"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahrar ve Demokratlar hürriyet için çok bedel ödedi

İlimdar Kaya
17 Mayıs 2021, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursî’nin “nerede görsem tokatlayacağım” dediği ve en çok eleştirdiği kavram istibdattır.

Bütün otoriter ve baskıcı rejimler istibdat kelimesi ile ifade edilir, demokrasi ve hürriyetin varlığı onu ortadan kaldırır. İstibdat bütün kötülük ve çirkinliklere sebep olduğu gibi, onları doğurur ve onların yaşamasına hamilik yapar. Ona alet olanları da esfel-i safiline yuvarlandırır.

Seçimsiz bir şekilde babadan oğula geçen padişahlık ve tek adam yönetim şekilleri ilkel ve İslâm’a uzak olan bir yönetim biçimi olup, bu yönetimler otoriter ve baskıcı rejimlerdir. Demokrasilerde olan denetim mekanizmaları bu rejimlerde olmadığı için bu rejimler yolsuzluk ve suiistimale açıktır. Üzülerek belirtmek gerekir ki bütün İslâm ülkelerinde de bu tarz yönetimler hüküm sürmekte. Bu çağın fıtratına uygun; seçim, demokrasi, hürriyet gibi kavramlar bu asırda öne çıkarak revaç bulmuştur. Bu esasları hakikî manada tatbik eden ülkeler her alanda terakki ederken, bu esaslara uymayarak baskıcı ve otoriter tarzda yönetilenler ise geri kalmışlar. Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin hemen hemen tamamı baskıcı ve otoriter rejimlerle yönetiliyor, durumları da ortada. Her türlü gelişmeden mahrum oldukları için bu yüzden Batının teknolojik gelişmeleri karşısında âciz ve çaresiz kaldılar.

Tek adam rejimleri, Asr-ı Saadet’te seçimle iş başına gelen dört halife dönemine uygun ve uyumlu değildir. İslâm ülkeleri genelde istibdat ve otoriter rejimlerin eli sopalı adamları tarafından yönetilir. İslâmiyet’e uygunluk arz etmeyen bu yönetim tarzının değişmesi gerekiyor. İşte Eski Said Dönemi Eserleri’nden Sünûhat, Münâzarât gibi ilk dönem eserleri bu hastalıkları tedavi etmek için yazılan reçetelerdir. Hürriyet, akılla iradenin beraberce şekil kazandığı demokrasi olarak tanımlanabilir.

Ülkemizde istibdat-ı mutlaka karşı mücadele vererek hürriyet ve demokrasinin ülke yönetimine hâkim olması için dünün Ahrarları, bugünün ise Demokratları gerekli oluşumlar içinde oldular. Bediüzzaman Said Nursî’de Ahrarlara destek vermiş ve onların muvaffakiyetlerine duâ etmişti. 

Şöyle ki “Hususan oradaki eski tahribatı tamirata başlayan hakikî vatanperverler olan Demokrat namında hamiyetli Ahrarlar, yani hürriyetperverler, Nur ve Nurcular’ı takdir etmelerine çok minnettarım. Onların muvaffakiyetine çok duâ ediyorum. İnşallah, o Ahrarlar istibdad-ı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklar.” (Emirdağ Lâhikası. 2, 235. Mektup)

1860’larda meydana çıkan Ahrar–ı Osmaniye, 1908’de kurulan Osmanlı Ahrar Fırkası – 1911’de kurulan Hürriyet ve İtilâf Fırkası -1924’de kurulan Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası – 1930’da kurulan Serbest Fırka – 1946’da kurulan Demokrat Parti – 1961’de kurulan Adalet Partisi ve 1983’de kurulan Doğru Yol Partisi hürriyet için mücadele verdiler. Ama bu fırka ve partilerin önleri her zaman ihtilâl veya gayrı meşrû yöntemlerle kesildi. Bediüzzaman Said Nursî “Ahrarlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının çoklarını astılar.” (Emirdağ Lâhikası. 2, 239. Mektup) Bu cümleler hürriyet için mücadele veren Ahrarların ödedikleri bedelleri gözler önüne serer, onların tarih boyunca hürriyet aşığı olduğunu gösterir. Başta Bediüzzaman olmak üzere Namık Kemâl, Şinâsi, Ziya Paşa, Rıza Nur, Prens Sabahaddin, Mizancı Murad, Ali Şükrü ve Hüseyin Avni Beyler, Mustafa Sabri Efendi, Mehmet Âkif, Hamdi Yazır, Refet Paşa, Rauf Orbay, Kâzım Karabekir Paşa, Tevfik İleri, Adnan Menderes ve Süleyman Demirel gibi birçok insan hürriyet mücadelesi verdi. Başta Adnan Menderes olmak üzere Ahrâr ve Demokrat birçok insan darağaçlarında can vererek bedel ödedi, bu insanlar bugün saygı ve hürmet ile hatırlanarak yâd edilir.

Ahrarlar yapıları gereği ülkede yaşayan halkın tamamını kucaklayarak ayrım yapıp ötekileştirmez, âdil davranarak her kesime hizmet verir. Her insan ve her kesim Ahrarların çatısı altında kendisine yer bulur, geçmişte olduğu gibi. Demokratlar (Ahrarlar) kalkınma ve gelişmenin motor ve dinamiği, hürriyetçi duruşu ile de din ve vicdan hürriyetinin teminatıdır. Demokratlar ile ülke her zaman şantiye gibi olur. Bunların iktidarları döneminde hürriyetlere ait herhangi bir olumsuzluk yaşanmaz, bu halden rahatsız olup hazzetmeyen kesimler ihtilâller ile hürriyetleri kısıtlama ve ülkedeki kalkınmayı durdurma yoluna gittiler. 

 Bu kitlenin varlığından rahatsız olan kişi ve topluluklar Demokratların iş başına geçmemesi için her türlü gayr-ı meşrû yola başvururlar. 

Demokratların nokta-i istinadı ve İttihad-ı İslâm’dan olan Yeni Asyacı Nurcular geçmiş dönemlerde olduğu gibi, bu oyunu bozmakla mükelleftirler, yoksa manen mesul olurlar…

Okunma Sayısı: 859
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer Faruk özaydın

    17.5.2021 17:41:47

    İlimdar kaya ağabey, çok mühim bir mevzuya parmak basmışsınız. Bu tarihsel süreci ve Türkiye'nin önüne konulan istibdatçı barikatları görmeden ileri demokrasi memleketlerin seviyesine geçemeyiz. Hâlbuki İslâm onlardan daha ileridedir. Biz İslâm ve demokrasi ile hayat buluruz vesselam. Binler tebriklerimle.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı