"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tab’ıma muvafık olanlara çalışırım?

Mehmet ÇETİN
05 Eylül 2020, Cumartesi
Bediüzzaman, henüz 13-14 yaşında (1890-1891) iken, Doğu Beyazıt’ta Şeyh Muhammed Celâli’den aldığı üç aylık medrese tahsilinde çok aceleci gibi görünen ama aslında çok dikkat çekici âdeta numune bir davranış sergiler.

Üç aylık, hakiki tahsilini yaptığı bu çok kısa süreçte yüz kadar eser devirir.

O günün medrese öğretimi usulü gereği okuması gereken kitapların ilginçliği yanı sıra o eserleri de nasıl okuduğu da çok gariptir. Her kitaptan bir ya da iki ders alır, diğer kısımlarını terk eder. Bir, iki, üç, derken hocasının dikkatini çeker. Bir gün sabrı tükenen hocası Şeyh Muhammed Celalî Hazretleri kendisine; “Niçin böyle yapıyorsun? Bu hoşuma gitmiyor!”, der. Genç Molla Said: “Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitaplar bir mücevherat kutusudur, anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım. Yani bu kitapların neden bahsettiklerini anlayayım da, bilâhare tab’ıma muvafık olanlara çalışırım”, der.

İşte bu noktada soruyoruz: tab’ıma muvafık olanlara ile ne demek ister? Bir başka sual, bu hüküm, nasıl bir değerlendirmenin mahsulüdür?

İkincisinden başlar isek; o zaman, eskinin medrese tahsilindeki müfredat ve eserlere göz atmak gerekir ki, tahkikatımızın ayakları sağlam olsun.

Bu tahkikata teşekkür ve rahmet anarak başlamamız lâzım.

Bediüzzaman’ın Tarihçesini yazan Abdurrahman’a, büyük Tarihçe-i Hayat’ı hazırlayan ağabeylerimize, Abdülkadir Badıllı’ya Fatihalar olsun. O hacimli eseri ile Ahmed Akgündüz, Bilal Tunç, Nurettin Ceylan, Abdülbaki Çimiç ve emsalî müteferrik tarihçe-i hayat çalışması yapan hocalarımıza da teşekkür ve tebrik ediyoruz.

Bu zevatın eserlerinden anlaşıldığı kadarıyla ki rahmetli Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat (2019) 1/131’de ve Akgündüz’ün o kâmil çalışmasında tespit edebildiği kırk bir adet ile Akgündüz’ün çalışmasında daha fazla kitap isimleri var. Onlarda; sarf, nahiv, mantık, müsemma, kelam, istiare, bedi, va’d, akaid konulu eserler ki aynı zamanda şerhlerini, şerhinin de şerhini bu listeye eklemek gerekir. O zaman; okuma sırasına giren eserlerin sayı ve sırasını düşünebiliyor musunuz? Ve bu tedrisattaki müşkülatı? Bunlar ayrıca değerlendirilmesi gereken konulardır, ehline havale ederiz.

Bediüzzaman, çocuk yaşında hocasına verdiği cevapta, o sistemi âdeta tenkit ve tahlil yapmışlığını ifade eder. Bir sürü haşiye ve şerhlerle vaktin zayi edilmesi mümkün bir eğitim ile kaybedecek zamanı yok gibidir ve hemen doğrudan tab’ına muvafık olan eseri tavsiye etmesini söylediğinde Hocası hangi ilim, tab’ına muvafık olduğunu, sorar. Cevabı dikkat çekici: “Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum; ya hepsini biliyorum veyahut hiç birisini bilmiyorum.”, der. Yukarıdaki ifadesi ile mücevherat kutuları olarak görülen o şerh ve izah dolu eserlere evvelâ kıymet verir. Ancak bunların hepsini okumaya kendisinin üzerinden umum namına çok zaman alacağı tespitine işaret çeker, gibi.

Gelelim ilk suale; tab’ıma muvafık olanlar ile o değerli kitaplardan ilgi alanına, çalışma sahasına giren ya da kendi yapı ve tabiatına uygun olanlarını okuyarak faydalanmayı düşünür. Bunun ile eğitimin, kişiye odaklı olup, her talebenin talebi, yapısı, tab’ı tespit edilip o istikamet üzere çekirdeğin filizlenmesine yardımcı olunmalıdır.

Okullardaki ders ve kitapları ve onların da içindeki konular; doğrudan dışarıdaki gerçek dünya ile barışık ve mutabık olduğu gibi, o hayatı yaşayanların ferdî yapılarına uygun olmalıdır. Temel eğitimden başlayarak akademik tahsilde ve sonrasında sürekli karşımıza çıkacak olan konu, insanın kendi ferdî ve farklılıklar ihtiva eden yapısına uygun ders ya da bölüm tercih edilmeli ve bu istikamette eğitim alınmalıdır. Eğitim ve öğretimdeki doğru tercih ile hayatta mutlu ve başarılı olma yolunun, fıtrata uygun tercihlerden geçtiği unutulmamalıdır.

Not: Yazarlarımızdan; Süleyman Kösmene’nin kayınpederi Hüseyin Uzun’a, Cevher İlhan’ın babası Celal İlhan’a, M. Latif Salihoğlu’nun babası Hacı Salih Efendi’ye, İbrahim Özdabak’ın annesi Nadide Özdabak’a, Said Başaran Durum’a Allah’tan rahmet eylesin, mekânları Cennet olsun, sabırlar diliyoruz.

Okunma Sayısı: 1016
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • R.Kalyoncu

    5.9.2020 00:14:15

    "tab’ıma muvafık olanlar..." yani tabiatıma, karekterime, anlayışıma uygun olanları bilâhare okurum..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı