Ülkemizin dertlerinden biri de “beyin göçü”dür. “Beyin göçü” kısaca, iyi eğitim almış, konusunda uzman kişilerin (hekim, mühendis, akademisyen vb.) yaşadıkları ve yetiştikleri ülkeleri terk edip daha iyi çalışma imkânları olan ülkelere göç etmesi olarak tarif ediliyor.
Türkiye bu dertten çok muzdarip. “Beyin göçü” geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, ancak son yıllarda bu durum iyice arttı. Günümüzde sadece üniversite mezunları değil, lise mezunları bile “başka ülkeler”de okumak için yurt dışına çıkıyorlar.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı yükseköğretim beyin göçü istatistiklerine göre, üniversite mezunlarının yurt dışına göç oranında artış yaşandı. Bir önceki yıl yüzde 2 olan beyin göçü oranı, 2025’te yüzde 2,2’ye yükseldi. TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı erkeklerde yüzde 2,7, kadınlarda ise yüzde 1,8 olarak kaydedildi. Eğitim alanları arasında en yüksek beyin göçü oranı ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde görüldü. Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025 yılında yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu ili sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi.
Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025 yılında artarak yüzde 1,9 oldu. Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 4,3 iken, 2025 yılında artarak yüzde 4,4 oldu. Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025 yılında en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bu sırayı yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri yüzde 7, mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 4,8 ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik yüzde 3 oldu. (ntv.com.tr, 23 Ekim 2026)
Türkiye’yi idare edenlerin bu meselenin ciddiyetini anlayabildiğini söylemek kolay değil. Bunca genç beyin ülkeyi terk ederken idarecilerin “her şey yolunda” tavrı takınması hiç de iyi değil. Hatta ve hatta “Bu mesele ciddi olarak ele alınsın, genç beyinleri başka ülkelere kaptırmayalım” diyenlere; idarecilerimiz “Giden gitsin, kalanlar bize yeter” tavrıyla yaklaşıyorlar.
Tabiî başta öğrenciler olmak üzere yetişmiş kadroların niçin başka ülkelere gittiğinin iyice araştırılması icap eder. Niçin Türkiye bir “cazibe merkezi” olmasın ve başka ülkelerden yetişmiş insanlar ülkemize gelmesin? İstesek ve uzun dönemli doğru politikalar uygulansa Türkiye’nin de “cezbeden ülke” olması mümkündür.
Elbette böyle bir ülke olmayın yolu da yine “hak, hukuk ve adalet”in tesis edilmesiyle mümkün olur. Bakınız, “beyin göçü”nü konuşurken yine geldik “hukuk”a dayandık...
Hangi yoldan gidilirse gidilsin doğru ve Türkiye için iyi olan yol “adalet”ten geçiyor. Bu apaçık gerçeği görmemek mümkün mü? Gerçekleri görelim ve ülkemizi “cazibe merkezi” haline getirelim...