"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayasofya Camii yine gündemde

Mehmet KARA
15 Haziran 2020, Pazartesi
Siyasete hiçbir şekilde malzeme yapılmaması gereken konuların başında din ve dinî değerler gelmektedir.

Dinî konuların istismar konusu yapılmaması gerekir. Çünkü bu siyasete ve siyasetçiye değil öncelikle dine zarar verir.

Bu temel kaideyi söyledikten sonra ifade etmek isterim ki, son günlerde “tekrar” gündeme getirilen Ayasofya’nın ibadete açılması konusunun da siyasete alet veya siyaseten istismar edilmemesi için azamî dikkat ve özen gösterilmelidir. Şu anda Ayasofya’nın ibadete açılmasına itirazı olan neredeyse yok…

Ayasofya Camii’nin ibadete açılması genellikle seçim dönemlerinde gündeme gelir, ya ibadete açılabileceği ya da statüsünün değiştirilebileceği söylenir. Seçimler geçtikten sonra da unutulur gider, tâ ki yeni bir seçime kadar.

Yine erken seçimin konuşulduğu bir dönemde Ayasofya’nın gündeme getirilmesi bu endişeleri akıllara getiriyor.

29 Mayıs’ta İstanbul’un Fethi’nin yıl dönümünde Ayasofya’da Fetih Sûresi’nin okunması bütün vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılanırken, caminin ibadete açılması konuşulmaya başlanmıştı.

Danıştay 10. Dairesi’nin 2 Temmuz’da 1934’te Bakanlar Kurulu kararıyla müze yapılan Ayasofya’nın yeniden cami olması için açılan dâvâda hükmünü vereceğinin açıklanmasıyla birlikte mesele de gündemin üst sıralarına çıktı. Sürekli Vakıflar Tarihî Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, kararın iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesi’ne 2005’te dâvâ açtı. Daire, 31 Mart 2008’de Ayasofya’nın müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, dâvânın reddine karar vermişti. Dâvâcının söz konusu karara itiraz etmesi üzerine konu, Danıştay İdarî Dâvâ Daireleri Kurulu’na taşındı. Kurul, 10 Aralık 2012’de Daire’nin kararını onamıştı. 

Dosyayı ve dâvâcı vakfın iddialarını inceleyen Daire, 2 Temmuz gününde Ayasofya’yı görüşmek üzere duruşma açtı. Yapılacak duruşmada, Ayasofya ile ilgili kesin kararın çıkması bekleniyor. 

***

1980’DE HÜNKÂR MAHFİLİ İBADETE AÇILMIŞTI

Öncelikle iki konuyu netleştirmek gerekiyor.

Fatih Sultan Mehmed, fetihle özdeşleşmiş olan Ayasofya Camii’nin kıyamete kadar ayakta kalabilmesi amacıyla vakıf tesis etmiş ve bir vakfiye yazdırmıştı. Ne yazık ki bu vakfiyeye uyulmadı, uyulmuyor… Bu cami, 1934 yılında Resmî Gazete’de dahi neşredilmeyen bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştü. 8 Ağustos 1980 tarihinde Süleyman Demirel’in Başbakanlığı’ndaki 43. Hükümet döneminde ‘Hünkâr Mahfili’ ibadete açılmış, ne yazık ki 12 Eylül 1980 sonrasında darbecilerin aldığı bir kararla burası da kapatılmış ve Ayasofya’daki ezân, Mukaddes Emanetler Dairesi’ndeki Kur’ân sesi yeniden susturulmuştu. 10 Şubat 1991’de yeniden başlayan ezan sesi hâlen okunmasına rağmen “Ezan sesi yükselecek” denilmesine de şaşırmıyor değiliz. Asıl konu caminin tamamının ibadete açılmasıdır. Bunları gözden kaçırmamak lâzım. 

Diğer yandan da devletin resmî tapu kayıtlarına ve Diyanet İşleri Başkanlığı kayıtlarına göre de Ayasofya zaten cami... Ayasofya’nın ibadete açılması için Meclis’e önerge veren Türk Tarih Kurumu eski Başkanı, eski milletvekili Yusuf Halaçoğlu da bunu tasdik ediyor. “Ayasofya zaten bir cami, ancak ibadet yapılmıyor…”

***

“OYUNLARA GELMEYELİM” DENİLMİŞTİ

Seçim kampanyaları sırasında “Ayasofya ne zaman ibadete açılacak” diye seslenen bir vatandaşa sert ifadelerle, “Sultanahmet’i bir doldurun ondan sonra ona bakarız. Bak şimdi Büyük Çamlıca Camii’ni yaptık. 4 tane 5 tane Ayasofya eder. O kadar büyük. 60 bin kişiyi alabilecek kapasitede. (...) Mesele o değil. Bu işin siyasî boyutu var. Yan tarafta Sultanahmet’i doldurmayacaksın, Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgâh. Biz ne zaman, neyin, nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz” diyen Erdoğan yine o günlerde, “Getirisi, götürüsü nedir, bunu da burada açıklamam doğru değil. Götürüsü var. Bizim için faturası çok daha ağır. Unutmayalım, dünyanın çok çeşitli ülkelerinde bizim binlerce camimiz var. Acaba bunu söyleyenler, ‘bu camilerin başına ne gelir, bunu düşünüyor mu? Bunları düşünmeden söylüyorlar” diye konuşmuştu.

***

DANIŞTAY KARARINDAN SONRA…

Bir yıl önce bunları söyleyen Erdoğan bu gelişmelerden sonra birdenbire “Danıştay kararını verir. İcra makamı gerekli adımı atar” diye konuştu.

Bazı çevreler Ayasofya’nın kesin ibadete açılacağını hatta halı siparişinin de verildiğini söyleyecek kadar karardan emin.

29 Mayıs 2013 tarihinde Ankara Temsilciliği olarak “Mahzun Mabed: Ayasofya” konulu bir konferans düzenlemiştik. Açış konuşmasını da yaptığım konferansta Millî Eğitim Komisyonu eski başkanlarından rahmetli Nureddin Tokdemir’in moderatörlüğündeki konferansta konuşan Isparta eski milletvekili Ertekin Durutürk, “Ayasofya’yı açmak, ancak samimî gönüllülerin işidir” demişti. Durutürk, “Sadece Bakanlar Kurulu, ‘Şu tarihli, şu sayı numaralı kararname iptal edilmiştir’ dediği takdirde Ayasofya aslına döner. Ayasofya’yı kim ibadete açarsa duâ edeceğiz” diye konuşmuştu.

Ayasofya’nın ibadete açılması elbette büyük bir olaydır. Millet buna destek verecek ve büyük bir memnuniyetle karşılanacaktır. Buna sevinmeyecek kimse yoktur. Ayasofya Camii cemaatini, minareleri ezan sesini bekliyor. Ayasofya Camii’nin ibadete açılması siyasî tartışmalara kurban edilecek bir mesele değildir. Buna çok dikkat edilmelidir. 

***

CAMİLER “YENİ NORMAL” DE UNUTULDU MU?

29 Mayıs’ta camiler ibadete açıldı. Cuma namazları tedbirler çerçevesinde kılınırken, şu anda camilerde öğle ve ikindi namazları kılınabilirken kalan üç vakit namaz da kılınamıyor.

1 Haziran’da “yeni normal” dönem başlarken kafeler, lokantalar ve kamu kurumları açıldı, şehiriçi ve şehirler arası otobüslerde yüzde 50 sınırı kaldırıldı. En son olarak da hafta içinde 18 yaş altı ve 65 yaş üstü için sokağa çıkma yasağı da kalktı. Ancak bir şey unutuldu. Camilerde sabah, akşam ve yatsı namazları hâlâ kılınamıyor. Genelge ile üç vakitte cemaate kapatılan camilerin ne zaman açılacağı ise merak konusu…

Bir taraftan Ayasofya’nın ibadete açılmasını konuşurken diğer yandan camilerde üç vakit namaz kılınamaması da düşündürücü…

Okunma Sayısı: 1603
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    15.6.2020 04:48:50

    Allah razı olsun kardeşim.Hangi akıl ve mantıkla sabah,akşam ve yatsı namazları cemaatinden mahrum bırakılıypor camilerimiz.Bu üç vakitte cemaat sayısı gayet makul ve tedbirler babında sıkıntı vermeyecek şekildedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı