Konya gezisi, tarihî camilerden kabir ziyaretlerine, Risale-i Nur derslerinden tefekküre uzanan duraklarla tamamlandı.
Gezi: Konya Notları
[email protected]
Bazı şehirler vardır ki insan oradan sadece bir gezi hatırası ile değil, gönlünde kalan izlerle ayrılır. Konya da böyle şehirlerden biridir. Selçuklu medeniyetinin başkenti olmuş, ilim ve irfan yolunda nice büyük insan yetiştirmiş bu güzel şehir, her ziyaretinde farklı güzelliklerini gösterir.

İlk durak Mevlâna Müzesi
Bu defaki Konya ziyaretimizde ilk durağımız Mevlânâ Müzesi oldu. Daha önce de ziyaret ettiğimiz bu mübarek mekânı bu defa daha dikkatli ve teferruatlı gezme fırsatı bulduk. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çevre düzenlemesiyle müze etrafı çok güzel bir görünüme kavuşmuş. Müzenin ücretsiz olması ise herkes için ayrı bir avantaj. Yaz mevsiminin güzelliğiyle birlikte güller, çiçekler ve yeşillikler ziyaretçileri daha girişte huzurlu bir atmosfere taşıyordu.

Yeni Asya Külliyesine misafir olduk
Müzenin içerisinde Mevlânâ Hazretleri’nin ve yakın çevresinin kabirleri ve sandukaları bulunuyor. Her birinin başında yer alan açıklamalar, yazılar ve kitabeler ziyaretçiye geçmişin derinliklerinden mesajlar ulaştırıyor. Oradaki isimleri, hayat hikâyelerini ve yazıları okuyarak bu manevî mirası daha iyi anlamaya çalıştık. İkindi vakti yaptığımız bu ziyaretten sonra Yeni Asya Külliyesi’nde misafir olduk akşam Risale-i Nur dersine katıldık. Konya’daki gönül dostlarımızla daha yakından tanışma fırsatı bulduk.

Üçler Mezarlığına ziyaret
Konya’ya gelişimizin ikinci gününde sabah namazından sonra Üçler Mezarlığı’nda yatan Bediüzzamanın kardeşi Abdülmecid Nursî ve gazetemiz yazarlarından Halil Uslu ile Konya’da uzun yıllar Müftülük ve vaizlik yapan Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın ve Konya’nın Üçler Mezarlığı’nda yatan bütün emvatın kabirlerini, Konya’da mukim Aziz Erkan hocamızla sabah erken vakitte ziyaret ederek onların ruhlarına Fatiha okuduk.

Alâeddin Tepesi'ne çıktık
Konya’nın tarihî simgelerinden Alâeddin Tepesi’ne çıktık. Buradaki Alâeddin Camii ziyaretimizde Selçuklu mimarisinin zarafetini yakından görme imkânı bulduk. Asırlar öncesinden kalan bu eser, geçmiş medeniyetimizin sanat ve estetik anlayışını bugünlere taşıyor. Gezimiz sırasında Mevlânâ çevresindeki tarihî camileri de ziyaret ettik. Kapı Camii, Selimiye Camii ve Bedesten çevresindeki tarihî dokuyu görmek, şehrin geçmişle bugün arasında kurduğu bağı hissettirdi.

Ali Ulvi Kurucu'yu yâd ettik
Kapı Camii’nde bulunmak ayrıca bizlere merhum Ali Ulvi Kurucu’nun aile hatıralarını da hatırlattı. Uzun yıllar bu camide görev yapan amcası ve aile büyüklerinin yürüttüğü dinî hizmetler, Konya’nın sadece taş ve topraktan ibaret olmadığını; gönül insanlarının gayretleriyle de şekillenen bir irfan merkezi olduğunu düşündürdü. Geçmişte yapılan bu hizmetleri yâd etmek, ziyaretimize ayrı bir anlam ve derinlik kazandırdı.

Son durak: Tropikal Kelebek Bahçesi
Şehrin gezilecek ve görülecek yerlerini, Mevlânâ müzesi yakınında şehir turu yapan iki katlı bir otobüsle 2 saate yakın bir zamanda gezdik. Her gittiğimiz yer bize rehber tarafından anlatıldı. Tur sonunda teferruatlı gezmek istediğimiz yerleri ise kendi imkanlarımızla ayrıca gezme fırsatı bulduk. Gezimizin Son durağımız ise Konya Tropikal Kelebek Bahçesi oldu. Burası aynı zamanda bir kelebek müzesi. Rengârenk kelebeklerin arasında yaptığımız bu gezi, tarihin ve maneviyatın ardından, Hz. Allah (cc) tarafından yaratılan tabiatın kelebek sayfasını yakından inceleme ve tefekkür fırsatı verdi. Bu bize ayrı bir güzellik yaşattı. Bol bol fotoğraf çekerek bu güzel anları ölümsüzleştirdik.

Gezimizin sonunda Konya’nın meşhur etli ekmeğini ve bamya çorbasını tatma imkanı da bulduk. Konya’ya giden herkese de tavsiye ediyorum. Konya bize bir defa daha gösterdi ki; bazı şehirler sadece gezilmez, hissedilir. Tarihiyle, eserleriyle ve gönüllerde bıraktığı izlerle Konya, ziyaretçisine her zaman yeni bir pencere açıyor.
IHLARA VADİSİ
Konya ziyaretimizin ardından yolumuzu Aksaray’a, dünyanın sayılı tabiat-Cemali güzelliklerinden biri olan Ihlara Vadisi’ne çevirdik. Yaklaşık üç saat süren bir araba yolculuğundan sonra vadinin bulunduğu bölgeye ulaştık. Yukarıdan ilk bakışta Ihlara Vadisi insanı hayran bırakan bir manzara ile karşılıyor. Sanki yeryüzü ikiye ayrılmış ve aradan uzun bir yeşil koridor açılmış gibi görünüyor. Derinliği ve uzunluğu ile dikkat çeken bu vadi, asırlar boyunca hem tabiatın hem de insanın izlerini taşıyan büyük bir miras olmuş.

400 basamak iniliyor
Vadinin içine inmek için uzun bir merdivenden geçiliyor. Aşağıya inerken her basamakta manzara biraz daha değişiyor. Çıkarken saydığım basamaklara göre yaklaşık 400 basamaklık bir yol var. İlk bakışta zor gibi görünse de aşağıya indiğinizde karşılaşılan güzellik bütün yorgunluğu unutturuyor. Vadinin içinde bambaşka bir atmosfer var. Yukarıdaki sıcak havaya rağmen aşağıda serin, huzurlu ve yeşil bir dünya sizi karşılıyor. Vadinin içinden akan su, ağaçların ve kayalıkların arasında ayrı bir güzellik oluşturuyor. Su üzerine yapılan köprülerden geçerek yürümek, tabiatla iç içe farklı bir yolculuk hissi veriyor.

Tarihin izlerini taşıyor
Ihlara Vadisi’ni özel kılan sadece doğal güzelliği değildir. Asırlar önce insanlar bu yüksek kayalara oyularak evler, yaşam alanları ve ibadet mekânları yapmışlar. Kayaların içine açılmış bu yapılar, geçmiş dönemlerde burada yaşayan insanların hayatından izler taşıyor. Sessiz vadinin içinde dolaşırken, yüzlerce yıl öncesinden kalan bu eserler insanı tarihle baş başa bırakıyor. Burası sadece bir tabiat gezisi değil, aynı zamanda geçmiş medeniyetlerin izlerini takip ettiğimiz bir kültür yolculuğu oldu. Kayalar, su ve yeşillikler arasında yürürken insan; tabiatın güzelliği ile insan emeğinin nasıl birleştiğini daha iyi fark ediyor.

Ihlara'nın sessiz dili
Ihlara Vadisi bugün yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken önemli bir ziyaret noktasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açık hava müzesi olarak düzenlenen alan, ziyaretçilerine tarih ve tabiatı birlikte görme imkânı sunuyor. Biz de vadinin önce yukarısından geniş manzarasını seyrettik, ardından içine inerek bu eşsiz ortamı yakından tanımaya çalıştık. Hem fotoğraflarını çektik hem de bu güzel manzarayı hafızamıza nakşettik.

Bazı mekânlar vardır; sadece gözle görülmez, insanda bir hatıra bırakır. Ihlara Vadisi de bizim için böyle yerlerden biri oldu. Tabiatın sessiz diliyle geçmişin izlerinin buluştuğu bu güzel vadi, gezimizin unutulmaz durakları arasında yerini aldı.
