"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayramlar nasıl kutlanmalı?

İbrahim ERSOYLU
09 Ağustos 2013, Cuma
İslâm tarihinde dinî bayramların farklı bir yeri vardır. Bayramlar İslâm ülkelerinde neşe, sevinç ve sürurun sembolüdür.

Ramazan ve Kurban Bayramları Müslümanlar arasında muhabbet, uhuvvet, müsamaha, yardımlaşma ve kaynaşma gibi duyguların coştuğu zamanlardır. Bu bayramlarda küsler barıştırılır, bayram ziyaretleriyle akrabalık ve kardeşlik bağları güçlendirilir, maddî durumu iyi olanlar muhtaç olanların yardımına koşar, fakir ve yoksullar çeşitli nimet ve ikramlarla sevindirilir, Müslümanlar arasında sosyal hayat adeta yeniden güncelleştirilir.
Bu bayramların diğer bir güzelliği; mezarlıkların ziyaret edilmesi, vefat eden akraba ve yakınlara Kur’ân okunarak ruhlarının şâd edilmesidir. Bu vesile ile ölüm ve ahiret hayatının hatırlanmasıdır.
Ramazan Bayramının bir diğer adı Fıtır Bayramıdır. Fıtır kelimesi yaratılış anlamına geldiği gibi, iftar, yani oruç açmak anlamına da gelir. Bir yönüyle Fıtır Bayramı iftar bayramı demektir. Ramazan ayı boyunca tutulan orucun sonunda, Cenab-ı Hak tarafından Müslümanlara verilen bir ikram ve ziyafet bayramıdır. Onun için Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının dört gününde oruç tutmak tahrimen, yani harama yakın mekruh sayılmıştır. O günlerde oruç tutmak, adeta Cenab-ı Hakk’ın ziyafet davetine icabet etmemek anlamına geldiği için hoş karşılanmamıştır.
Ancak bayramlarda israf derecesinde yeme–içmede aşırıya kaçmak, Ramazan boyunca terbiye edilmeye çalışılan nefsi, aşırı yemeklerle şımartmak da doğru değildir. Çünkü, “Şükrün mikyası; kanaattir, iktisattır, rızadır, memnuniyettir; şükürsüzlüğün mizanı hırstır, israftır, memnuniyetsizliktir, helâl haram demeden rastgeleni yemektir.”2

BAYRAMDA EĞLENMEK
Hz. Peygamber (asm) Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde, oranın ahalisinin senede iki günü, bayram olarak kutladıklarını ve o günlerde eğlendiklerini görmüş, onlara “Bu yaptıklarınız nedir?” diye sormuş, onlar da, “Biz cahiliyetten beri bu günleri bayram olarak kutluyoruz” demişler. Efendimiz (asm) bunun üzerine onlara, “Allah-u Teala size bu iki güne karşılık Ramazan ve Kurban Bayramlarını hediye etti” buyurmuştur.1
Peygamber Efendimiz (asm) Müslümanların bu bayramlarda meşrû dairede neşelenip eğlenmelerini uygun görmüştür. Ancak her şeyin bir sınırı olduğu gibi, bayramlarda yapılacak olan eğlenmenin, kişiye ibadetini ve ahiretini unutturacak, kalbi ve diğer duygularının hakiki vazifelerini ihmal ettirecek seviyede olmamalıdır.
Üstad Bediüzzaman, “Bayramlarda gaflet istilâ edip gayr-i meşru daireye sapmamak için rivayetlerde, zikrullaha (Allah-u Teala’yı zikretmeye) ve şükre çok azim tergibat (büyük teşvik) vardır. Tâ ki, bayramlarda o sevinç ve sürur nimetlerini şükre çevirip o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır”3 buyurmaktadır.
Kısaca; dinî bayramları meşru dairede, manasına uygun olarak, ifrat ve tefritten uzak bir şekilde, helâl haram ölçülerine riayet ederek, yeme-içme ve zaman israfı yapmadan, kulluk vazifesini de aksatmadan kutlamak  gerekir. Bayramız mübarek olsun.

Dipnotlar:
1- Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı, c. 1, s. 293.
2- Mektubat, 28. Mektub, s.350.
3- Lem’alar, yirmi sekizinci lem’a, s. 274.

Okunma Sayısı: 2201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı