"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine yanlış yapıyorsunuz

Faruk ÇAKIR
25 Nisan 2019, Perşembe
31 Mart Mahallî İdareler Genel Seçimleri geride kaldığı halde, seçim sürecinde yükselen siyasî tansiyon henüz normale dönmüş değil.

Türkiye’yi idare edenlerin de ifadesiyle şimdi ‘demirin soğutulması’ isteniyor.

Şunu kabul etmek gerekir ki, siyasî tansiyon en başta yükseltilmemeliydi. Bazı siyasetçiler her fırsatta tartışmaların üzerine körükle giderek bir bakıma demiri ısıttı. Oysa ‘demir’in ısınması, siyasetin sert  tartışmalara sahne olması, tansiyonun yükseltilmesi hem siyasete, hem siyasetçilere, hem de millete zarar  veren bir durum.

Seçim tartışmaları devam ederken başta siyasetçilere olmak üzere idarecilere “Sakin olun, kırıcı olmayın. Yarın birbirinizin yüzüne bakamayacak sözler söylemeyin’ mealinde tavsiyelerde bulunanlar oldu. Ateşe körükle gidilmemesi icap ettiğini yazanlar, çizenler, konuşanlar vardı. Ne yazık ki seçim öncesi siyasî hava  bu tavsiyelere kulak vermedi. Seçim meydanları, mitingler ve TV ekranlarında yapılan konuşmalarla ekseriyetle demirin daha kızgın hale gelmesine yol açıldı.

Aradan günler geçti, seçim geride kaldı ve yükselen tansiyonun, kızgın hale gelen ‘demir’in hiç kimseye fayda vermediği görüldü. Bu defa da demirin soğutulması gerektiği haklı olarak ifade edilmeye başlandı.

Elbette demirin soğutulmak istenmesi gerekli ve faydalıdır. Ancak bunu yaparken yeni kızgınlıklara, kırgınlıklara ve tartışmalara yol açmamak da lâzım. Seçim öncesi yapılan “tansiyonu yükseltmeyin”  tavsiyesini dinlemeyenler şimdi de “dışlayıcı olmayın” mealindeki tavsiyelere kulak asmıyor. Kusura  bakılmasın, ama seçim öncesinde yanlış yapanlar şimdi de başka şekilde yanlış yapmaya devam ediyorlar.

“Demiri soğutmak” yani siyasî tansiyonu düşürmenin en tesirli yolu her konuda hakkaniyetli olmak ve adaletli davranmaktır. Seçim tartışmaları sona ermiş olsa bile hadiseler karşısında adaletli adım atıldığını gösteren bir emare ortada yok maalesef. Yine kınayan, yine dışlayan, yine ötekileştiren bir dil hükmünü icra ediyor.

Gazete ve televizyonların yayınlarına bakıldığında bunu görmek mümkün. Elbette gerginliğin en büyük payı medya vasıtalarındadır, ama bunlara ‘dur’ demesi mümkün olanların bu ikazı yapmamış olması yanlıştır. Seçim öncesi meydana gelen gerginlikten kısa süreli istifade edenler olmuş olabilir. Fakat bu  gerginliğin uzun sürede faydalı olmadığı görüldü ve gerginlik politikalarından geri adım atılmak istendi.  Aynı şekilde şu an devam eden ötekileştirme, dışlama ve itham politikası da kısa dönemde fayda verse de  uzun dönem için faydalı değildir. Bunu görmek için ayların ve yılların geçmesini beklemeye gerek yok ki?

Türkiye’yi idare edenler muhalifleri değil, kendilerinin tayin ettikleri dünkü ‘akil adamlar’ı dinleseler bile bunun böyle olduğunu görebilirler. Dünün başbakanı ya da en üst düzey idarecilerin danışmanları dahi bu kısır tartışmaların siyasete ve siyasetçiye fayda vermeyeceğini söylemiyor mu? Acaba siyasetteki dünkü yol arkadaşlarını dinlemekten onları alıkoyan nedir?

Türkiye’yi idare edenler kısa dönem siyasî menfaatleri değil, uzun dönem ve Türkiye’ye faydalı olan yolları tercih etmek durumundadırlar. Nasıl ki seçim öncesi yükselen tansiyon, sert tartışmalar, kırıp dökmeler bir işe yaramadı; aynı şekilde şimdiki dışlayıcı, ötekileştirici ve itham edici dil de yine Türkiye’ye ve millete  fayda sağlamaz.

Dün yanlış yapanların bugün pişman olduğu görülüyor. Bugün yanlış yapanların yarın pişman olacağı görülecek. Lütfen yine yanlışlara imza atılmasın, yanlışlarda ısrarcı olunmasın...

Okunma Sayısı: 2282
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    25.4.2019 11:47:43

    İktidar cenahından bir siyasetçi 31 Mart yerel seçimlerindeki mağlubiyeti "gönüllere giremedik" diye açıklamış. Hayır! Gönülleri tar u mâr ettikleri için yenilgiye uğradılar. Teşhisi doğru koymak lazımdır. Tahrip kolay tamir zordur. Duygu ve düşüncelerine kampanya boyunca yüksek dozda öfke, nefret, kin, adavet enjekte edilen kitleler, bunu, fırsat bulduklarında hedefe konulan muhalif şahıslar üzerine linç ya da saldırı girişimi olarak yansıttılar. Yapılan yanlışın şu vahim sonucu gördükten sonra hala daha yanlışta ısrar etmek akıl kârı mı? Olmayan beka sorunu üzerinden gerilen ülkede bekanın ilacı, hürriyet ve adalet, demokrasi ve hukuktur. Bunun tesis ve temadisi için ciddi çaba gösterilmeli, yapılacaksa ittifaklar bunun için olmalıdır. Demokrasi kültürüne sahip bireyler ve demokrat siyasetçi olmak, demokratik siyaset yapmak, yanlışta inat etmemek, ortak akla önem vermek...sorunları çözmek ve tansiyonu düşürmek için şart.

  • Gündüz Alp-2

    25.4.2019 11:33:08

    Kendilerini ikaz eden, doğruyu söyleyen kesimlere kulak vermek gibi bir alışkanlık da olmayınca "kızgın demiri" soğutmak hayli zaman alacak gibi görünüyor. Yandaş medya ise bildik tavrını sürdürüyor: Yangına körükle gitmek. Toplumsal barış ve huzurun yokluğu, demokrasi ve hukukun yokluğuna işaret ediyor ama dinleyen kim? Ortalık toz duman. Karşılıklı suçlamalar. Olan vatandaşa oluyor. Çünkü siyasal, sosyal ve ekonomik krizi bizzat yaşayan onlar. Elbette muhalefetin görevi sorunları dile getirmek, halka tercüman olmaktır. Bunu yapan medya "maskaralık" yapmadığı gibi, bunu yapan muhalefet de "yıkıcı" olmuş olmazlar. Görevleri budur. Birine "maskara" ötekine "yıkıcı", kendilerini tercih etmeyen halka da "adiler" dendiği zaman o ülkeye barış ve huzur gelmez. Önce dilimize çeki düzen verelim. E-de-b Ya Hû demişler.

  • Gündüz Alp

    25.4.2019 11:22:18

    Sayın Çakır, sorunları niye çözümsüz kaldığını anlatan güzel yazınız için teşekkürler. "Yanlışta ısrar." Bir de yanlışı hiç üzerine almamak, hep başkalarının üstüne atmak, iflah olmaz bir iktidar hastalığıdır. Baksanıza prof. ünvanlı bir siyasetçi sorunu ve kaynağını bulmuş:Yıkıcı muhalefet! Bravo tebrikler! Hiç aklımıza gelmemişti! Peki ülkede muhalefet var mı? Sonda söyleyeceğimizi önde söyleyelim: Muhalefet demokrasilerde olur. İstibdat ve tahakküm ihtiva eden rejimlerde değil. Denge, denetim ve frenden azade bir sistemle ülkede, siyasal çıkarlar uğruna devamlı surette "gaz sıkışmasının" netice verdiği saldırı olayları olacaktır. Öylesine fırtınalı bir yerel seçim kampanyası geçirdik ki. Yalan, iftira, tehdit, hakaretler... havalarda uçuştu.Topluma yansıması olmayacak mı sandık? Hâlâ tansiyon düşmüş değil. Çünkü iktidar cenahından yapılan açıklamalar yine kendileri dışındakileri suçlayıcı mahiyette. Kendilerini hesaba çekici bir tavır sergilemiyorlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı