"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Uzun ömürlü antlaşma: Kasr-ı Şirin

M. Latif SALİHOĞLU
17 Mayıs 2021, Pazartesi
GÜNÜN TARİHİ: 17 MAYIS 1639

(İHTAR: Tarihte hem çok uzun, hem çok kısa süren antlaşmalar vardır. Osmanlı ve İran sınırını belirleyen antlaşma ise, çok az miktarda değişikliğe uğramakla beraber, Ortadoğu coğrafyasında en uzun ömürlü bir ant- laşma olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor.)

Osmanlı Devleti ile İran Safevileri arasında 17 Mayıs 1639’da Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı. Kasr-ı Şirin’in yer aldığı mevki, Hulvanrud Irmağı kıyısında bulunan Zohâb’daki Osmanlı karargâhının bulunduğu yerdir, aynı zamanda.

İki ülke arasındaki 2185 km.’lik kalıcı sınırın tâyini başta olmak üzere, daha başka maddelerin de kayıt altına alındığı bu tarihî antlaşma, yaklaşık 15 yıl kadar sürüp giden amansız savaşların ardından gerçekleştirildi. İki devlet arasındaki çatışmaların bu kadar uzun sürmesinin bir sebebi, Osmanlı’daki saltanat kavgalarının uzun zaman alma ve 4. Murad’ın da henüz çocuk denilecek yaşta (1623’te) tahta geçmesidir.

*

1514’teki Çaldıran Zaferi’nin ardından, bölgede tam bir Osmanlı hâkimiyeti vardı. Ancak, zamanla bu denge yer yer değişmeye başladı.

Osmanlı’daki saltanat çalkantılarını fırsat bile Safeviler, Bağdat, Basra ve Anadolu içlerine doğru topraklarını genişletmişlerdi. Bu cümleden olarak, Bağdat, 1623’ten beri İran’da hüküm süren Safevilerin elinde bulunuyordu.

Osmanlı, Dördüncü Murad’ın tahta geçmesinden sonra yeniden derlenip toparlanma sürecine girdi. Kudretli padişah, devletin zaafiyet zamanında kaybettiklerini yeniden kazanmanın yolunu tuttu. Bu uğurda büyük başarılar sağladı.

Sultan Murad’ın bir yıl iki ay süren Revan (Erivan) ile Bağdat seferi, alınan neticeleri itibariyle büyük bir zafere dönüştü. Öyle ki, dönüşte 22 Safevî ileri geleni bile zincirlere vurulmuş tutsak bir vaziyette tâ İstanbul’a kadar getirilmişlerdi.

İşte, sonu zaferle biten ve kalıcı sınırların belirlenmesini netice veren bu tarihî hadisenin ardından, Osmanlı ve Safeviler arasında asırlar önce varılan antlaşma ana maddeleri:

1) Bağdat, Basra, Kerkük, Şehrizor ve Şarkî Anadolu Osmanlı’da kalacak.

2) Revan (bugünkü Erivan) ve Azerbaycan Safevî Devleti’nin olacak.

3) Kotor, Mokur ve Kars bölgesinde kaleler, iki tarafça da yıkılacak.

4) Safevîler, sahâbeye, tanınmış İslâm âlimlerine ve eserlerine sövülmesini, hakaret edilmesini yasaklayacak.

*

Zaman içinde Revan Safeviler’in elinden çıktı; Rusya desteğindeki Ermenilerin eline geçti. Osmanlı da Birinci Dünya Harbi’nde Bağdat’ı kaybetti. Ancak, buna rağmen İran-Osmanlı sınırı bugüne kadar büyük ölçüde muhafaza edildi.

İleriki tarihlerde, iki ülke arasında çıkan birtakım anlaşmazlıkların (1723-47 yılları arasındaki çekişmeler gibi), yine Kasr-ı Şirin’de kabul edilen ana maddeler esas alınarak çözüme kavuşturulduğu görülüyor.

Önemli bir başka husus, son maddedeki ifadelerde dikkati çekiyor. Buradaki ifadelerden, Safeviler ile Osmanlıları düşman kardeşler noktasına getiren asıl meselenin, dinî ve mezhebî noktadaki zıtlaşmadan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Okunma Sayısı: 1126
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı