"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Diyanet İşleri Başkanlığına Açık Çağrı

Prof. Dr. İbrahim ÖZDEMİR
04 Kasım 2026, Çarşamba 01:58
6 Kasım Cuma Hutbesi İçin: Bahşedilmiş Bir Emanet Olarak Yeryüzü, Çevre ve İklim Krizi.

GÖRÜŞ - Prof. Dr. İbrahim ÖZDEMİR

“İnsanların kendi elleriyle kazandıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Allah, belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını onlara tattırmak ister.” (Rûm, 30:41)

Sayın Başkanım, kıymetli Din görevlilerimiz,

Gelecek hafta, 9–20 Kasım tarihleri arasında dünya milletleri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 için Antalya’da bir araya gelecek. Yeryüzünün geleceği bu kez bizim topraklarımızda, kapımızın önünde konuşulacak. Böyle bir eşikte, milletimizin vicdanına en doğrudan ve en samimi biçimde ulaşan kurumun, yani Başkanlığımızın, sesi her zamankinden daha kıymetlidir.

Bu vesileyle Müslüman bir çevreci, akademisyen ve aktivist olarak bir çağrıda bulunmak istiyorum: Konferanstan hemen önceki son cuma olan 6 Kasım 2026 Cuma günü ülkemizin bütün camilerinde okunacak hutbenin konusunun “Bahşedilmiş bir emanet olarak çevre ve iklim krizi” olmasını talep ediyorum.

İstanbul’un bize hatırlattığı

Bu talebin ne kadar acil olduğunu bize daha iki hafta önce İstanbul hatırlattı. 14 Ekim Çarşamba günü şehre düşen sağanak, İstanbul Valiliğinin açıklamasına göre 1942’de kayıtlar tutulmaya başlandığından bu yana görülen en yüksek yağıştı. Kırk sekiz saat içinde, eylül ve ekim aylarının toplam ortalamasından daha fazla yağmur yağdı. Ayazağa’da dere yatağı taştı; sokaklar nehre döndü, araçlar sürüklenip yokuş diplerinde üst üste yığıldı, evler ve iş yerleri çamura gömüldü. Balat’ta on dört yaşında bir çocuğumuz, su birikintisine bastığı anda elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. İstanbul’da altı, komşu Kocaeli’de iki canımızı toprağa verdik. Yaklaşık yirmi bin hasar ihbarı yapıldı; iki bine yakın konut ve dokuz yüz iş yeri ağır hasar gördü. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, mağdur olan bütün kardeşlerimize kolaylık diliyorum.

Bu felaketin iki yüzü var ve her ikisi de minberin konusudur.

Birincisi, değişen iklimdir: Isınan bir dünyada aşırı yağışlar, kuraklıklar ve orman yangınları daha sık ve daha şiddetli hâle geliyor.

İkincisi ise kendi ellerimizle yaptıklarımızdır: Dere yataklarına dikilen binalar, betonun altına gömülen dereler, nefes alamaz hâle getirilen toprak. Selin ardından İstanbul Valisi'nin dere yatağını işgal eden yapıların yıkılacağını açıklaması, felaketin yalnızca gökten gelmediğini açıkça gösteriyor. Kur’ân-ı Kerîm bunun adını koymuştur: fesad. Ve dikkat edilsin ki âyet umutsuzlukla değil, “belki dönerler” ümidiyle biter. Hutbe, işte bu dönüşün davetçisi olabilir.

Neden hutbe?

Türkiye’de on binlerce camide, aynı gün, aynı metin, milyonlarca mümine aynı huşu içinde ulaşıyor. Hiçbir kamu kampanyası, hiçbir reklam ve hiçbir konferans bildirisi insanlarımıza bu kadar samimi ve bu kadar güvenilir bir dille ulaşamaz.

Gençlerimiz selleri, yangınları ve kuraklıkları her gün ekranlarından izliyor. Cuma günü camiye geldiklerinde, inançlarının bu meseleye dair söyleyecek bir sözü olduğunu duymayı hak ediyorlar. Söyleyecek sözümüz de var; üstelik ödünç değil, kendi geleneğimizden.

Hutbede vurgulanmasını önerdiğim hususlar

1. Yeryüzü mülk değil, emanettir. “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; onlar bunu yüklenmekten kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi.” (Ahzâb, 33:72) İnsanın halifeliği, yeryüzüne sahip olmak değil, ona emanetçi olmaktır: “Sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden infak edin.” (Hadîd, 57:7) Emanetçi, elindekinin hesabını verecektir.

2. Mîzan ve ölçü. “Göğü O yükseltti ve mîzanı koydu; mîzanda haddi aşmayasınız diye. Tartıyı adaletle yapın ve mîzanı eksik tutmayın.” (Rahmân, 55:7–9) Allah her şeyi bir ölçüyle yaratmıştır (Kamer, 54:49). Çarşıdaki teraziyi bozmak ile yaratılışın dengesini bozmak aynı haddi aşmanın iki yüzüdür.

3. İsraf ve su. Peygamber Efendimiz (asm), akan bir nehrin kenarında dahi abdest alırken suyu israf etmeyi yasaklamıştır (İbni Mâce, Tahâret, 48). Abdest musluğundan başlayan bir tutumluluk, şehirlerimizin suyunu da korur.

4. Derelerin, ormanların ve toprağın hakkı. Dere yatağı derenindir; orman bütün canlılarındır. Bunları işgal etmek, hem bugün yaşayanların hem de torunlarımızın hakkına girmektir. Gelecek nesillerin hakkı da kul hakkıdır.

5. Panik değil, umut ve amel. “Kıyamet kopacağı sırada birinizin elinde bir fidan varsa, onu diksin.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 183, 191) Tevekkül, tedbiri terk etmek değildir: “Onu bağla, sonra tevekkül et.” (Tirmizî, Kıyâmet, 60) Mü’min ne korkuya teslim olur ne de “nasılsa bir şey olmaz” rahatlığına.

6. Somut adımlar. Cemaatimizi suyu ve enerjiyi israf etmemeye, tüketimi azaltmaya, ağaç dikmeye ve selden, kuraklıktan, yangından etkilenen kardeşlerine yardım etmeye davet etmek.

Hutbenin sözü, camilerimizin hâliyle de desteklenebilir.

Almanya'da benim de danışmanlık yaptığım bir proje kapsamında cami ve mescitler için yeşil cami projesi başlatıldı. Öncelikle güneş enerjisi ile büyük bir tasarruf sağlandı.

Başkanlığınızın öncülüğünde camilerimiz kendi su ve enerji kullanımlarını gözden geçirebilir; abdest musluklarından aydınlatmaya, ısınmadan cami bahçelerine kadar örnek olabilir.

Osmanlı ustalarının cami duvarlarına oyduğu kuş evleri ve sokak hayvanları ile göçmen leylekler için kurulan vakıflar, bize bu yolun yabancısı olmadığımızı gösteriyor.

COP31’e ev sahipliği yapan bir ülkenin din kurumundan böyle bir sesin yükselmesi, bütün İslâm dünyasına da örnek olacaktır.

Sayın Başkanım, dünya Antalya'da müzakere masasına oturmadan bir hafta önce, Anadolu’nun ve Trakya’nın bütün minberlerinden yeryüzünün bize bahşedilmiş bir emanet olduğu hatırlatılsın. İstanbul’da kaybettiğimiz canların acısı, ancak bu emanete sahip çıkmamızla anlam bulabilir.

“Tartıyı adaletle yapın ve mîzanı eksik tutmayın.” (Rahmân, 55:9)

Saygılarımla,

Prof. Dr. İbrahim Özdemir

* Üsküdar Üniversitesi Çevre Etiği Forumu Kurucu Başkanı

Küresel İklim Değişikliği Üzerine İslami Deklarasyon (2015) ve el-Mîzân: Yeryüzü İçin Bir Ahid (2024) metinlerine katkıda bulunanlardan.

Okunma Sayısı: 188
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı