"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her gezinin bir amacı vardır, bir şey söyler insana

Sebahattin YAŞAR
08 Temmuz 2024, Pazartesi
Mısır bir İslam ülkesi. Onları daha yakından tanımak, onlarla görüşmek bir kardeşlik ihtiyacı. Bediüzzaman, Mısır halkı için, İslamiyetin zeki bir mahdumu ifadesi kullanır.

GEZİ: Bediüzzaman’ın tarifiyle İslamiyetin zeki bir mahdumu (evladı): Mısır
Sebahattİn YAŞAR - 1
[email protected]

Bir gezi programına katılırken, gideceğimiz ülke ve şehirlerle ilgili, ‘Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin o ülke veya şehirlerle ilgili bir bakış açısı var mı?’ deyip, okuyarak gitmemiz, bizi oldukça rahatlatıyor. Kur’an tefsiri Risale-i Nurlar gözlüğü ile hayata bakmak, olayları yorumlamak insanı mutlu ediyor. Bir de tabi nerede ve kimlerle olursanız olun, iman ve Kur’an hizmeti odaklı bir amacınız varsa, elbette çantanızda Risaleleler ve cebinizde çalışılmış bir iki dersinizin olması iyi oluyor. Gideceğiniz yerle ilgili biraz özel çalışmak ve bilgi donanımı elde etmek işinizi kolaylaştırıyor.

İlginç olan şey de, Said Nursi hazretleri gerek Batı dünyasını ve gerekse Şark alemini geçmiş ve geleceği ile bir güzel kritize etmiş ve eserlerinde oldukça sağlıklı bir bakış açısı vermiştir. Bunu şundan anlıyoruz ki, Bediüzzaman her hangi bir konuyu değerlendirirken olumlu veya olumsuz toptancı bir yaklaşımla konuyu ele almıyor. Adaletli bir şekilde, kişi veya toplumun doğrusu, yanlışı neyse onu ortaya koyuyor. Mesela Batı’yı, İsevilik din-i hakikisinden veya dinsiz felsefeden beslenen Avrupa olarak tahlil ediyor. Medeniyetleri mehasin ve kusurlarını ifade ederek paylaşıyor. İslam dünyasını da hastalıklarıyla, çareleriyle, nerede hata yaptıklarıyla değerlendiriyor.

Gezi programlarını böyle bir ön bilgi ile başlatmak, sizi yanlış yapmaktan veya ölçüyü kaçırmaktan alıkoyuyor. Eşim, çocuklarım, damadım ve torunlarımla geniş ailece gerçekleştirdiğimiz Mısır gezi programımız da kısmen böyle oldu. Önce ‘Mısır neresidir, neden böyle bir gezi yapıyoruz, neden bu memleketi seçiyoruz, bize ne kazandırır?’ gibi onlarca soruya cevap arayarak süreci başlatıyoruz. Öncelikle Risale-i Nur eserlerine ‘Mısır’ araması yaparak, neler var, konu nasıl ele alınıyor öğrenmek ve Nurların farklı kitaplarında Mısırla ilgili onlarca konu başlıklarının olduğunu görmek insanı mutlu ediyor. Yani Nurlar konu bakımından oldukça zengin. Diğer bir nokta, nurlarda ele alınan konular Kur’an perspektifinde değerlendiriliyor.

Böylece o memleketi, kültürünü, insanını, toplumunu, tarihsel serüvenini, gelecek tasavvurunu, İslam açısından önemini görmüş oluyorsun. Nitekim Mısırla ilgili onlarca konu başlığının olması sizi olumlu etkiliyor ve zihninize bir alt yapı kazandırıyor. Nurlarda geçen ifadelere bakıldığında Mısır memleketinin coğrafi özellikleri, manevi dokusu, eğitim durumu, ülkedeki fikir akımları, siyasi yapı, hürriyetler ve insan hakları karneleri, ülkenin yetiştirmiş olduğu ve diğer ülkeleri de etkilemiş ilim adamları, gençlik hareketleri, kültürel etkileşme gibi konular hakkında çok yönlü bilgi toplamış oluyorsun. Böyle bir ön hazırlıkla yola çıkmak insanın hata yapmasını, yanılmasını önlüyor. Karanlığa projeksiyon tutmak gibi, önümüzü aydınlatıyor. Artık o memlekete gidince o zaviyeden olayları gözlemlemeye başlıyorsun. Bu da insana iyi geliyor. Yani gezmek bir amaç kazanıyor.

Neden ailece bir gezi?

Öncelikle zamanını geçirmeden aile efradınızla hatıra albümleri oluşturmak iyi oluyor. İnsan hatıra ile hayatını şekillendiriyor. Evlatlarla, torunlarla böyle bir serüven de her zaman yapılabilecek bir şey olmuyor. Sen müsait olsan onlar olmuyor ve bir türlü birlikte hatıralar kayıtlara geçemiyor. Eş, çocuklar, damat, torunlar hatıra istiyor. Hatırasız hayat olmuyor. Yani kimseyle bir hikayeniz olmamışsa o hayata nasıl yaşanmış diyeceksiniz ki! Onun için insan sosyal bir varlık olarak çevresinde eş, dost, akraba, arkadaş gibi birliktelikleri arzu ediyor.

Hayat onlarla daha bir anlamlı hale geliyor. Düşünün ki, annenizle, babanızla, kardeşlerinizle bir hatıra oluşturamamışsanız; annelik, babalık hukuku, evlatlık hukuku nasıl gelişecek? Nasıl birbirimizi daha yakından tanıyacağız? Nasıl birbirimizin neye, nasıl tepki verdiğini, nelerden hoşlandığını anlayacağız? Ne acı ki, ömrü boyunca birlikte yaşayıp da, sağlıklı hatırası olmayan, birbirini tanımayan nice insanlar var? Bu acı bir durum.

Gezi, insanda ruh hali değişikliği sağlıyor. İnsan ruhu farklı ortamlar, farklı insanlar, farklı kültürler tanımak, görmek istiyor. Bu aynı zamanda gelişmenin de kaynağıdır. Çeşitlilik, durağanlığı kırıyor. Hayatın sadece kişinin yaşadığı dünyadan ibaret olmadığını fark ediyor. Bu sadece bulunduğun yerden daha iyi yerler görmek anlamında değildir. Daha zor şartlar görmek de bir kazanıma dönüşüyor. İnsan daha güç şartları görünce, kendi yaşadığı hayat şartlarına şükretmeye başlıyor.

Bir de işin manevi boyutu var ki, bu daha da ilginç. Yıllar önceydi evlatlarım henüz küçükken, değişik sebeplerle birlikteliğimiz bozulmadan beraberce bir hatıra yapalım ve umreye gidelim demiştik. Öyle de yaptık, hatta gidişimiz ve yaşadığımız serüven sonraki yıllarda bir kitabımızda hikaye de oldu. Ama emin olun bu umre ibadetinden sonra hem bizim hem de çocuklarımızın dünyasında çok güzel, olumlu gelişmeler oldu. Aile fotoğraf albümümüzün serüveni sonraki pek çok manevi gelişmelere de vesile oldu. Aksi halde ‘şimdi vaktim yok evladım’ diyenlere, yarın onların çocukları da ‘baba, anne şimdi hiç zamanım yok’ diyeceklerdir. Ne yapıp edip, kendimize, eş ve çocuklarımıza iyilikler yaparak, birlikteliğimizi arttırmalıyız. Bu başka zaman yerine getirilemeyecek bir öneme sahiptir.

Neden Mısır?

Neden Mısır’a cevap verebilecek onlarca madde var. Öncelikle Mısır bir İslam ülkesi. Orada müslüman kardeşlerimiz yaşıyor. Onları daha yakından tanımak, onlarla görüşmek bir kardeşlik ihtiyacı. Bediüzzaman, Mısır halkı için, İslamiyetin zeki bir mahdumu ifadesi kullanır. Yani bu coğrafyada nice nice fikir ve düşünce insanları yetişmiş. İslam medeniyetinin pek çok nadide ismi bu topraklarda yaşamış ve eser vermiş. Tarihi süreç içinde pek çok peygamberler burada hayat sürmüş. Musa Aleyhisselam, Harun Aleyhisselam, Yusuf Aleyhisselem gibi pek çok peygamberlerin burada ayak izleri var, ruhaniyatı var.

Musa Aleyhisselam Firavun ile bu topraklarda mücadele etmiş. Yine bu topraklarda Firavun’un sarayında Musa yetişmiş. Yusuf Aleyhisselamın kardeşleri tarafından kuyuya atılması, bir kervanın onu bulması ve köle olarak saraya satılması ve sonrasında da Mısır’a aziz olması, Züleyha’nın iftirasına uğraması, suçsuz olduğu halde zindana atılması ve burada kendisine peygamberlik gelmesi bu topraklarda yaşanmış. Bu hikayeler, bugün için de nice dersler taşıyor.

Anlaşılan o ki, hak ile batıl mücadelesinin en belirgin yaşandığı sahneler bu topraklarda olmuş. Yine öncesinde de Pramitleri kendilerine mezar olarak yaptıran Fravunların mumyalanması kimbilir öldükten sonra yeniden bir hayatın varlığına işarettir. Hatta onların eşyaları ile birlikte toprağa konması, gittikleri yeni mekanda o eşyaları da kullanmaları gibi bir inancı akla getirmektedir.

Mısır, bir Afrika ülkesi. Mısır, her gün Cennetten kendisine bereket damlayan Nil-i Mübarekin mekanı. Mısır, Kur’an-ı Kerim’in en güzel kıraat edildiği mübarek mekan. Camileriyle, medreseleriyle, ilim yuvalarıyla kendisi gibi pek çok ülkenin de hayatında önemli yer edinen, ilmin ilmek ilmek dokunduğu bir yeryüzü mektebi.

—DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 1406
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa

    9.7.2024 00:10:08

    2007 yılı şubat ayında Kahireye gitmiştim...Tarih,eski medeniyet ve çok ilginç bir coğrafya olarak gördüm..Ama halkın yaşam biçimi, temizlik,trafik çok kötüydü...

  • HÇeşitcioğlu

    8.7.2024 11:43:14

    Eş, çocuklar, damat, torunlar hatıra istiyor. Hatırasız hayat olmuyor. Yani kimseyle bir hikayeniz olmamışsa o hayata nasıl yaşanmış diyeceksiniz ki!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı