Âfâkî olarak dünya genelinde birtakım olayları görüyoruz ki, bunlar hep aynı merkezden idare ediliyor. Neocon, Neoliberal ve benzeri küresel güç odaklarının en önemli özelliği; yıkmak ve tahrip etmektir.
Dünyanın neresinde masum niyetlerle yapılan gösteriler varsa, bunlar amacından uzaklaştırılarak sabote ve provoke edilir; kırma, yakma, yıkma ve maddî zarar verme olaylarıyla masum talepler gölgede bırakılır. Gösterilerin asıl amacı unutulurken, geriye çoğu zaman yıkım, kargaşa ve toplumsal ayrışma kalmaktadır.
Bu güçlerin maksadı, toplumları kutuplaştırmak, devletleri zayıflatmak ve ekonomik-siyasî krizleri derinleştirmektir. Kendilerini farklı ideolojik kimliklerle tanımlayan küresel güç odaklarının ortak hedefi budur. Kuşkusuz uluslararası ilişkiler yalnızca görünen gelişmelerden ibaret değildir. Devletler, çıkarlarını korumak için çeşitli stratejiler geliştirir, ittifaklar kurar ve güç mücadelesi yürütür.
Günümüzde ABD-İran savaşı politikalarının ekonomik ve sosyal sonuçları olan kriz ve bunalımlar da bu şer şebekesine dayanmaktadır. Anlaşmazlık bir türlü bitmiyor. Bunun etkileri, bazı dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de iyiden iyiye hissediliyor.
Filistin'de yıllardır süren acılar ve zulüm, Benjamin Netanyahu'nun (küresel güçlerin tetikçisi ve aktörü) politikaları ile İran'a yönelik savaş ve işgal, bu güçlerin faaliyetlerinin bir parçasıdır. ABD Başkanı Donald Trump da bir aktör olarak verilen görevleri yerine getirmiştir. Diğer bazı devletler de bu doğrultuda hareket etmektedir.
Son olarak Dünya Kupası maçlarında bir ABD'li oyuncuya kırmızı kart cezası verilmişti. "Bu nasıl olur, bir ABD'li sporcuya böyle bir ceza verilir mi?" denilerek ABD'li aktör devreye giriyor ve FIFA'dan cezayı hukuksuz bir şekilde sildiriyor. Sırtını derin güçlere dayandıran için yapamayacağı hiçbir hukuksuzluk kalmaz. Aynen bunun gibi Rahip Brunson da hukuksuz bir şekilde tahliye edildi.
Diğer bazı devlet başkanları da ABD siyaseti doğrultusunda iş ve işlemlerini yürütmektedir.
Dünya değişiyor, aktörler değişiyor, dengeler değişiyor. Fakat değişmeyen bir gerçek var: Güç mücadelesi devam ediyor. Bu mücadeleyi doğru okuyabilen toplumlar geleceğini inşa eder; yalnızca görünenle yetinenler ise başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaktan kurtulamaz.