“Melekler var mı?”
“Elbette.”
“Peki niçin göremiyoruz?”
“Nurdan yaratıldıkları için. Bugün bazı ışınları bile görmemiz mümkün değil. Melekleri göremediğimize de şaşmamalıyız.”
“Varlıklarını nereden biliyoruz?”
“Kur’ân’da ve hadiste anlatılıyor. Yer ve göklerin sahibi Allah melekleri yarattığını söylüyor. Peygamberine (asm) de göstermiş.”
“Niçin yaratılmışlar?”
“Allah’ın varlığını birliğini, ilmini, büyüklüğünü ilan etmek için. Melekler Allah ne emretmişse onu yerine getirirler. Onu kullukta bulunurlar. Günah işlemleri söz konusu değildir.”
“Bize benzerler mi?”
“Hayır. Onların erkekleri, dişileri yoktur. Bizim gibi yiyip içmezler. Çiçeklerden yağmur damlalarına kar taneciklerinden yıldızlara kadar her yer meleklerle dolu. Allah’ın eşsiz san’atlarını görüp O’na ibadet ederler.”
Görülmeyen her şey yok demek değildir
Melekleri biz göremeyiz. Göremediğimiz her şey yok demek değildir. Eğer öyle olsaydı, gözle görülemeyen milyonlarca yaratığı yok saymamız gerekirdi ki, bunu söyleyene deli derler.
Yalnız melekleri mi göremiyoruz? Havayı görüyor muyuz? Rüzgârı görüyor muyuz? Elektriği, mikropları, enzimleri, atmosferi, storosferi görebiliyor muyuz? Aklımızı, fikrimizi, düşüncelerimiz görebiliyor muyuz? Hayır. Ama bunlar vardır. Öyleyse bunları yaratan da olmalıdır. O Yüce Kudret melekleri yaratan Allah’tır. Meleklerin varlığını bize Allah bildirmiştir.
Meleklere inanmak, mü’min yani inanan olmanın altı şartından biridir. İlk şart Allah’a inanmak. İkincisi Melekler e inanmak. Üçüncüsü Allah’ın indirdiği kitaplara inanmak. Dördüncüsü peygamberlere inanmak. Diğerleri de sırasıyla ahirette, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ve öldükten sonra dirilmeye inanmaktır. İnsanız, Müslümanız. Bütün bunlara inanmış ve mü’min olmuşuz. Elhamdülallah! Şahadet ederiz ki ilahlar yok, tek Allah vardır, yine şahadet ederiz ki, Hazret-i Muhammed, yani bizim Peygamberimiz (asm) Allah’ın hem kulu, hem Resûlüdür.