"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kitaplar İskenderiye'yi gündemde tutmuş

Sebahattin YAŞAR
10 Temmuz 2024, Çarşamba 00:46
İskenderiye’yi, dünden bugüne dünya ölçeğinde bu derece gündemde tutan şey, kitaplarla olan bağı olmuş. Kitaplara yapılan yatırım, hayatı daha kaliteli kılıyor.

GEZİ: Bediüzzaman’ın tarifiyle İslamiyetin zeki bir mahdumu (evladı): Mısır
Sebahattin YAŞAR - 3
[email protected]

İskenderiye veya Aleksandria, Kahire ve Giza’dan sonra Mısır’ın üçüncü, Afrika’nın ise yedinci büyük kenti ve ekonomik merkezi olan bir kenttir. Toplamda 5.381.000 insanın ikamet ettiği İskenderiye, Akdeniz boyunca Mısır’ın kuzey kıyısı üzerinde yaklaşık 40 km uzanır. (Vikipedi)

İskenderiye’de yolda yürüyüş halindeyken Filistinli Feyzi kardeşimizle tanıştık. Bize hemen ‘Türkiye, Türkiye diyerek’ bizi tanıdığını ifade etti. Biz de onunla selamlaştık, kucaklaştık. Filistin ne durumda diye ayaküstü dertleştik. Türkiye’yi çok sevdiklerini ama Filistin’e daha çok yardım yapması, ciddi rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Biz de kendisine Risale-i Nur eserlerinden küçük kitaplardan Arapça Tabiat Risalesi’ni hediye ettik. Hemen o da kolundaki Filistin simgesi olan bilekliği çıkarıp bize hediye etti.

İskenderiye’de şehirde binaların yüzü oldukça eski görünüyor. Onun için pek çok caddede yüz yenileme çalışması var.

İskenderiye şehir olarak oldukça güzel. Deniz sahilleri özellikle gece oldukça hareketli. Bizim gezimiz yaz döneminde olduğu için, gündüzleri biraz sıcak olduğundan gecesi daha hareketli idi. Burada serin gecelerde ciğer yemenin ayrı bir lezzeti var. Kendine has küçük sandviç ekmeğinin içerisine çekilen ciğerlerin yemesine doyum olmuyor. Geçmişten günümüze İskenderiye tabiat güzelliği ile birlikte aynı zamanda bilim merkezi de olmuş. Dönem dönem hükümdarların da teşvikiyle, yakın coğrafyalardan ve dünyanın değişik ülkelerinden bilim adamları buraya gelmişler ve ilmi çalışmalarda bulunmuşlar.

“Dünyanın annesi” denilen bir derin geçmişe ve kültürel zenginliğe sahip Mısır, yüzde doksanı Müslüman, yüzde onu ise Kıpti olarak isimlendirilen bir topluluk. Mısır, bu kadar zengin bir geçmişe ve geleneğe rağmen gelinen noktada ne acı ki, darbeler, demokratik zihniyetin gelişmemesi sonucu istenen gelişmişlik düzeyinde bir ülke değil.

Yeraltı mezarlığı

MS. 2. ve 4. yüzyıllar arasında kullanılan Kom es-Shoqafa Yeraltı Mezarları, Yedi Ortaçağ Harikasından biri olarak kabul edilir. Bu mezarlık, İskenderiye’nin toprakları üzerinde yükselir ve büyüleyici mimarisiyle dikkat çeker. Zengin Süslemeler: Yeraltı mezarları, büyük taş tabutlar veya lahitlerle süslüdür. Bu lahitler, çeşitli sanatsal motiflerle bezenmiş ve dikkat çekici detaylara sahiptir. Roma ve Mısır Sanatı: Mezarların içinde gezindiğinizde, sizi Roma ve Mısır sanatının bulunduğu bir odaya götüren dairesel bir merdivenle karşılaşırsınız. Bu, farklı kültürlerin bir araya geldiği bir atmosfer sunar.


İskenderiye'de simgeler önünde hatıra fotoğraf çektiriliyor.

Katlı dönerli bir sistemle merdivenlerden inerek her katta onlarca mezarlar yer alıyor. Şehir merkezinde yer alan tarihi yeraltı mezarları, çağlar öncesinde bile yine ölümün, yine öldükten sonra yeni bir hayata geçmenin ne kadar hayatın önemli bir yerinde durduğunu gösteriyor. Hayat kadar ölüm de insanların dünyasında dikkat çekiyor. Günümüzde Yeraltı Mezarları, antik çağın derinliklerinde saklı kalmış adeta kültürel bir hazine gibi durmaktadır. Yeraltı mezarları, keşfedildikleri tarihten bu yana birçok arkeolojik eser barındırmıştır. Roma, Mısır ve Yunan kültürlerine ait etkileyici nesneler, bu mezarların zenginliğini oluşturur.

28 Eylül 1900 tarihinde, yeraltı mezarları tesadüfen keşfedilmiş. Bir eşek, kuyuya düşerek bu antik hazinenin gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır. Mezarlar, antik dünyada kullanılan kaya kesme teknolojisiyle inşa edilmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca hayatla ölüm el ele olmuş. Hayat kadar ölüm ve kabir gibi kavramlar, öldükten sonra dirilmek gibi inançlar hep insanı meşgul etmiş. Onun için tarih boyunca Mısır’daki Firavunlar kıymetli eşyalarıyla, mumyalanarak toprağa konulmuş. İnsan dünyada elde ettiği herşeyi bırakıp, kabre konularak yeni bir aleme gidiyor. Bu gidiyor olduğu yeni alemde neler var, ne ile karşılaşacak ve neler yapması lazım bilmesi için, ancak İlahi dinleri dinlemesi gerek. Yoksa dinsiz felsefe ölümle, kabirle, öldükten sonraki hayatla ilgili ne desin?

Dikkat çeken nokta ise, şartlar, asırlar ne kadar değişse de, ölüm hakikati değişmiyor. Ölüm öldürülemiyor ve öldürülememiş. Aslında düşünen insan da, bu gerçeğe gelmesi gerekir. Madem ölüm var ve bakidir o zaman hayatı da ona göre yaşamak akıl taşıyan insanın yapması gereken şeydir. Yaşananlar ne olursa olsun insanın bir gerçeği var ki bu Allah’ın koyduğu ve kimsenin değiştiremediği ölüm kanunudur. Konu ile ilgili düşünen kafaları Risale-i Nur şöyle ikaz ediyor: “Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir. Evet, çaresi var ve Risale-i Nur Kur’ân’ın sırrıyla o çareyi, iki kere iki dört eder derecesinde kat’î ispat etmiş.” Şualar.


İskenderiye'de tanıştığımız ve kendisine Tabiat Risalesi hediye ettiğimiz Filistinli Feyzi kardeşimiz, 'Biz Türkiye'yi çok seviyoruz’ dedi.

Kayıtbay Kalesi

İskenderiye sahil yolundan kaleye doğru gitmek istiyoruz. Gündüz sıcak olduğunu için hemen bir taksi çağırıp onunla gidiyoruz. Kaleye varmadan yüz yüz elli metre boyunca deniz kabukları satıcılarıyla karşılaşıyoruz. Denizden çıkarılmış çeşit çeşit deniz kabukları, süs eşyaları olarak satılmaktadır. İlginç olan buradan satın aldığınız bir deniz kabuklu süs eşyası, havalimanından geçmiyor ve atılıyor. Gerçi biraz bahşiş işi hallediyormuş ama biz vebal olur diye vermedik ve aldığımız eşyaları çöpe attılar.

Tarihte burada dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen İskenderiye Feneri yer almış. Faros Adası’na inşa edilen dünyanın ilk en yüksek feneri, depremlerden zarar görerek yıkılmış. Fenerin yerine Kayıtbay Kalesi, Aros adasında İskenderiye Feneri’nin kalıntıları üzerine inşa edilmiş. Kale 1984 yılında restore edilmiştir. Kalenin içinde yine satıcılar yer almakta ve girişte ücret alınmaktadır. Aksam saatlerinde sahil boyunca gezinti yapılabilmekte; restoranlar, kafeler oldukça hareketli olmaktadır.

İskenderiye Kütüphanesi

Kitapların olmadığı bir dünya düşünülemez. İnsan ve geleceği kitapla renklenir ve genişler. Kitaplar, insan için toplum için büyük anlam taşır. Modern dünyada bir insan veya toplum, okuduğu kitaplarla değerlendiriliyor. Yani ne kadar çok kitap okumuşsanız o kadar insansınız. Bu açıdan bakınca, insan ve toplum kitapla değer kazanıyor. O insan veya toplumu hisleri değil, bilgisi, aklı ve kalbi yönetir hale geliyor. Yoksa, kontrolsüz hisler hayatı kişiye ve topluma dar ediyor.


Bu da İskenderiye ciğeri, küçük küçük sandviç ekmeği arasında ve yanında yeşil biberle gerçekten farklı bir lezzette.

İskenderiye’yi, dünden bugüne dünya ölçeğinde bu derece gündemde tutan şey, kitapla olan bağı olmuş. Kitaplara yapılan yatırım, kitaplara olan ilgi ve kitabın şekillendirdiği bir dünya, hayatı daha kaliteli kılıyor. Bütün toplumlar için bu böyledir. Ülkenin, şehrin kitap, kütüphane potansiyelidir önemli olan. Bugün radyo, televizyon, bilgisayar, internet gibi iletişim ve bilgilenme araçları çok gelişmiştir. Ne kadar gelişse, yaygınlaşsa da bunların hiçbirisi kitabın yerini tutamaz. Zaten dünyanın en gelişmiş ülkelerinde kitaba, kütüphaneye olan ilginin azalmaması, hatta artması bunun delilidir. Belki de kitapları sadece kütüphaneler etrafında düşünmek değil, okulda, işte, sokakta, parkta otururken, yolculuk halindeyken hayatın her yerinde kitapla olmayı düşünmek gerekir. Unutulmaması gereken şey, hayat, kitapla güzeldir.

Yeni İskenderiye Kütüphanesi, deniz kenarında modern mimari ile yapılmış oldukça güzel bir kütüphanedir. Kütüphaneye belli saatlerde içeriye çocukların alınmadığını öğreniyoruz. Biz de torunlara dışarıda nöbetle bakarak kütüphaneye girdik. İçeride müze bölümünde eskilerden kalma matbaa ve baskı makinaları, önemli yazar ve bilim adamlarının baş heykelleri bulunuyor. İçeride sergi salonları, çalışma odaları, genel okuma ortamları ile çok dikkat çekici bir mimaride yapılmış. Yukarıdan aşağıya doğru katlı bir sistemle yapılan eser, dışarıdan bakıldığında da yine dış mimarisi ile de dikkat çekmektedir. Dış bahçede ise, büyükçe bir el bombası şeklinde bir yapı yer almakta. Burada da sanırım kitap en etkili güç anlamı verilmektedir.

Tarihteki İskenderiye Kütüphanesi ile ilgili pek çok farklı bilgi bulunmaktadır. Mısır’ın İskenderiye şehrinde MÖ 3. yüzyılın başlarında kurulmuş bir antik kütüphanedir. İnsanlık tarihinde meydana getirilmiş önemli eserlerden biri olarak kayıtlarda yer almaktadır. Eski kaynaklar, burada 150 bin cilt el yazması eserin toplandığını kaydeder.

Tarihteki İskenderiye Kütüphanesinin sonu ile ilgili birçok efsane vardır. Bunlardan halk arasında en çok inanılan iki tanesi kütüphanedeki kitapların hamamlarda tam 6 ay boyunca yakıldığı, bir diğeri ise kütüphanenin tam 6 ay boyunca yandığıdır. Kütüphanede yapılan bilimsel çalışmalar toplumsal olarak bilim kültürümüzü derinden etkilemiştir. Kütüphanede birçok önemli bilimsel kitapların orijinalleri bulunmaktaydı.

Yaşanan yaşanmış, olan olmuş ama bugün İskenderiye ve Kahire’deki sokağa yansıyan ve gerek küçük kitapçılarda veya gerekse satıcıların 40-50 adet kitabı elleri arasına alarak satış görüntüleri, kitapla olan muhatabiyetin az olmadığını gösteriyor. Yani Mısır halkı kitap okuyor. Bu da geleceğe dönük bakıldığında gelişmelerin bu halk açısından iyi olduğunu gösteriyor.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin İslam dünyasın için belirlediği üç büyük düşman olan cehalet, zaruret ve ihtilafın burada hiç değilse cehaletle savaşın marifet anlamıyla ciddiye alındığını gösteriyor. Nitekim bu ülkedeki medreseler, Kur’an eğitimi yapılan ortamlar Mısırlıların Kur’an’a zeki birer muhatap olduğunu gösteriyor.

Kuzey Afrika’da Mısır gibi bir ülkedeki olumlu gelişmeler sadece bu ülke ile sınırlı kalmayacaktır. Özellikle gençler burada da, dünyada olduğu gibi toplumsal konulara daha duyarlıdır. İnternetle sınırların kalkması ve dünyadaki bütün gelişmeleri görmeleri gençleri kendileri gibi düşünmeyenlere karşı daha hoşgörülü, daha duyarlı olmaya sevk ediyor.

—DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 1346
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı