"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan Bayramı

Halil ELİTOK
13 Mayıs 2021, Perşembe 05:28
Dinî açıdan özel önemi olan bayram gününü etimolojik açıdan ele aldığımızda çok eskilere dayanmaktadır. Kaşgarlı Mahmud’un tesbitine göre kelimenin aslı Farsça bezrem/bezrâm olup “sevinç ve eğlence günü” demektir ve beyrem/bayram telâffuzu Oğuzlar’a aittir. 1

Bayram kelimesinin Arapça’sı, sözlüklerde “âdet halini alan sevinç ve keder; bir araya toplanma günü” anlamına gelen îd’dir. Bayramlar toplumların hayatında görülen olağan üstü günlerdir. Bayramları Dinî ve Millî olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Dinî bayramlar Ramazan ve Kurban olmak üzere ikidir. Her iki bayramda hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan Bayramı bir başka ifade ile “fıtır bayramı”; Hicretin 2. yılında orucun farz kılınması dolayısıyla Ramazan ayını oruçlu geçiren mü’minler takip eden ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.

Kurban Bayramı; Hz. İbrâhim’in oğlu İsmail’i kurban etmek istemesi ve İsmail’in de buna rıza göstermesi, Allah’a karşı gösterilen büyük sadâkatin karşılığı olarak Cebrail (as) tarafından kesilmek üzere koç getirilmesi ve bu hayvanın İbrâhim (as) tarafından kurban olarak kesmek suretiyle iki peygamberin Allah’a karşı verdikleri başarılı imtihan sevincini yaşamalarından dolayı bayram yapılmaktadır.

Hz. Peygamber (asm), Medine’ye hicret ettiklerinde Medine halkının İran’dan alınma Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutladıklarını görünce Hz. Peygamber (asm): “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, Ramazan ve Kurban Bayramıyla değiştirmiştir.” 2 buyurarak İran menşeli bu iki bayramın kutlanmasını yasaklamıştır.                   

İslâm'ın tatil anlayışını bütünüyle kavramada bilinmesi gereken bir diğer nokta "bayram telâkkisi"dir. İslâm bu noktada da hususiyet arz eder. Çünkü İslâm'a göre bayram, tamamen muattal veya sırf eğlenceyle geçirilecek bir tatil müddeti değildir.

İslâm'ın bayram telâkkisinde yeme, içme, eğlence ve zikrullah birlikte yer alır. Birini diğerinden ayırmak mümkün değildir.

Bayramlar; sadece güzel giyinmek, nefis yemekler yemek, zevk ve eğlencelere dalmak ve içkili masalar donatmak için değildir. Müslümanlar yemeyecek mi, güzel elbiseler giymeyecek mi? Elbette bunları yapacaktır. Bunlar işin dünyevî boyutunu meydana getirir.

Asıl bayramlar;

a. İbadet ve taatının kabul olduğunun belirlenmesi üzerine olur.

b. Bayram, günahların affı, suçların hasenata dönüştüğünde olur.

c. İbadet yapmanın huzuruna ermede olur.

Bir zat bir bayram günü Hz. Ali’nin yanına varır, onu kuru bir ekmek yerken görür. Der ki: Ya Ali! Bu gün bayram günüdür, sen ise kuru ekmek yiyorsun.

Hz. Ali: Evet, bu gün bayramdır. Ama bayram orucu kabul olanlara ve günahları affedilenleredir. Böyle olduğu zaman bu günde yarın da bizim için bayramdır. Allah’a isyan etmediğimiz her gün bizim için bayramdır. 

Bayramda Zikr:  Helâl kılınan eğlence ve izhâr-ı sürur havasının, meşrû hududu taşmayacak şekilde ileri götürülmesini önlemek maksadıyla bayramın dinî yönünü belirtmeye Hz. Peygamber (asm) husûsî bir ehemmiyet atfetmiştir. 

Bayramda Yeme ve İçme: Bayram günleri  oruç yasaklanmıştır. Bilhassa Kurban ve Ramazan Bayramları'nda oruç tutmak kesinlikle yasaktır ve "haram"dır. Cuma günü için de kerâhet esastır. Perşembeden başlamaksızın, sâdece Cuma için oruç tutanlara Hz. Peygamber (asm) oruçlarını bozdurmuştur. 3

Bayramlarda teşvik edilen "yeme" ve "içme"nin helâl dâiresinde olacağı açıktır. Zamanımızda, bir kısım gâfil Müslümanların Batılıları takliden bayramlarda, tatillerde yer verdikleri aşırılıkların hiçbir dinî ruhsatı yoktur.

Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"İki günde oruç câiz olmaz: Fıtır günü (Ramazan Bayramı'nın birinci günü) ve Nahr günü."4

Üstadımızın şu sözüyle bayramınızı tebrik ediyorum: "Sizin bayramınızı, leyle-i Kadrinizi, Ramazan-ı Şerifte makbul duâlarınızı bütün ruh u canımla tebrik ve tes’id ediyorum. Cenab-ı Hak, bu bayramın sürurunu, hakikî ve geniş ve umumî sürura mukaddeme ve vesile eylesin. Amin." (Kastamonu Lâhikası, s. 70)

Dipnotlar:

1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 5, s. 257.

2- Müsned, c.3, s.235, Ebû Dâvûd, “Salât”, 245.

3- Yıldırım, Celal; Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı, Uysal Kitabevi, Konya-ty., c. 2, s. 217.

4- Buharî, Savm 67, Fadlu's- Salât 6, Cezâu's- Sayd 26; Müslim, Sıyâm 288, (827); Ebu Dâvud, Savm 48, (2417); Tirmizî, Savm 58, (772).

Okunma Sayısı: 1432
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı