"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şapka Deyip Geçmeyin! (2)

Nahit Topaloğlu
04 Haziran 2024, Salı
Düzce’de her ayın 3. pazarı Yetişkinler Okuma Programı yaparız; kahvaltıyla başlayıp namaz ve yemek molası dışında müzâkereli derslerle gün boyu devam eder.

Bir konu müzâkere edilirken birkaç kardeşimiz o mevzûda bir şeyler yazılmış mı diye hemen Yeni Asya’yı tarar. Yâni bir makaledeki sehiv/hatâ, gün bitimiyle eskimiyor; internette yıllarca tıklanıyor.

Bir ağabeyimiz, en çok sahâbe kabrinin Diyarbakır’da (800’ün üzerinde) olduğunu yazmıştı. “Yeni Asya yazıyorsa doğrudur.” şiârı halel görmesin diye Yorum kısmına “Muhterem kardeşim, ‘Mekke ve Medine’den sonra en çok sahâbe kabri Diyarbakır’da.’ ifâdesi tashîhe muhtaçtır. Şam’da 5 Bin civârı sahâbe mezarı bulunmakta…” yazmıştım.

Telefonumu bulmuş; çıkıştı: “Ben bir yazıyı yazarken şöyle araştırırım... Yazdığım yazıdaki bilgileri de Diyarbekir ile ilgili falan mevkūteden aldım...”

-Kardeşim, bilgi hatalı. Şam’ı araştır, ma’lümâtının yanlış olduğunu göreceksin. Bunda uzatacak bir şey yok!

-Niçin özelden değil de yorum köşesine yazıyorsun?

-Mail adresiniz yoktu ki yazınızda!

-Yoksa yok. Senin telefonun da bende yoktu. Buldum da seninle konuşuyorum. Arasan bulurdun...

“Kusura bakma. Hatâ etmişim. Nihâyetinde nâzik bir düzeltme notuydu...” dediysem de sanırım kendimi affettiremedim. Anlaşılan bazı kardeşlerimiz nefislerini öldürdükleri için vazîfeyi âsab ve damarlar devralmış. Âsab ve damarlar nefis gibi öldürülemediğinden böyle şaşılası tezâhürler zuhûr edebiliyor.

Yazı gönderenler, mail adreslerini de yazmalılar tâ ki tashih gerektiren bir şey göze çarparsa yazara husûsî ulaşılabilsin.

Herkes FakĪr gibi enâniyeti çifteli olsa febihâ… Kat’-ı merâtib etmiş de, vazîfeyi âsab ve damarlar üstlenmiş ise?..

* * *

“Makale tetkik” koordinasyonunca bir yazı kendisine gönderilmişse FakĪr, gözüme çarpan imlâ, noktalama, ifade pürüzlerini -vaktim nisbetinde- tashîhe çalışırım. Önceden haberdâr olmadığım yazıları okuduğumda ise, gözüme çarpan hususları E-gazetede tashîhi için husûsî olarak yazarın tensîbine arz ederim.

“Eyvallah Abicim. Bu bilgiler benim için çok kıymetli…” gibi cevaplar gelir bazen fakat internet sayfasında yazıyı aynen duruyor görünce arz ettiğim bilgilerin o kadar da “kıymetli” olmadığı zehâbına kapılırım.

Bazı yazarlarımız hatalı imlâda direnince, tashîhe muhtaç şekliyle neşrediliyor:

Kelimeyi “ikamet” şeklinde -izahsız- düzeltmiştik. Yazarımızca kabul görmemiş; “ikâmet” olarak şapkalı çıktı. Bu kez özelden açıkladık: “… kardeşim, ‘ikâmet’ yazılırsa kef imiş gibi ince okunur. Şapka konmaz. İlle bir işaret konacaksa ikinci hece kalın ve uzun okunması için ‘ikámet/ikāmet’ diye yazılmalı. Bâki selam ve muhabbetler.”

Selâmımız alınmıştır da, kelimeye şapka giydirme ısrarından vazgeçildi mi meçhul; bir dönüş yapılmadı.

Önceki yazımızda da temas etmiştik: “k,g” harflerinden sonra şapka kullanılırsa, bu iki ünsüz ince okunur: kâtip, kâğıt, gâvur, nigâr… Fakat ‘k,g’ünsüzleri kalın ama hecenin seslisi uzun okunacaksa şapka kullanılmaz: galib, gamız, gazi, gafil ; kafile, kabiliyet, kaim, kaide…

Titiz iseniz, hele Risâle metni söz konusuysa “k,g” sessizlerinden sonraki sesliler üzerine hecenin kalın fakat uzun okunacağını ifade için husûsî işaretler konmalı: “gálib/gālib, gámız/gāmız, gázi/gāzi/, gáfil/ gāfil; káfile/kāfile, kábiliyet/ kābiliyet, káim/kāim, káide/kāide…

Tashih meselesi çok su götürür de bizim suyumuz ne kadarına kifâyet edecek Allah bilir; devam!

Okunma Sayısı: 879
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said

    4.6.2024 19:38:31

    “fakat internet sayfasında yazıyı aynen duruyor görünce arz ettiğim bilgilerin o kadar da “kıymetli” olmadığı zehâbına kapılırım.“ Muhterem hocam Allah razı olsun. İkazlarınız çok kıymetli. İstifade ediyoruz. İnternette yayınlanan yazıya -tashih için de olsa- artık yazar müdahale edemiyor diye biliyorum. Ancak görevli olan bilgi işlemdeki arkadaşlar düzeltme yapabiliyor. Murâkabe (birinci a şafkalı imiş) ve müspet tenkit yazarı teyakkuza sevkeder ve geliştirir. Selam ve dua ile

  • Said Yüksekdağ

    4.6.2024 14:25:53

    Allah razı olsun Nahit abi. Çok önemli bir konuya temas etmişsiniz. Tashih meselesi benim de hassas olduğum bir mesele. Bilhassa Risale-i Nur'un tashih meselesi benim için çok önemli. Ben şahsen elimden geldiği kadar (siz de dikkat etmişsinizdir belki) yazmış olduğum yazılarda imla kurallarına ve yazım hatalarına azamî dikkat eden biriyim. Yazılarımı müsvedde olarak değil üzerinden defalarca geçtikten ve gerekli düzeltmeleri yaptıktan sonra gazeteye gönderiyorum. Böylece editör (yazı tetkik heyeti) ağabeylerimizi yormuyorum. Lakin buna rağmen yazılarımda kısaltmalar, oynamalar yapılabiliyor :) Rabbim bizleri enaniyet, benlik ve hodfüruşluktan muhafaza eylesin ve bizlere ihlas-ı tammı kazanmayı nasip etsin. Âmin.

  • HÇeşitcioğlu

    4.6.2024 12:13:03

    Şapkalı şapkasız yazımların anlam farkı da açıklansa iyi olur. Aakil/ aqil ; akıllı.Şapkal akil ise; et yeyici.

  • Semanur Tunoğlu

    4.6.2024 00:14:10

    Hocam çok güzel bir iş yapıyorsunuz. Yazarlarımız yazılarını word sayfasında yazarsa "otomatik düzeltme" var. İsteseler de yanlış yazamazlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı