"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fakirden Fakirullah’a

Servet GİRASUN
04 Kasım 2026, Çarşamba
Siirt yolları benim için yalnızca bir şehirden başka bir şehre uzanan kilometrelerden ibaret değil. Her yolculuk, insanı başka hayatlarla, başka imtihanlarla ve üzerinde düşünülmesi gereken nice hakikatle buluşturuyor.

Geçtiğimiz günlerde ihtiyaç sahibi ailelerin durumlarını yerinde görmek ve dertlerine bir nebze olsun çare aramak için Siirt'teydim. Yaklaşık yirmi beş ailenin kapısını çaldım.

Bir insanın kapısını çalmak, yalnızca bir eve girmek değildir. Bazen o kapının ardında yıllardır sessizce taşınan bir yük, kimseye anlatılamayan bir sıkıntı veya bütün güçlüklere rağmen muhafaza edilen bir vakar bulunur.

Ziyaret ettiğim evlerden birinde beş çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan bir anneyle tanıştım.

Sağlık meslek lisesinde okurken babasının kararıyla istemediği bir evliliğe zorlanmış, eğitimini yarıda bırakmıştı. Yıllar geçmişti ama yarım kalan tahsilinin gönlünde bıraktığı iz silinmemişti.

Üstelik anlattığına göre eşi on iki yıldır çalışmıyordu. Eşinin bu kayıtsızlığına rağmen beş çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak, evini ayakta tutmak için çırpınıyordu. Sanki gençliğinde elinden alınan imkânların acısına, bugün omuzlarına bırakılan sorumluluklar da eklenmişti.

Peki, ne yapıyordu?

Nakış işliyor, oya yapıyor, yazmalar hazırlıyordu. İğnesiyle ipliğiyle ailesine ekmek götürmeye çalışıyordu. Kırgınlığını inkâr etmeden, yaşadığı haksızlığı kader deyip geçiştirmeden hayata tutunuyordu. Bir yanda yarım bırakılan hayaller, diğer yanda hiç bitmeyen bir annelik mücadelesi...

Bir başka evde Suriye'den gelmiş beş kişilik bir aileyle karşılaştım. Üç çocuğunu okutmaya çalışan baba, ilerlemiş yaşına rağmen kimi zaman hamallık yapıyor, kimi zaman kuş yemi satarak geçimini sağlıyordu. Üstelik oturdukları ev kiralıktı.

Bunca yükün altından nasıl kalkabildiğini sorduğumda şükürle cevap verdi: “Elhamdülillah, yaşıyoruz. Elimiz ayağımız tutuyor. Sağlığımız yerinde.”

Sözlerinde yaşadığı sıkıntıları inkâr eden bir kayıtsızlık yoktu. Çalışmaktan vazgeçmeyen, alın teri dökerken Rabbine güvenen bir insanın tevekkülü vardı. İki ayrı evde, iki ayrı hayat mücadelesine şahit olmuştum. Biri eşinin kayıtsızlığına rağmen çocukları için didinen bir anne, diğeri yaşına rağmen ailesini ayakta tutmaya çalışan bir baba...

Bu karşılaşmalar bana fakirlik ve zenginlik üzerine yeniden düşündürdü. Siirt denildiğinde akla gelen isimlerden biri de Tillo'da medfun bulunan İsmail Fakirullah Hazretleri.

Fakirden Fakirullah'a...

Bir tarafta geçim sıkıntısıyla mücadele eden insanlar, diğer tarafta ismiyle insana Allah karşısındaki aczini ve ihtiyacını hatırlatan bir gönül insanı.

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah şöyle buyurur: “Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve mutlak kemaliyle hep övgüye lâyık olan O’dur.” (Fâtır, 35:15.)

Demek ki insanın fakirliği yalnızca cebindeki parayla ölçülmez. Maddî imkânları ne kadar geniş olursa olsun her insan, Cenab-ı Allah'ın rahmetine muhtaçtır. Bu hakikat, maddî yoksulluğun sıkıntılarını küçültmez. Aksine, imkân sahibi insanın sorumluluğunu hatırlatır. Çünkü bir insanın ihtiyacını görüp elinden geldiğince gidermeye çalışmak da kulluğun ve kardeşliğin gereğidir.

İnsan bazen bir başkasının ihtiyacına çare ararken kendi muhtaçlığını da fark ediyor.

Birinin ekmeğe, diğerinin şefkate, bir başkasının huzura ihtiyacı var. Fakat hepimizin ortak ihtiyacı, bizi yoktan var eden Rabbimizin rahmeti. Siirt'ten dönerken geride ziyaret ettiğim evleri bıraktım. Fakat o annenin el emeğini, o babanın alın terini ve bütün zorluklara rağmen dilinden düşürmediği şükrü beraberimde getirdim.

Meğer insan, başkasının fakirliğini görmeye giderken kendi fakirliğini de keşfedebiliyormuş.

Okunma Sayısı: 148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı