"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Geyve’nin medar-ı iftiharı: İsmail Hakkı Demir (6)

M. Latif SALİHOĞLU
24 Eylül 2013, Salı
Saadettin Çelik anlatıyor:

İsmail Hakkı, Sakarya vilayeti Geyve ilçesinden samimî, sadık ve sebatkâr bir kardeşimizdir. Risâle-i Nuru tanıdıktan sonra, dâvâsından ve Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hizmet çizgisinden bütün sıkıntılara ve imkânsızlıklara rağmen taviz vermeden vefatına kadar sebat etmiş ve Allah’ın lütf u keremi ile rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.
İsmail Hakkı kardeşle biz aynı yaşlardayız. Uzun yıllar birlikte çalıştık.
Onun durumunu biraz daha netleştirecek ve samimiyetini tezahür ettirecek Risâle-i Nur’da şöyle bir hakikat zikrediliyor: Bu dehşetli asırda taklidî olan imanın istinat kaleleri sarsılmış ve İslâmiyet bir derece perdelenmiş olduğundan, her mü’mine gayet kuvvetli bir iman-ı tahkiki lâzımdır ki dayanabilsin. Risâle-i Nur, bu zamanda her mü’mine o kuvvetli imanı kazandırıyor.
İşte, böylesine kuvvetli bir iman sahibi olan İsmail Hakkı kardeşimiz, hem Risâle-i Nur’a hizmet etmeyi, hem de Risâle-i Nur vasıtasıyla geniş bir çevreye hizmet vermeyi hayatının en büyük gayesi olarak addetmişti.

İstikamet sahibiydi

Biz 1970’li yıllarda Adapazarı’ndan Diyarbakır’a sürüldükten sonra, biraz seyrelmekle beraber görüşmelerimiz yine hiç kesilmeden devam etti.
Emekli olup tekrar Sakarya’ya döndükten sonra ise, daha sık görüşme ve müşterek hizmetlerde bulunma imkânımız ziyadeleşti.
Demek ki, kırk yıla yaklaşan tanışıklığımız ve beraberliğimiz esnasında, onun hiçbir zaman gevşemeden, sarsılmadan inandığı hizmetleri hep aynı aşk ve şevk içinde yapmaya devam ettiğine yakînen şahit oldum.
Müşterek hizmetlerimizi de, daima danışarak ve istişarede bulunarak yapardık. Fikir almak gibi, fikir üretmek noktasında da göz dolduran ve çevresine güven telkin eden hâlis bir arkadaşımızdı.
Görüşmelerde ve istişarelerde, ayrıca son derece efendi, ağırbaşlı ve nezâket kaidelerine riayet edebilen bir yapıya sahipti. Onun hiddet ettiğine, öfkeye kapıldığına, birileriyle çata-çat kavgaya tutuştuğuna biz hiç şahit olmadık. Kendine güvenen, sebeplere teşebbüs eden ve nihayet Rabbine tevekkül eden gerçek bir dâvâ adamıydı.
Bu sadâkatli ve kararlı duruşunu hiç bozmadı, âhir ömrüne kadar da aynı istikamet üzere hizmete devam etti.
* * *
Sakarya’nın merkez ve ilçelerindeki okuyucularımızla zaman zaman Nur Menzillerine seyahatte bulunurduk.
Kendileri de, mevlidler olsun, bu tür seyahatler olsun, hiç kaçırmaz, mümkün mertebe kafileye iştirak ederdi.
Seyahatlerin bir kısmı zahmetli, meşakkatli olurdu. Fakat, o hiç sıkılmaz, daralmazdı. Gösterdiği fevkalâde sabır ve tahammül ile diğer arkadaşlara da örneklik teşkil ederdi. Sevinçle gidilir, memnuniyetle dönülürdü.

“İkinci Sema” hizmetleri

Kendisiyle bu meyanda çok hatıramız vardır. Acı tatlı çok günlerimiz olmuştur.
Bizim “İkinci Sema” diye tesmiye ettiğimiz orman içindeki ahşap menzilin gerek yapılmasında ve gerekse orada her yıl tekrarlanan okuma programlarının icrasında büyük emeği geçmiş, büyük gayreti olmuştur.
Oranın ne gibi bir ihtiyacı olmuşsa, ilk müracaat ettiğimiz arkadaşlarımızdan biri de odur. Kendisi de hiçbir zaman “nemelâzım” demeden, mevcut imkânını devreye sokmuştur.
Meselâ, basit bir ahşap parçası, bir elektrik kablosu, yahut bir lambaya ihtiyaç olduğunda, biz kendisini arar ve ihtiyaç listesini iletirdik. O da, hemen harekete geçer ve yaklaşık 15 km’lik mesafeden kendi arabasıyla gelerek o ihtiyacımızı memnuniyetle karşılardı.
* * *
Netice itibarıyla, İsmail Hakkı kardeşimizin şahit olduğum çok yönlü hizmetlerini ve birlikte yaşadığımız hatıraları böyle birkaç sayfaya sığdırmamız mümkün değil.
Son zamanlarında, kalpten biraz rahatsız olduğunu söylemişti. Gidip anjiyo da oldu. Fakat, bir müddet sonra Hakk’ın rahmetine kavuştu. Demek ki, dünyadaki ömrü bu kadardı.
* * *
Onun Geyve’de meyve bahçeleri vardı. Yazın, bizleri ve tanıştığı civardaki diğer arkadaşları hep dâvet ederdi.
Bahçenin meyvelerinden misafirlere orada ikrâm etmekle de yetinmez, oraya gelemeyen arkadaşlar ve bilhassa talebeler için ayrıca paket yapar gönderirdi.
Allah, bu aziz kardeşimizden ebeden razı olsun. İnşallah mahşerde onunla tekrar buluşuruz. Biz ondan razıydık, inşallah o da bizden razıdır.

(Devamı var)

1992 Temmuz’unda Sakarya il temsilcimiz Saadettin Çelik Ağabeyle (sağdan 3.) birlikte Geyve’ye giderek ilçe temsilcimiz İsmail Hakkı Demir (sağdan 4.) ve diğer okuyucularımızı ziyaret etmiştik.
Okunma Sayısı: 2222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mahmut Keleş

    24.09.2013 00:00:00

    Yakından tanıyanları şahitliği, pek makbul olup tam kanaat hasıl ediyor. Ne mutlu böylesi insanlara.

  • şerafettin ekinci

    24.09.2013 00:00:00

    esalümün aleyküm latif bey hizmette temayüz etmiş isimsiz kahramanların hayat hikayelerını küşenizde yer verdiğin için şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. ismail hakkı abimizle tanışmamız 1986 senesının yaz mevsımınde olmuşt ben yeni asyada tahsılat işlerini yürütürken marmara bölgesının turuna çıkarken adapazarına uğradım sadettin abıye sormuştum geyve ilçesıne nasıl gideceğim diye o da ismail hakkı abıden sitayişle bahsederek bana tarif etmişti geyveye varıncaçarşıda sordum birisıne yüncü ismail mi soruyorsun meğer se orda halk ismail abiyi yüncü ismail diye tanıyormuş vardık yanına tanışma faslından sonra hemen ödemesını yaptı ve kardeş eve gidelım karnımızı doyuralım evın yanındakı bahçeden meyve yıyelım dedı ben o zaman 26 yaşımdaydım ismail abinın hal tavırlarını harfıyen izledım her hareketınde bir asalet bir sadakat his edılyordu her işini bir dava adamı vakarlığyla yapıyordu ismail abide dikkatımı çeken en bariz vasfı küçük kasabada dünyayı alakadar edecek fikrıyatla meşguldu halktan müşteri olarak gelen avamı nasla çok iyi münasebet kuran onları hizmete nasıl dost yapabilirım diye gayret ederdı. bilahere bizimde geyveden nişanlanıp evlenmemiz ismail abiyle çok teşriki mesaimiz oldu bu 27 yıllık süre içinde ismail abininde yüncülükten beyaz eşya bayılığıne ticarı değişklık ve ilerlemesınde de zerre kadar bir futur veya dünyevileşme müşahede etmedım bence enönemli meselede budur.yani ismail abı geyvenın manev i bir hizmetkarıydı rabbim onu cennetiyle müşerref kılsın amın , selam ve saygıkarımla     şerafettin ekinci

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı