"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İradenin ötesinde: Sırr-ı istihdam

Ömer Faruk Yıldız
24 Temmuz 2026, Cuma
Sâika ve şâika’nın insanda inkişaf etmesi, onu çok büyük bir hakikatin eşiğine, istihdam sırrına taşır. Bediüzzaman, vakfettiği kudsî hizmetine ve etrafındaki inayet tecellilerine bakarken bu sırrı öylesine net okur ki, o sarsıcı tespiti yapar: “Biz istihdam olunuyoruz; ihtiyar ve iktidarımız haricinde çok mühim işler bize yaptırılıyor.”1

Bu cümlede bir temenni veya zan yoktur; katıksız bir yakîn bildirir. İnsan kendi zayıf iradesine ve cılız gücüne baktığında, devasa neticelerin kendi eseri olamayacağını anlar. Kudret sahibi, mühim işlerini yaptırmak üzere kullarını seçer; onları sâika ile sevk edip, şâika ile şevklendirerek çalıştırır. Tıpkı o derin ifade gibi: “Melik’in atiyyelerini ancak matiyyeleri taşır.”2 Sultan’ın muazzam İlâhî hazinelerini, ancak liyakatli, seçilmiş ruhlar taşıyabilir. Bu kervana katılmak, ferdî başarıdan ziyade ilâhî bir istihdam zincirine dahil edilişin şükrünü gerektirir.

Hakikatin şaşmaz terazisi: Vicdan

İçimizde yankılanan bu yönlendirmelerin nefisten mi yoksa ilâhî bir sevkten mi geldiğini ayırt etme aracı vicdandır. Risale-i Nur’da vicdan için zikredilen “O şevk ve sevk yalan söylemez, yanlış gidemez”3 düsturu, onun hakikati vasıtasız görmesinden ileri gelir. Fıtratın pusulası olan vicdan, eylemin mahiyetini anında onaylar.

Kimi zaman insan bir vazifeye sâika ile sevk edilir fakat şâika çalışmaz. Yani kalbinde coşkun bir lezzet hissetmez. Nefis derhal isyana kalkışır. Tıpkı Bediüzzaman’ın nefsine muallimlik yapan o küçük sinek gibi…4 Sinek, kendi malı olmayan uzuvlarını hiçbir gurura kapılmadan, asker ciddiyetiyle temizler. İnsanın da nefsi lezzet almadan, sırf emr-i ilâhîye imtisal ederek o sevke itaat etmesi ihlasın ta kendisidir. Bu hal, nefsin hissesinin bulunmadığı şevk-i mutlaktır.

Bizler, kudretin “Latife-i Rabbaniye”miz kalbimiz üzerinden ilettiği nuranî işaretlerle yol alıyoruz. Eskilerin “Kurdun bahsini edince topuzu hazırla”5 sözü bile hiss-i kablel vukunun sade bir yansımasıdır. Latifelerimizi imanla beslersek, adımlarımız şaşmaz bir istikamete kavuşur. Kibirli aklın tahtından inip ruhun İlâhî pusulasına teslim olduğumuzda ise dilimizde yalnızca şu teslimiyet yankılanır:

Biz istihdam olunuyoruz; ne mutlu o Sultan’ın atiyyelerini taşıyan matiyyelere...

Kaynakça:

1- Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Mesele, s. 345.

2- Mesnevî-i Nuriye, Hubab, s. 76.

3- Mesnevî-i Nuriye, Nokta, s. 196.

4- Lem’alar, Yirmi Sekizinci Lem’a, Üçüncü Nükte, s. 276.

5- Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Sekizinci Mesele, s. 348.

Okunma Sayısı: 202
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı