"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hesap soran sorular-1

M. Said ZEKİ
27 Mayıs 2024, Pazartesi
“Her suâle cevap verilir, fakat sual sorulmaz” diyen Bediüzzaman, kimseye ilim noktasında sual sormamış. Ancak 1909’da mahkeme heyetine sorduğu sorularla adeta zalimlerden hesap sormuş.

Savunması bir hiss-i kablelvuku ile, bir nevi ihbar-ı gaybî olarak, hayat-ı içtimaiyeyi alâkadar eden çok hakikatlere temas ettiğinden, daha sonra ‘Divan-ı Harb-i Örfî’ adıyla neşredilmiş.

31 Mart hadisesi Miladi 13 Nisan’da başlamış, on bir gün isyan hareketleri devam etmiş. 24 Nisan’da Hareket Ordusu müdahale etmiş ve isyanı bastırmış.

31 Mart hadisesi münasebetiyle kurulan askeri mahkemede, Bediüzzaman Hazretleri de yargılanmış. 30 Nisan 1909 Cuma günü tutuklanmış, 23 gün nezarette kalmış, 23 Mayıs 1909 günü beraat etmiş ve serbest bırakılmıştır. Savunmasında, önce yaptığı hizmetleri ironik üslupla cinayet olarak nitelemiş, sonra sualler sormuş.

***

Hadisenin sebep ve sonuçlarını, uzun tahlillerini tarihçilere bırakıp, suallere kulak verelim. Bu sualler, kırk elli masum mahpusun tahliyesine sebep olmuş.

“Gazetelerde neşrettiğim umum makalâtımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım” diyor Üstad. Çünkü “Hakikat tahavvül etmez; hakikat haktır.” Hesap soran soruları sanki bu gün için yazılmış gibi.

“Birinci Sual: Gazetelerin aldatmalarıyla meşru bilerek, buradaki görenek ve âdete binaen cereyan-ı umumîye kapılan safdillerin cezası nedir?”

Hürriyet’in i’lânı olan 23 Temmuz 1908’den 31 Mart (13 Nisan) 1909 tarihine kadar geçen sekiz-dokuz ay zarfında gazetecilerin yaptıkları neşriyatın çoğu, tahrik ve kışkırtmalı neşriyattı. Bediüzzaman gazetelerin yönlendirmesiyle, aldatmalarıyla ortaya çıkan genel cereyanlara katılanların suçsuzluğuna dikkat çekiyor.

***

“İkinci Sual: Bir insan yılan suretine girse, yahut bir velî haydut kıyafetine girse, veyahut meşrutiyet, istibdat şekline girse, ona taarruz edenlerin cezası nedir? Belki, hakikaten onlar yılandırlar, haydutturlar ve istibdattırlar.”

Bu sualde, demokrasinin kötüye kullanılmasına dikkat çekiliyor. Demokrasi adı altında, demokrasiyi kullanarak birden çok kişinin müstebit olup zulüm yapmalarının mümkündür.

“Üçüncü Sual: Acaba müstebit yalnız bir şahıs mı olur? Müteaddit şahıslar müstebit olmaz mı? Bence kuvvet kanunda olmalı, yoksa istibdat münkasım olmuş olur. Ve komitecilikle tam şiddetlenir.”

O dönemdeki uygulamalar nazara veriliyor, kanun hakimiyetine vurgu yapılıyor. İleri demokrasi adı altında da, tek padişahtan daha çok baskı ve zulümler işlenebilir. Bunlara karşı çıkmak suç olamaz.

***

“Dördüncü Sual: Bir mâsumu idam etmek mi, yoksa on câniyi affetmek mi daha zarardır?”

Bir masumu haksız yere idam etmek, bütün insanlığı idam etmek gibidir. Hatta on caniyi affetmekten daha büyük bir zarardır. Eğer iki zarar arasında bir tercih yapmak gerekecekse; masumu idam etmemek tercih edilmelidir.

“Beşinci Sual: Maddî tazyikler, ehl-i meslek ve fikre galebe etmediği gibi daha ziyade nifak ve tefrika vermez mi?”

Fikirler tankla topla, polisle copla, mahkemeyle hapisle susturulamaz, etkisizleştirilemez. Yasaklamak bir fikre engel olamaz. Bastırılmak istenen fikirler, daha hızlı gelişir ve daha kolay yayılıp kuvvetlenir.

Fikirlere karşı, ancak başka fikirlerle mücadele edilebilir. Maddi tazyik problemi çözmez; bilakis kronik hale getirir.

Haftaya diğer sualleri dinleyelim.

Okunma Sayısı: 1171
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı