Rahmetli babam tır şoförü olduğundan yurt dışı sefer dönüşü tırımızı bakım görmek üzere sanayiye götürürdük. Ustalar gerekli bakımları yaparken onların diğer ustaların veya kalfaların yaptıkları işi gözlemleme fırsatımız olurdu.
Çocuklardan bir tanesi bazen ustaya elindeki parçayı getirir “bu yalama olmuş usta” derdi. Usta da emin olmak üzere vidayı alır sıkar tam tuttu dediğiniz anda, vida kendini bir anda bırakırdı. Bu boşa dönme veya vidanın kendini bir anda bırakma durumuna ‘’yalama olmuş’’ denir. Bazen somun dediğimiz parça bazen de vidanın kendisi yuvada dişlide boşa dönerdi. Tabiî bu durumu ortadan kaldırmak için farklı yöntemler vardı.
Şimdi dönelim asıl konumuz olan BM’nin boşa dönen vidası yalama olmuş kısmına. Beş tane devletin elinde olan sistem tamamen dikiş tutmaz hale gelmiş, deyim yerindeyse yalama olmuş dişlinin içinde artık her şey boşa dönüyor.
Yapılan açıklamalardan azıcık umut duyar gibi oluyorsunuz, “Tamam bu defa işler yoluna girecek galiba. Evet evet halloldu” diyorsunuz, bir bakıyorsunuz ki, yine yeniden her şey başa ve boşa dönüyor.
‘’Doymazdı gözler, doymazdı nefisler, doyurdu nice doymazları o mezardan şehirler’’ şeklinde anonim bir deyim veya beyit vardı, belki duymuşsunuzdur.
Dünya özellikle de bitmek bilmeyen hırsların, aç gözlülüğün pençesinde kıvranan Çin, Rusya ve ABD’nin oyuncağı olmuş, gücü yeten yetene. Her biri battaniyenin bir ucundan tutmuş çekiştiriyor, bir yerinden 40 trilyonu aşkın borcuyla açıklarını örtme yarışında olan ABD çekiyor bir diğer taraftan da 40 tane hesabı olan Çin ve başı ciddi anlamda belada olan Rusya kutbun diğer başı olma sevdasıyla battaniyeyi çekiştiriyor. Hepsi de açık olan yerlerini örtme telaşındalar ama nafile.
Diğer gariban devletlerin tamamı da battaniyenin etrafında mezardan şehirlerin doymazları doyuracağı günü bekliyorlar galiba.
Üstelik gariplerimin bir kısmı kimin yanında battaniyeyi beklemek zorunda olduklarını da bilmiyorlar. ‘’Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal’’ misali.
Gerçek şu ki hangisinin yanında dururlarsa dursunlar battaniyelerinden istifadeleri en nihayetinde ayak uçlarını örtmekten ileri gidemeyecek.
Bu arada Avrupalılara elektriksiz, doğalgazsız ve susuz kaldıkları günlerde nasıl ayakta kalacakları da öğretiliyorken ‘’Haklı olanın güçlü olması gereken dünyada, güçlü olanın haklı olduğu” dönemi önümüzün kış olması münasebetiyle üşürken iliklerimize kadar hissetme ihtimalimiz de var.
Ne diyelim Rabbim vatanımızı ve milletimizi, masumları, mazlumları, ümmet-i Muhammedi maddî ve manevî her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin.