"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman: “Risale-i Nur, bu mübarek vatanın halâskârıdır”

Kübra ÖRNEK KORKMAZ
25 Mart 2020, Çarşamba
Çağın hastalıklarına kurtuluş reçetesi sunan Bediüzzaman Said Nursi’yi vefatının 60. senesinde anarken, onun tüm zorluklara karşı onurlu duruşunu ders almamak mümkün değil.

İnsanlığa ümit ve inanç aşılayan Bediüzzaman, seksen yıllık ömründe karşılaştığı türlü sıkıntılar ve musibetler karşısında sağlam, istikrarlı duruşunu hiç bozmamış ve hizmet-i imaniyeyi sekteye uğratmamıştır. Bilakis belaları def etmek için, daha fazla gayret göstermiştir. Risale-i Nur’un “mânevî bir halâskâr” vazifesi gördüğünü söyleyerek, bu mübarek vatanı türlü tehlikelerden koruduğunu müjdelemiştir. Bediüzzaman, bu duruşuyla içinde bulunduğumuz zorlu süreci nasıl aşabileceğimizi gösteriyor aslında. 

Dünyanın geçireceği manevi buhranı  yıllar öncesinden tespit eden Bediüzzaman, bu zorlukların ancak iman ile aşılabileceğini söylemiştir. Zira başımıza gelen musibetlerin çoğu imansızlıktan kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu gibi hadiselerde de ihtiyatlı ve tedbirli olmak şartıyla, iman derslerini aksatmamak gerekiyor. Hasta ve gelemeyecek durumda olanlar ise inşaallah şahs-ı maneviden hissesini alacaklarını unutmayarak, sebat ve metanet içinde bulunmalıdır.

Bediüzzaman’ın kainata değişmediği talebesi Zübeyir Gündüzalp, Nur talebelerinin duruşunu ve iman hizmetinin ehemmiyetini şu sözleriyle ifade etmiştir:  “Risale-i Nur talebeleri, taarruza maruz kaldıkları vakit yılmazlar, yıldırırlar; çökmezler, çökertirler ve Risale-i Nur’un neşir hizmetini, nesilden nesile devrederler. En cebbar ve en gaddar dinsizlerin zulümleri altında bile Nurcular, iman hizmetini devam ettirirler. Aralarında olan misilsiz bir uhuvvet, tesanüd, teavün ve sevgi ile birisinin hapse atıldığı yerde, diğeri hizmeti yürütmüştür. Birinin yetişemediği yerde, diğeri hizmeti tamamlamıştır. İnşallah kıyamete kadar da, bu hizmet-i imaniye devam edecektir.”1

Evet umumi musibetler de, umumi dua ve okumaları istiyor. Bu sebeple mümkün oldukça külli ibadetlere sekte getirmeden devamı esas tutmalıyız. İhtiyacımız olan kuvveti bu dairede bulacağız inşaalllah. 

Bediüzzaman, iman ve Kur’an hizmetine vesile olan Risale-i Nur’u çok zor şartlarda yazmıştır. Öyle ki, ölüm ile hayat arasında itikadi bir duruş sergilemiştir. Gereksiz korku ve evhama kapılmadan, vazifesinden şaşmamıştır.

“Harb içinde, avcı hattında, düşmanın top gülleleri arasında Kur’an-ı Hakîm’in tek bir ayetinin, tek bir harfinin, tek bir nüktesini tercih ederek, o gülleler içinde Habîb katibine ‘Defteri çıkar!’ diyerek at üstünde o nükteyi yazdırmış. Demek Kur’an’ın bir harfinin, bir nüktesini; düşmanın güllelerine karşı terk etmemiş; ruhunun kurtulmasına tercih etmiş.”

Ve bu sağlam duruşun Asr-ı sadette mevcut bulunduğunu söylemiştir: “Alem-i İslâmiyetin en acib harbi olan Bedir Harbinde namaz vaktinde cemaattan hissesiz kalmamak için, düşmanın hücumu ile beraber mücahidlerin yarısı silahını bırakıp cemaat hayrına şerîk olmak, iki rekat sonra onlar da hissedar olsun diye Fahr-i alem Aleyhissalatü Vesselam bir hadîs-i şerîfiyle emretmiş olmasıdır. Madem harpte bu ruhsat var. Ve madem cemaat hayrı da sünnet olduğu halde, o sünnete riayet etmek en büyük bir hadise-i dünyeviyeye tercih edilmiş. Üstad-ı mutlakın böyle bir işaretinden bir nüktecik alarak, biz de ruh ve canımızla ittiba’ ediyoruz.”2

Bu hadiseler karşısında çok söze gerek yok aslında. Efendimiz’in (asm) bu davranışı da Alem-i İslama örnek teşkil ediyor. Böyle acip, dünyayı sarsan musibetler karşısında duruşunu bozmadan devam eden hakikat erlerine ihtiyaç var.

Bediüzzaman, ömrünün son günlerinde Emirdağ’da şiddetli hasta olduğu bir sırada, başında bulunan ağabeylere veda etmeden önce müjde niteliğinde şu dersi vermiştir: “Kardeşlerim! Risale-i Nur bu vatana hakimdir. Mason ve komünistlerin belini kırmıştır. Biraz sıkıntı çekeceksiniz. Fakat sonunda çok iyi olacak.”

Evet vazifemiz, ebedi saadetin anahtarı olan imanı, hakaik-ı imaniyenin ders ve takviyesiyle kazanmak.  Ümit ve inanç ile ihtiyatı elden bırakmadan, vazifemizi yaparsak umumi bir kurtuluşa vesile olacağız inşaallah.

Dipnotlar:

1) https://sorularlarisale.com/bir-dava-adaminin-notlari-ii.

2) Bedizüzaman Said Nursi, Beyanat ve Tedbirler, s. 267

Okunma Sayısı: 871
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    25.3.2020 01:21:47

    Bu "İNCE" ama "MERTÇE yazınızdan dolayı tebrik ederim. 👍👍👍 Güzel yazılar ilham kaynağı olurlar. O halde bu feyiz sofrasına bir tas sıcak çorba da müsaadenizle ben koyuyorum:

  • A. AYDIN

    25.3.2020 01:12:02

    Birinci Cihan Harbinin enkaz ve dumanı altında, yeisle şidetli muzdarip iken, o kesif zulmet içinde bir nur arayan Üstad'a, Meclis-i Muhteşem-i Nuranî ümit dolu istikbali tebşir ederken, bunun nasıl olacağı da Rüyanın Zeyli'nde gösterilmiş.

  • A. AYDIN

    25.3.2020 01:03:42

    1441-42 yılları için Kevser Süresi çok okunmalı. Son ayetinin ihbarât-ı mühavvifânesi karşısında Kevser hakikatında mündemiç teselli tedarik edilmeli. (O YÜZDEN BU YAZI ÖNEMLİ; SAKLANMALI!) Fecr-i Sadık öncesinde "Hamiyet-i İslamiyeyi feveran ettirecek" mahiyette işler vuku bulacak! Öyle anlaşılıyor ki, korkaklıkta darb-ı mesel olan şefkatli tavuğun çocuklarına yapılacak taarruz; kurdun keçiyi ızdırar düzeyine çıkaracak tehâcümü, latif suyu meyl-i inbisata mecbur bırakacak bürûdet türünden hatalar meydana gelecek! "İşte müşkülatlar bu tazyiklerin gücüyle çözülecek yani teshil edilecek" "Harikulade şehamet, âlempesend şecaat uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla mucizeler gösterecek! (Demek Risale-i Nur, tersinden de okunur!?)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı