"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğitimde çare yok mu?

Faruk ÇAKIR
19 Mart 2020, Perşembe 00:04
Gündemi koronavirüs kaplamış olsa da bu gündemin geçici olduğu inkâr edilemez. İnşallah yakın bir zamanda bu virüsün çaresi bulunur ve bütün dünyada hayat normale döner.

Ancak bunun yanında değişmeyen gündemlerimiz de var. Eğitim meselesi bunların başında geliyor. Salgınlar gelip geçer, ama kalıcı çare bulunmadığı sürece eğitim meselesi gündemde kalır. 

Eğitimdeki sıkıntıları bilmeyen yok. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan YÖK’e, okul müdürlerinden öğrenci velilerine kadar herkes sistemdeki sıkıntıların farkında. Mesele kalıcı çareyi bilmek, bulmak ve uygulamakta düğümleniyor. 

YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın çizdiği tabloya bakınca işimizin hiç de kolay olmadığını, ama aynı zamanda çarenin mümkün olduğunu da görüyoruz. YÖK Başkanı Yekta Saraç, Meclis Millî Eğitim Komisyonu’nda, öğrencilerin başarı oranları ve eğitim sistemi konusunda çarpıcı tesbitlerde bulunmuş. Yükseköğrenimde iyileştirmenin sağlanabilmesi için öncelikle, dört işlem bilenlerin üniversitelere alınması ve eğitim sisteminin ‘üretmeyen hoca’lardan kurtulması gerektiğini ifade etmiş.

Yekta Saraç’ın açıkladığı tabloda şu rakamlar var: 2019 TYT’de temel matematik veya Türkçe testinde 0,5 puanın altında kalan öğrenci sayısı 42 bin 801. Temel matematik veya Türkçe testinden 1,00 puanın altında kalan öğrenci sayısı 57 bin 352. Yine YÖK Başkanı tarafından açıklanan rakamlara göre 2 milyon 390 bin öğrencinin, 735 bini, 2019 yılı TYT’de 1 puan bile alamadı. (Karar g., 14 Mart 2020)

Eğitimde çok ciddî dertler olduğunu kaydeden YÖK Başkanı Saraç, “Eğitim öğretimle ilgili radikal kararlar almamız lâzım, ama o radikal kararların toplumun, iktidarı ve muhalefetiyle birlikte arkasında olması lâzım. Bunun şuna dönmemesi lâzım: Yumurta tavuk, tavuk yumurta. Bu, hepimizin meselesi. Millî Eğitim, Yükseköğretim diye bir şey yok, hepimizin meselesi” demiş.

YÖK Başkanı ayrıca, başarılı olmak isteyen gençlere her türlü kitabı okumaları tavsiyesinde de bulunmuş.

Öne çıkan iki önemli mesele var: Biri, eğitimdeki sıkıntıların aşılması için öğretmenlerin ehil olması gerekir. İkincisi de kitap okuyan öğrencilerin teşviki meselesi. Acaba bu iki önemli konuda kararlı adımlar atılacak mı? 

Pek çok uzman eğitimdeki sıkıntıları aşmanın yolunun ‘ehil öğretmen’ yetiştirmekten geçtiğini zaten ifade ediyorlar. Ayrıca, öğrencilerin kitap okumaya teşvik edilmesi de tekrarlanan bir tesbit. Ancak bu tavsiye ve tesbitlerin icra safhasına geçtiğini söylemek mümkün değil. Bazı okullarda var, ama bütün kullarda müstakilen ‘kitap okuma ders saati’ uygulaması başlatılsa ve kitap okuyanlara imkân sağlansa, ödül verilse çok iyi olmaz mı?

Mecburiyet ve memuriyet sebebiyle öğretmen olan, ama bunu isteyerek yapmayanlar varsa memurlar arasında geçiş imkânı sağlansa ve işini severek yapmayan öğretmenler başka birimlere ve bölümlere geçse iyi olmaz mı? Aynı çerçevede, mesleği öğretmen olduğu halde mecburen başka işlerde çalışan ‘ehil öğretmenler’ okullara, sınıflara alınsa çok daha iyi olmaz mı?

Türkiye eğitimde yaşanan sıkıntılara kalıcı çare arıyorsa ‘akıl için bir’ olan yolu tercih etmeli ve ehil öğretmenleri sınıflara dâvet etmelidir. Başka yol, başka çare yok vesselâm.

Okunma Sayısı: 935
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aydın Bak

    19.3.2020 18:48:06

    Takdir ve tebriklerimle; bu ve buna benzer, toplumun ihtiyaç duyduğu mevzularda kalem oynayanlar; Kur'an, Sünnet, İcma-i Ümmed, Kıyas-ı Fuku'a çizgisinde yol alan Yazar ve Çizerlerimize; dualar ediyor, en kalbi selamlarımı; arz ediyorum...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı