"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuku hatırla, geç kalma

Faruk ÇAKIR
12 Ocak 2022, Çarşamba
Hukuk ve adalet sahasında can sıkıcı işler olduğunu artık sağır sultanlar da duydu.

En temel kurallar dikkate alınmadan adımlar atıldı ve ülkemiz ‘âdil ülke listesi’de gerilere düştü. Bu gidişin hayra alamet olmadığı artık hukukçular tarafından da ifade edilmesi iyi, ancak tesbitte ve uygulamada geç kalındığını da söylemek mümkün.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Anayasa Yargısı Araştırmaları Merkezi (AYAM) ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğinde, ‘Anayasal Bir Güvence Olarak Silahların Eşitliği İlkesi’ konulu bir sempozyum düzenlenmiş. AYM Yüce Divan Salonu’nda gerçekleşen sempozyumda yapılan konuşmalarda hukuk sistemindeki sıkıntılar dile getirilmiş ve çareler aranmış. 

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın bu sempozyumda yaptığı konuşma önemli. Çünkü konuşmada derin bir yaraya işaret edilmiş. Yargılamada ‘silâhların eşitliği ilkesi’nin, hukuk, ceza ve idarî yargılama hukukunda tüm uyuşmazlıklar için geçerli olduğunu söyleyen AYM Başkanı Arslan, “Demokratik hukuk devleti, ceza yargılamasında savunma hakkının güvenceye alınmasını gerektirmektedir. Bunlar mahkemenin kararlarında belirtilen çok önemli temel ilkelerdir. Adaletin sağlanması, onun gerçekleştiğinin görülmesine de bağlıdır. Başka bir ifadeyle adalet aynı zamanda bir görünüm meselesidir. Tarafların adaletin sağlandığını, toplumun da adaletin sağlandığını görmesi ve bu yönde bir algının oluşması gerekmektedir.”

Peki, ülkemizde ‘hukuk ve adaletin görünümü’nün arzu edilen seviyede olduğunu söylemek mümkün mü? Belki sayıca çok karara alınıyor, ama bu kararların ‘âdil olduğu’ noktasında bir kanaat, bir inanç var mı? Meselâ, geçen gün paylaşılan bir haberde ‘yargılama sürelerine uyulduğu’ beyan edilmişti. ‘Mahkeme süresinin kısa olması’ tek başına adaletin tecelli ettiğini gösterir mi?

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın şu tesbitleri de mühim ve hayata geçmesi icap eder: “Yargılamanın makul sürede sonuçlanmasında silâhların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesine kadar âdil yargılama hakkının tüm unsurlarıyla korunması, hukuk devletinin olmazsa olmaz gerekleridir. Bu noktada bireysel başvuru istatistiklerinin endişe verici olduğunu ifade etmek isterim. Bireysel başvurunun uygulamaya başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren yapılan başvuruların büyük bir kısmı âdil yargılanma hakkına erişmek içindir. Mahkememize 2021’de 66 bin 121 başvuru yapıldı. Ve bu başvuruların yüzde 73’ünden fazlası âdil yargılanma hakkı için. Başka bir ifadeyle geçen yıl mahkememize yapılan başvuruların yaklaşık dörtte üçü, âdil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri kapsamaktadır. İhlâl sınırları bakımından da durum çok farklı değil. Başlangıçtan itibaren verdiğimiz toplam ihlâllerin yüzde 77’si âdil yargılanmaya dahildir. Bu sayı ve oranlar bize aslında vahim bir durumu işaret ediyor. Âdil yargılanma hakkıyla ilgili bir meselemiz var. Bu meseleyi çözmek de hepimizin ortak görevi. Âdil yargılanma hakkının korunmadığı, ihlâllerin önlenemediği bir ülkede hukuk devletinin tüm kurallarıyla korunması da mümkün değildir.” (Haberturk.com, 10 Ocak 2022)

AYM Başkanının bu ‘doğru’ tesbitleri yapığı ülkede ‘yer şey yolunda, adaletsizlik yok’ diyen çıkar mı? Evet, “Bu meseleyi çözmek de hepimizin ortak görevi.” Ama en başta idarecilerin görevi...

Okunma Sayısı: 1642
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nabi

    12.1.2022 22:57:17

    15 _20 Temmuz2016 'dan sonraki süreçte hukukun temeline dinamit konulmuş ,hukuk, adalet ve yargı isim ve resimden ibaret bir seviyeye indirgenmiştir.Hukuk adeta dip yapıp karaya oturmuştur.Her nasılsa hakikate yarasa gibi bazı gözler yumulmaya , bazı kulaklar işitmemekte ısrar etselerde , gafletin çukurlarında tekellüflü teviller zırvalar yapılmaya devam edilsede hakikat güneşi bir gün doğacaktır inşaallah .Bizde Üstadımızın dediği gibi deriz, bu nefes çıktığı müddetçe ; Ne mümkün zulm ile bidat ile imha-i hürriyet,Çalış vicdanı kaldır muktedirsen ademiyetten.Devamından olarak; Yarın elbet bizim ,elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış ebed Cenab-ı Allah C.C . gazetemiz ve şahs - ı manevimizi her türlü fitnelerden ,kötülüklerden koruyup muhafaza eylesin.Kaleminize yüreğinize sağlık selam ve muhabbetlerimle Allah a C.C.emanet olunuz .

  • S.topuz

    12.1.2022 09:49:27

    Adaletin olduğu yerde huzur olur,barış olur,kardeşlik olur,bolluk ve bereket olur. Daha da önemlisi gerçek manada Hürriyet ve Demokrasi olur. Daha ne olur? Din,iman,kuran,vicdan ve I'la- ı Kelamullah hizmetleri daha mükemmel olur.Daha başka neler olmazki?..

  • Mehmet Türeli

    12.1.2022 04:16:31

    Fatih Sultan Mehmet Han der ki: “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet de ölür.”

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı