"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her yanımız kimyevî zehir (2)

Feyzullah ERGÜN
13 Mayıs 2019, Pazartesi
İnsanoğlu, zararlı kimyevî maddelerin toksik etkileriyle, yaşadığı çevre şartlarını tahrip ettikten sonra, doyumsuz hırsların kamçılamasıyla, kimyevî yıkım yönünü kendine doğru çevirmiştir.

Bu HIZLI KIYAMETİN gerçekleşmesi, toplumdaki bilgi kirliliği ile birlikte yaşanan, bilgi ve ilgi eksikliğinin en yüksek seviyelere ulaşmasına dayanacaktır. Dünyada ve özellikle Türkiye’de, insan sağlığının her geçen gün hızla ve yükselen rakamlarla yıkıma ulaşması, kimyevî zehirlerin gıda maddelerine ve hayatın her alanına uygulanması sebebiyledir. İnsanlığın huzuru ve sağlığı ancak, kimyevî zehirlere ‘dur’ diyecek yöneticilerin, halkın sağlığını ve dolayısıyla bütçelerde açılan ve kapatılamayan açıkları, sıkı kontrol altına alabilme başarısına bağlıdır. Yaşanan bütün bu olumsuzluklara rağmen, bu çıkmazdan ve kurulan tuzaklardan kurtulmak zor görülmemelidir. Toplum bilinci oluşturarak, toplumun her tabakasının yeterli derecede bilgilendirilmesi ve bu konuya duyarlı bir topluluğun geliştirilmesi sonucu, gıdalarımızı, giyeceklerimizi ve diğer tüketim ihtiyaçlarımızı dikkatle seçerek ve sabır göstererek, bu zor problem başarıyla çözülebilir.

İnsan sağlığını ve organ fonksiyonlarını tahrip eden, kimyevî zehir ihtiva eden, gıda ve temizlik maddelerinin saldırısına uğradığımızdan, halkın sağlığını koruma görevini üstlenen, çeşitli yönetim kademelerinin, halkın sağlığını ve çevreyi çalışmalarını, yalnız gönüllü kuruluşlara dayandırarak, çözüme kavuşturabilecek ve pozitif sonuç verebilecek bir yol olmadığı da kesindir. Elinde kontrol, denetim gücü yetkileri bulunan kurumların kaçınamayacakları hem hayatî, hem de büyük ekonomik sonuçlar doğurabilen bir sorumluluktur. Kimyasal toksik maddelerin kullanılmaması için, herkesin can-ı gönülden, bilinçli bir çalışmanın içinde yer alması, gelecek nesillerin sağlıklı yaşamasına sebep olacaktır. Aksi halde, en büyük zenginliğimiz olan sağlıklı, genç insan kaynağımızı, kendi ellerimizle yıkıma uğratmış olacağız. Unutulmaması gereken “Allah’ın yarattığı vücudumuz, insanlar tarafından üretilmiş kimyevî maddelere direnç gösterecek şekilde, tasarlanmamış ve yaratılmamıştır. 

Bu sebepten, kullanmak ve tüketmekte olduğumuz tabiî olmayan ve insan yapımı her türlü maddeye karşı dikkatli olmalıyız. Kimyevî maddeler, çok geniş bir yelpazede yüz binlerce maddeyi ihtiva ediyor ve insan vücudundaki birikimleri de, isimlerini sayamayacağımız kadar çok hastalık ve soruna sebep oluyor. İnsanların icadı olan bu kimyevî ürünlerin büyük bir kısmı güvenlik testleri yapılmadan, pazara veriliyor. Çeşitli yollardan vücudumuza aldığımız kimyevîler, genellikle uzun vadede etki gösteriyor, ancak bu süreçte hangi hasarlara sebep olabileceği, bilim adamlarınca da günümüzde yeteri kadar bilinmiyor. Vücudumuzdaki (tabiî) kimyasalların birleşmesinin, ne gibi olayları tetikleyeceğini henüz net bir şekilde bilemiyoruz. Sık sık hastalanıyorsanız, dikkat edin eviniz yoğun biçimde TOKSİKTİR! Aynı şekilde sıklıkla aşırı STRES PROBLEMİ yaşıyorsanız, sizin toksik olma durumunuz, yüksek safhadadır.” 3

Günlük hayatta kullanılan GIDA, İLÂÇ, kozmetik ürünler ve daha başka maddelerin üretilmesinde, gereksiz yere ve zarar vereceği kesinlik kazandığı halde, başta Titanyum dioksit ve daha başka zararlı kimyevîlerin karıştırılması engellenmeli ve sıkı bir şekilde izlenmelidir. İlâçların Titanyum dioksit ile kaplanması ise, hiçbir şekilde kabul edilemez. Tedaviye katkı sağlamayan bu madde, hastaların bünyesini ne hale getireceğini, akıl kavrayamamaktadır. Bilim dünyasında yapılan birçok araştırmadan alınan DEHŞET VEREN sonuçlardan birisi “ABD’de Çevre Çalışma Grubu EWG (Environmental Working Group) tarafından 2009 yılında yaptırılan ve rapor halinde yayınlanan bir ilmî araştırmada, yeni doğmuş 10 çocuğun göbek bağından alınan kan örneği üzerinde yapılan incelemede, çocukların kanlarında 230’dan fazla değişik kimyevî bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bebeklerin GÖBEK BAĞINDA bulunan bu kimyevîlerin KANSERİ TETİKLEYEN, sinir sistemini, beyin fonksiyonlarını ve hormonların dengesini bozan, SAKAT DOĞUMLARA sebep olan, zehirler olduğu ortaya konulmuştur. Sakat doğumların, KISIRLIĞIN sebeplerinden biri de, kimyevîlerin insan vücudunda sebep olduğu olumsuz durumlardır. Halk bu konularda, bütün DÜNYADA korumasız ve bilgisiz bırakılmıştır.” 4 ABD’de durum bu ise, vay halimize.

İnsanlığın bu kimyevî zehirlerle olan büyük ve maceralı sınavı karşısında, çırpınarak bir şeyler yapmaya çalışılması, onların reklâmlarına karşı, uyarıcı bilgilerin toplumun her kesimine hızla ulaştırılması en başta gelen bir TEDBİRDİR. Kimyevî katkı maddeleri hakkında, toplumun bilinçlendirilmesinde yöneticilerden başka, Sivil Toplum Kuruluşları’ndan, Tüketici Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği, Diş Hekimleri, Eczacılar, Kimyagerler, Gıda Mühendisleri, Veterinerler, Beslenme ve Diyet Uzmanları ve Türkiye Barolar Birliği’ne, vazgeçilmez görevler düşmektedir. Hepimiz DÜNYA GEMİSİNİN yolcularıyız. Ba’de harab ül Basra demeden, can-ı gönülden gayret gösterilmesi, insanlığın sağlık ve selâmeti açısından ihmâl edilmemesi gereken hayatî bir insanlık borcudur. Bu konuda uyarı sinyallerinden birisini de, Theo COLBORN “Çalınmış Geleceğimiz adlı eserinde; dokunulmamış hiçbir ekosistem kalmamıştır. 20. Yüzyılın ortalarından beri, hiç kimse anne karnında HORMONAL AKTİF SENTETİK bileşenlere maruz kalmadan, dünyaya gelmemiştir.” 5 diyerek verilmektedir.

Son olarak diş macunu konusundaki yanıltıcı reklâm ve bilgiler çerçevesinde; “Televizyon reklâmlarında diş fırçanız üzerine parmak kalınlığında, hiç gereği olmayan miktarda diş macunu sıkmanız özendiriliyor. Özellikle bu miktar çocuklar için, tehlike arz ediyor. Diş macunuyla dişinizi fırçaladığınızda, ağzınızı iyi çalkalamadığınızda, ağzınızda kalan diş macunu kalıntıları içindeki, kimyevîler ve tatlandırıcılar, dişlerinize ve sağlığınıza faydadan çok, zarar veriyor. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Doç. Dr. İnci Devrim bu konuda şöyle söylüyor: ‘Dişler fırçalanırken diş macunu olmazsa olmaz, bir şey değildir. Dişlerimizi temizleyen, aslında fırçayla yapılan mekanik temizliktir. Diş macunu ve gargara tek başına çürüğü önlemez. Macun değil, fırçalama çürüğü önlüyor.”  6 Dişlerinizi fırçalarken, fırçanızı ıslatıp üzerine bir miktar karbonat tozu ekleyerek, dişlerinizi fırçalarsanız, yan etkisi olmadan dişlerinizi daha sağlıklı temizlemiş olursunuz. Çok güzel bir uygulama ise, diş fırçanıza birkaç damla BAL koyduktan sonra, MİSVAK TOZUNA batırılarak yapılacak diş temizliği, en ideal olanıdır.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar: 3) Heyet (Konu: Kim. Müh. Mennan Aysan KUZANLI) Kansere Çözüm Var! s. 247, Hayykitap 2015. 4) İsmail TOKALAK, Dünyada İlâç ve Kimya Terörü, s. 14 Ataç Yayınları 2016. 5) Liz ARMSTRONG, Guy DAUNCEY, Anne WORDSWORTH, Kanser, s. 404 Alfa Yayınları 2010. 6) İ. TOKALAK, Age. s. 281.

Okunma Sayısı: 1158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    13.5.2019 10:56:11

    Karbonat tozu,misvak ve bal kullanımı yanında; kaya tuzu da kullanılmalı.Bu hem antiseptik,hem 84 elementle dişi ve diş et lerini besliyor,birde beyazlatıcı özelliği var.Diş macunlarından uzak durulmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı