dikmeliyiz’ diyordu.

Hacı Kadir anlatmaktan bıkmıştı. Biraz da hiddetlenerek ve bağırarak; “Bu heykeli dikmek bize ne kazandıracak hoca?”

- ”Ne kazandıracak öyle mi? Hacım ilerlersiniz, ilerici olursunuz” diye avazı çıktığı kadar seslenmişti. Hacı Kadir, sakin bir şekilde derinden bir nefes alarak, “Hoca, Hoca! Zere depremden önce Yunuslar Kasabası heykel dikti. Depremde yerle bir oldu, yıkıldı. İlerledi yola indi. Biz depremde hiçbir zarar görmedik şükür. Yol üstündeydik. Yolda kaldık. Eğer heykel diker ilerlersek, biz zaten yoldayız, ilerlersek yoldan çıkarız” diyerek espriyle bir gerçeği ve düşüncelerini söyleyivermiş.

Anadolu insanı zeki, nüktedan ve Nasreddin Hoca’nın  torunları olarak hazır cevaptırlar.

Okunma Sayısı: 1256
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    2.6.2019 19:31:15

    Güzel ve öğretici hatıralar.Devam hocam.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı