"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmanda terakkî ve yakîn mertebesi

M. Ali KAYA
09 Eylül 2011, Cuma
Peygamberimiz (asm) “Haber, görmek gibi değildir. Allah-u Teâlâ Hz. Musa’ya kavminin buzağıya taptığını haber verince, elindeki levhaları atmadı.
 Fakat kavmine gelip taptıklarını görünce elindeki levhaları attı ve Hz. Harun’un sakalını tuttu. (A’raf, 7:150)” (Müsned-i Ahmed, 1:215, 271) buyurmuştur. Çünkü Yüce Allah’ın haber vermesi, Hz. Musa (as) açısından ilme’l-yakîn bir bilgi idi. Olayı gözü ile görünce bilgisi ilme’l-yakînden ayne’l-yakîne terakkî etti ve öfkelenerek elindeki levhaları attı ve hemen harekete geçti. Böylece Hz. Musa’nın (as) yakîni artmış oldu.
Kişinin bilgisi arttıkça marifeti ve Allah’a yakınlığı da o nispette artmaktadır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de “Mü’minler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğu zaman imanları artar ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler” (Enfal, 8:2) buyurur. Allah’ın âyetleri kelâmı yanında kudret kelimeleri olan kâinattaki mücessem âyetlerdir. Bunlar okunup incelendikçe Allah’ın ilim, irade, kudreti daha iyi anlaşılır ve kâinat kitabında Allah’ın bin bir ismi okunur. Böylece kişinin ilmi arttıkça Allah’a olan imanı ve haşyeti artar.
İmanda terakkî ve tekâmüle “yakîn” adı verilir. Yakîn de üç mertebedir. Birincisi “ilme’l-yakîndir” ki ilimle bilmektir. Bu mertebenin binler dereceleri ve makamları vardır. İkincisi “ayne’l-yakîn” mertebesidir ki, bu mertebe ilimle elde edilen bilgilerin gözle müşahedesine dayanır. Bu mertebenin de binler makamları ve dereceleri vardır. Üçüncü mertebe “hakka’l-yakîn” mertebesidir ki, müşahededen kaynaklanan bilginin hayata geçmesi ve bizzat yaşanarak hakikatlerinin bilinmesidir ki bu mertebenin de binler makam ve dereceleri vardır. Bu sebeple “marifetullaha” nihayet yoktur, terakkî ve tekâmül sonsuzdur.
Hakikat-i hâl bu olduğu için Peygamberimiz (asm) “Allah’a hakkıyla iman etmiş ve gerçekten tanımış olsaydınız muazzam bir ilme sahip olurdunuz ve dağlar sizin duânız ile erirdi” buyurmuşlardır. Muaz b. Cebel (ra) “Ya Resulallah! Hz. İsa’nın (as) denizde yürüdüğünü söylüyorlar, ne dersiniz?” deyince Peygamberimiz (asm) “Şayet yakîni daha fazla olsaydı, havada da yerde yürüdüğü gibi yürürdü.” (Kenzu’l-Ummal, 3:144) buyurmuşlardır.
Kişinin ilmi ve imanı arttıkça Allah’tan korkusu da artar. İlmin amacı kalpte marifeti ve Allah korkusunu doğurmaktır. Gerçek ilim bunu sağlar.
İman zaafı bütün günah, gam ve kederlerin kaynağıdır. Kalbini marifetullah, muhabbetullah ve yakîn ile meşgul et. Marifetullah ve yakîn insanı her halde Allah’a itaate sevk eder, bütün gam ve kederlerden kurtarır ve bütün korkulardan emin kılar. İnsanı umduğuna nail eder ve korktuklarından emin kılar. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) “Kişiye yakînden daha üstün bir hayır verilmemiştir” (Müsned-i Ahmed, 1:8; Gazali, İhya, 1:72) buyurmuşlardır. Zira yakîn hikmettir ve “Allah hikmeti dilediğine verir ve kime hikmet vermişse ona pek çok hayır vermiştir. Bunu da ancak akıl sahipleri anlar ve kavrar.” (Bakara, 2:269)
İslâm bilginleri “Züht yakîn ile, yakîn ilim ve tefekkürle, tefekkür ise mahlûkta ibret nazarı ile bakmakla kazanılır” demişlerdir. Allah insana dünya ve ahiret saadetini kazanması için akıl vermiş ve akla en büyük yardımcı olarak sabrı vermiştir. Zira bu hikmet dünyasında her şey zaman içinde teenni ile kazanılır. Acele eden terakki ve tekâmül basamaklarına tam riayet etmediği için maksada çıkamaz, ya atlar düşer veya bir basamağı noksan bıraktığı için istediğini elde edemez. Bu sebeple “Allah sabredenlerle beraberdir ve sabredenlere yardım eder.” (Bakara, 2:153) “Biz sabredenlere mükâfatı eksiksiz veririz” (Zümer, 39:10) buyrulmuştur. Bunun için Peygamberimiz (asm) “Yakîn ve sabırlı olmak ve bu hususta kararlı olmak size verilen en güzel şeydir” (İhya, 1:72) buyurmuşlardır.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de “Rabbini hamdle tesbih et ve secde edenlerden ol! Sana yakîn gelene kadar Rabbine ibadet et” (Hicr, 15:98-99) buyurmaktadır. Bu âyette Yüce Allah ibadetin Allah’ı tesbih etmek, nimetlerine ve Allah’tan gelen her şeye hamd etmek üzere ibadetin hiç terk edilmeyen iki rüknünü beyan etmektedir. Allah’ı tesbih etmek, onun eserlerine bakarak övmek ve takdir etmek, hamd ise Allah’tan gelen her şeyin hayır olsun, şer olsun sonuçta mutlak insanın faydasına olduğunu bilmek ve rahmetini ittiham etmemektir. “Peki, buna ne kadar devam etmek gerekir?” sualine ise “Sana yakîn gelene kadar devam et” buyrulmaktadır. Ayrıca “Secde et!” fermanı yerine “Secde edenlerden ol!” buyrularak tek başına değil, cemaat halinde mü’minlerle beraber ibadet etmeye dâvet edilmiştir.
Bu âyette kast edilen ve amaçlanan “yakîn” kelimesini müfessirlerin çoğu “ölüm” olarak tefsir etmişlerdir. Zira “yakîn” kesin bilgidir; ölüm ise hiçbir insanın inkâr edemeyeceği kesin bilgidir. Bu sebeple ölüme “yakîn” denilmiştir. Ayrıca bir hadiste ölüm kelimesi yerine “yakîn” kelimesi kullanılmıştır. (Buhari, Cenaiz, 3) Ömer b. Abdulaziz (ra) “Ben insanların ölümü yakînen bildikleri ve her gün ölenleri gördükleri halde ondan şüphe etmelerine ve sanki kendilerine gelmeyecek gibi davranmalarına hayret ediyorum” demiştir. İşte kişi ölüm gerçeği gibi iman hakikatlerine yakînen inanması gerekmektedir, ki bu da iman hakikatlerini okuyarak, öğrenerek, kâinat kitabını okuyarak ve tefekkür ederek kazanılan bir iman mertebesidir.
Peygamberimiz (asm) Hicr Sûresi’nin son âyetlerinin okunduğu bir gün sahabelerine “Bana mal toplamam ve ticaret yapanlardan olmam emredilmedi; ancak ‘Rabbini hamdle tesbih et, secde edenlerden ol ve yakîn gelene kadar Rabbine ibadet et’ diye emr olundu” (Suyuti, Dürri’l-Mensur, 4:105) buyurmuşlardır.
Son olarak Peygamberimiz (asm) “Sabır imanın yarısı, marifet ve yakîn ise imanın tamamıdır” (İhya, 1:408) buyurmuşlardır. Bu sebeple daima şöyle duâ etmeliyiz: “Allahım! İlmimi, imanımı ve yakînimi arttır.” Âmin!
Okunma Sayısı: 3772
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı