"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyükelçiyi dinler misiniz?

Faruk ÇAKIR
13 Haziran 2019, Perşembe
Dünyadaki hadiselere prensipler penceresinden bakmayanların isabetli kararlar vermesi kolay olmaz.

Havaya ve rüzgâra göre iş tutanlar ekseriyetle yanlış yollara gitmek durumunda kalır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda yapılan tartışmalar da eğer prensiplere dayanmadan yapılırsa çelişkiler ortaya çıkar. Türkiye’yi idare edenler çoğunlukla bu hataya düşüyor. Bir “AB üyesi olmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu üyelik Türkiye’ye çok şey katar” diyorlar. Bir başka gün “AB üyesi olmak bize bir fayda vermez. Zaten onlar da bizi üye yapmak istemiyorlar” şeklinde tesbitler duyuluyor. 

Oysa meseleye prensipler penceresinden bakmak lâzım. Türkiye üye olsun ya da olmasın; bugün itibarıyla ekseriyetle AB üyesi ülkelerde uygulanan hak, hukuk ve adalet anlayışını tesis etmek mecburiyetindedir. Şunu da unutmayalım ki hak, hukuk ve adalet Avrupa’nın, AB üyesi ülkelerin tekelinde değildir. Esasında bu değerler bizim geçmişte de sahip olduğumuz temel esas ve değerlerdir. “Adalet mülkün temelidir” diyen ve “kul hakkı”na her şeyden fazla ödem atfeten bir anlayış zaten başka türlü olabilir mi? Dolayısıyla “AB’ye üye olalım”dan maksat; hak, hukuk ve adaletin tam manasıyla hüküm sürdüğü bir ülke olalım” anlamına gelir. Başkaları, bir kısım insanlar AB üyesi olmaktan “sefahat ve rezalet”leri anlıyorsa o anlayış bizi bağlamaz ve bağlamamalı. Bu bakımdan, AB üyesi ülkelerdeki kötülükleri, fenalıkları, sefaheti gösterip AB üyesi olmaya karşı çıkmanın bir anlamı olmaz. 

Esasta bizim olan ve biz sahip çıkmadığımız için bize küsen ve sahip çıktıkları için Avrupa’ya kaçan ‘iyilikler’i yeniden almak istiyoruz, mesele budur.

Yeni Asya’nın bu noktadaki tahşidatını yanlış anlayan ya da anlamak istemeyen bazıları, itiraz etmenin ötesinde iftira silâhına başvururuyorlar. Neymiş, Yeni Asya “AB’nin değerleri dinimizde de var” diyen bir ilim ehlinin sözlerini manşetine taşımış. İyi de kötü mü etmiş? Hak, hukuk, adalet, insan hakları, adil gelir dağılımı, insanca yaşamak gibi bu günlerde AB’nin sahip çıktığı değerler dinimizde yok mu? Bunlar bizim esas değerlerimiz değil mi? “Yok efendim! Siz bunları söylemekle AB’deki sefahete, müstehcenliğe, inancımıza aykırı diğer fenalıklara sahip çıkmış oluyorsunuz” iftirasına kim inanır? Aksine bu tesbit, “Biz dinimizi doğru dürüst yaşayınca, resmen olmasa da fiilen AB üyesi gibi olmuş oluruz” anlamına gelmez mi?

Dışişleri Bakan Yardımcısı, Büyükelçi Faruk Kaymakçı, Antalya’da katıldığı bir toplantıda AB tartışmasına şöyle demiş: “Artık egemenliklerin paylaşıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Cep telefonları, bindiğiniz arabalar, yediğiniz yemek küresel bir karışımdan oluşuyor. 

Dolayısıyla AB’ye üyelik egemenliği kaybettirmez tam aksine egemenliğimizi güçlendirir. İhraç edeceğiz, üreteceğiniz. 

Her mal, AB’nin belirlediği kurallara ve standartlara uygun olmak zorunda. Siz o kuralların oluşumuna, yapılışına üye ülke olarak katkıda bulunamıyorsanız hiçbir şey yapamazsınız. (...) AB, egemenliklerini paylaştıkları kendi rızasıyla katıldıkları bir yapı. (...) Bizim bir an önce hain darbe girişimini geride bırakıp, Türkiye’yi tekrar 1999’dan, hatta 2005’e kadar getirdiğimiz noktada, yani demokrasisi, insan haklarıyla herkesin model aldığı bir ülke haline gelmemiz önemli. Türkiye, bugün AB’ye üye olduğunda Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya ile aynı yetkiye sahip olacak.” (DHA, 11 Haziran 2019)

Avrupa “Birinci Avrupa” ve “İkinci Avrupa” olmak üzere ‘iki’dir. Bununla beraber “Akıl için yol bir”dir. AB üyesi olmak ya da üye olmasa bile Avrupa’daki ekonomi ve sosyal seviyeye çıkmak, onu hedef almak Türkiye’nin menfaatinedir. Kimse korkmasın, ürkmesin. AB üyesi olmakla din elden gitmez. Belki İslâma güzel örnek olursak Avrupa’da bir İslâm devleti doğabilir...

Okunma Sayısı: 1486
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı