"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Önce Hicaz, sonra Musul gitti elimizden

M. Latif SALİHOĞLU
06 Haziran 2024, Perşembe
GÜNÜN TARİHİ Haziran 1916-26

Koca Arabistan Yarımadası, Birinci Dünya Savaşı ortalarına (1916) kadar da Osmanlı idaresine bağlı idi. Bu tarihten sonra, peyderpey elimizden çıktı gitti bu topraklar. 

Günün tarihi itibariyle, bugünkü konumuz Hicaz ve Musul’un elden gidiş hikâyesi.

Şimdi, tarih sırasına göre hadiselerin gelişme seyrine bakalım.

*

İngiltere’nin, vaktiyle plânlı şekilde yaptığı kışkırtmalar sonucu, 1916 yılı Haziran’ında Hicaz'da Osmanlı'ya karşı büyük bir ayaklanma hareketi zuhûr etti.

Yaklaşık dört yıl süren I. Dünya Savaşının tam ortalarına gelinmişti ki, bölge genelinde Osmanlı'nın aleyhine yeni bir harekât baş gösterdi. Bu harekâtın adı, tarih kayıtlarına "Hicaz İsyanı" şeklinde geçti.

İsyanın başında Mekke Şerifi Hüseyin görünmekle birlikte, arka planda kışkırtıcılık görevi yapan ve Arapları iğfal eden, bölgedeki İngilizlerdi. Yani, hadise doğrudan “İngiliz Siyaseti” patentini taşıyordu.

Tâ 1517'den Dünya Savaşının başladığı 1914 yılına kadar da Osmanlı'dan kopmayan ve özerk statüde de olsa Hilâfete bağlı bulunan Hicaz (Arabistan), ne yazık ki İngilizlerin ihanet planları neticesinde adım adım Osmanlı'dan önce soğudular, ardından Hilâfet/Saltanat merkeziyle büsbütün ihtilâfa düştüler.

İngiltere, Vehhabilik hareketini tâ başından (1700’lü yıllar) beri desteklemeye devam etti. Bu desteğini, bilhassa 1916-18 yıllarında zirve noktasına taşıyarak, koca Hicaz Bölgesini Osmanlı’dan koparmayı başardı.

Bediüzzaman Said Nursî’nin bu mesele hakkındaki şu değerlendirmesi bir hayli dikkat çekici: “Sâdattan olan Şerif-i Mekke, Ehl-i Sünnet ve Cemaatten iken, zaaf gösterip, İngiliz siyasetinin Haremeyn-i Şerifeyne müstebidâne girmesine meydan verdi. Nass-ı âyetle, küffârın girmesini kabul etmeyen Haremeyn-i Şerifeyni, İngiliz siyasetinin, Âlem-i İslâmı aldatacak bir sûrette, merkez-i siyâsiyesi hükmüne getirmesine yol verdi...” (Mektubat: 354)

*

Tarihin kayıtlarında "Musul meselesi" diye yer alan bu dâvâ, Osmanlı idaresinde değil, genç Türkiye Cumhuriyetinin daha ilk yıllarında masa başında kaybedilmiş bir dâvâdır. Çünkü, Musul, I. Dünya Savaşında kaybedilmedi. Tâ Mondros Mütarekesinin imzalandığı 30 Ekim 1918 yılına kadar da, Musul ve çevresi Osmanlı topraklarına dahildi.

Yani, o güne kadar askerimiz oradaydı. Üstelik, asgarî vatan sınırları olan "misâk-ı millî" hudutları içindeydi. Ne var ki, kısa bir süre sonra İstanbul'u işgal eden İngilizler, aynı tarz hareketle Musul'u da işgal ettiler.

İstiklâl harbinden sonra, Musul meselesi gündemde kalmaya devam etti. Türkiye buradan tümüyle vazgeçmiş değildi.

Konu, Lozan görüşmelerinde de ele alındı. Türk delegasyonu içinde yer alan Dr. Rıza Nur, “Hatırat”ında, heyet başkanı İsmet Paşa tarafından Musul'un gerektiği kadar savunulmadığı ve adeta İngiltere'nin dümen suyuna gidildiğini yazıyor.

Lozan Konferansında kesin çözüme bağlanamayan Musul meselesinin halli, Türkiye–İngiltere ikili görüşmelerine bırakıldı.

19 Mayıs 1924'de, bu maksatla İstanbul'da toplanan Haliç Konferasında da, Türkiye lehinde kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Meselenin Birleşmiş Milletlere (Cemiyet–i Akvam) intikal ettirilmesine karar verildi.

Oysa, Türkiye henüz bu cemiyetin üyesi bile değildi. İngiltere ise, cemiyette en çok ağırlığı olan ülke konumundaydı.

Netice itibariyle, Musul'un Türkiye'den ayrılıp Irak'a bağlanması ve Irak'ın da 25 yıl müddetle İngiltere'nin hegemonyasına terk edilmesine karar verildi.

Bu arada, Türkiye'ye de—adeta sus payı kabilinden—25 yıl boyunca Musul petrollerinden % 10 pay verilmesi kararlaştırıldı. Vâ esefâ ki, anlaşmaya konulan bir madde ile "Türkiye, 500 bin İngiliz lirası karşılığında petrol üzerindeki hakkından ferâgat" ettirildi.

Okunma Sayısı: 1089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Ceylan

    6.6.2024 00:26:03

    M Kemal liderliğindeki Türk milli mücadele heyeti Musul vilayetindeki yüksek Kürt nüfustan dolayı buranın Türkiye sınırlarına dahil olmasını istemediler. Aynı şekilde Halep vilayetindeki Kürt ve Arap nüfustan dolayı buraları da istemediler. Çünkü Türk heyeti tamamen İngilizlerle ortak hareket ediyordu.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı