"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nezahetin, iffetin ve asaletin timsali

Mehmet Asıf Işık
26 Mart 2022, Cumartesi
Bu ülkenin insanları, bugün sahip oldukları her bir hak için ağır bedeller ödedi.

Bu ülkede, insan olmak hasebiyle anaların ak sütü gibi helâl olan tartışılamaz bazı haklar bile uğruna çileler çekilip, zindanlarda yatılıp, işkencelere maruz kalındıktan sonra alınabildi.

Bu ülkede yaradılıştan gelen farklılıklar ya da fikir ve ifade, dini inanç, basın-yayın, ekonomik haklar gibi cihanşümul hukuk normlarına göre her insanın kendi hür iradesiyle tercihini yapmak gibi pek çok haklar, zorlu mücadelelere göğüs gerilemeden alınamıyor.

Mevcut idareyi kuran irade kendine, dine ve dini olana yer vermeyen bir ideoloji inşa etmişti. Halkının örfünden ve inancından farklı bir yol tayin ederek zihniyetini “halka rağmen” zorla ve zorbalıkla dayattı. Şairin ifadesiyle, millet yıllar yılı “kendi öz yurdunda garip ve öz vatanında parya” muamelesi gördü. 

Statükonun tanımadığı haklardan biri de tamamına yakını Müslüman olan halkın dini farizesi olan örtünme hakkı idi. Öncelikle ve bilhassa kızların eğitim hakları engellendi. Otorite örtünme hakkını vermemek için ülkenin hukuk ve adalet mercilerini de baskı altında tuttu. Keyfi uygulamalarla yıllarca dindar insanlar mağdur edildi. 28 Şubat utançlarla dolu bu zulmün unutulmayacak ibretlik dönemidir.

Başörtüsü ile eğitim ve çalışma hakkını alabilmek için birkaç nesil uzun, zorlu ve büyük mücadele verdi. Bu kararlılık manevî değerleri diri tuttu. O vakitler başörtüsü ve örtünme dendiğinde dinî bir vecibeyi samimî olarak yerine getirme arzusu, edep, iffet ve haya gibi mü’min bir kadına yakışan vasıflar akla gelirdi. 

Ve bugün…

Bu hak sağlam bir hukukî zemine oturtulmamış ise de, bugün isteyen örtünerek eğitimini alabilmekte ve/ya kamuda çalışabilmektedir. Dün bu anlamsız ve hukuksuz yasağı dayatanlar bugün milletle “helâlleşme” çabası içindedir. Doğrusu pek güzel. Dileriz ki devamı gelsin.

Serbestisiyle birlikte bu vecibenin toplum hayatında vakar ve ciddiyet içinde güzel bir örnek olacak, saygı hak eden bir yansımasını ümit ediyorduk. Elbette ihlâs ve samimiyetle vakarını muhafaza edenler her türlü hürmet ve takdire lâyıktır ve onlar bahse konu değildir. Fakat diğerleri var ya, işte onlar için insan üzülüyor.

Ahlâkî erozyonun sonucu olarak pek çok dindar ailelerin evlâtları, özendirici modalarla maruz kalarak yozlaştı. Gençliği dünyaya çağıran cazibedar ve keyifli tuzaklar dini şuuru yeterince oluşmamış genç kızlarımızı girdabına almış durumdadır!

Maalesef bazı mesture kızlar ve kadınlar tuhaf kıyafetler tercih eder oldular. Halbuki örtünmeyle ilgili âyete bakalım: “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. …” (24-Nur/31) Meali verilen âyette kadınların göstermemeleri emr edilen “ziynet” yani süs tabiriyle kasd edilenin, pek çok tefsirde “kadın vücudu güzel ve çekici yaratıldığı” için yüz ve elleri dışındaki bütün bedenidir. Kadının bu özellikleri “ziynet” sayılmış; anne-baba, kardeş, evlât-yeğen vs. gibi yakın akrabaları olan istisnalar dışındakiler için “vücudunun tamamının herkese karşı örtülmesi gerektiği” emredilmiştir. Âyetin devamında ise “ziynet” diye gizlediğini (örttüğü vücudunu) ayaklarını yere vurarak dikkat çekmemesi için de uyarılmıştır.

Bir Ebu Hureyre hadisinde ise, Peygamber Efendimizin (asm) şu mealde buyurduğu rivayet edilmiş: “Ateş ehlinden /Cehennem halkından iki sınıf var ki henüz görmedim: Biri; …

Diğeri ise; Giyindiği halde çıplak olan (teni gösteren ince elbise giyinen veya bedenlerinin bir tarafı açık veya vücut hatları belli olan) … Bu kadınlar Cennete giremez ve Cennetin kokusunu dahi koklayamazlar.” (Müslim, Libas, 125)

İmam Nevevi (ra) hadisteki giyinik çıplaklığı “elbise olarak giyiniktirler, ancak güzelliğini göstermek için bedeninin bir kısmını açarlar. Vücudunun iç kısmını belli eden ince elbiseler giyerler. Bunlar giyinik çıplaktır” diye izah etmiş. Âlimler bu hususu birbirine yakın ifadelerle beyan etmişler. Hadisin devamında “giyinik çıplaklıkla” beraber sayılan diğer hususların “Allah’a taatten dışarı çıkıldığı ve başkalarını da baştan çıkarmaları” (Müslim, Cennet 53/2857, 52/2128) yani fitneye sebep oldukları veya olabilecekleri gerekçe olarak gösterilmiştir. 

Örtünmek kadın için Allah’ın emridir ve ibadettir. Başa bağlanan örtü temizliğin, nezahetin, iffetin ve asaletin timsalidir; Hazreti Ayşelerin, Fatmaların, Zeyneplerin, Meryemlerin örtüsüdür. 

Okunma Sayısı: 1069
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı