"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

El ayak çekilince…

Ahmet BATTAL
11 Şubat 2020, Salı
Televizyon programlarının popüler konusu olan “siyasî ayak” tartışmalarından herhangi birini “koktu bu ayaklar” demeden başından sonuna kadar izleyebilmiş kaç kahraman vardır bu ülkede?

Biz bugün bu ayak olayına başka bir tarafından bakacağız. 

Yürümekte olan terör örgütü üyeliği dâvâlarında, esasen bir suç örgütü türü olan terör örgütünden ve sanıkların o örgüte üyeliğinden bahsedildiğine göre yargılamalarda “örgüt bağlantısı”nı gösteren deliller yanında örgüt menfaati için işlenmiş olan “somut suç” iddiaları ve delilleri de gündeme gelmiş olmalı, değil mi?

Yani iddia edilen somut suçlar; kopya, karşı istihbarat, casusluk, görüntü ve ses kayıtlarıyla özel hayatın gizliliğini ihlâl, basına tetikçilik yaptırma ve nihayet darbe planlarına dahil olma eylemlerinden ibaret olmamalı. 

Gerçekten, dedikodu ortamlarına ya da fısıltı gazetesine bakılacak olursa “o cemaat”i “suç örgütü” haline getiren ve yukarıda saydıklarımızdan başka tür somut suçları işlediğinden bahsedilen binlerce kişi var. 

Üstelik bu suçlar çoğunlukla iki ayaklı suçlar. 

Ama suçun sadece bir ayağı yargılanıyor. Birileri de televizyonlarda öbür ayağın reytingini yiyor.

Diğer ayak nerede? 

O ayak sessiz kalıyor. “Aman bana sıra gelmesin” diye “camilerde” duâ ediyor ya da çukurlardaki ambarlarda nargile dumanına saklanıyor. Hatta bazıları “yargılanan” olmamak için yargılayan ve yargılatan(!) pozisyonunda kalmayı tercih ediyor.

Nereden biliyoruz? 

Çünkü yargılanan “gerçek suçlu”lar, somut suçları sebebiyle yargılanmıyorlar. “Sadece  örgüt üyeliği”nden, ama aslında “cemaat mensubiyeti”nden yargılanıyorlar. 

Yanlış sebeple ve haksız biçimde ceza da alıyorlar. Yani o suçlular “araya karışıyor”lar ve korkarız işin sonunda beraat dahi edecekler. 

Zira “at izi iti izine karışmış”. Bu suçlular, “cemaat eşittir terör örgütü” yanlış mantığı ile ve “cemaat bağlantısı”nı gösteren deliller yardımıyla “örgüt üyeliği”nden yargılanan yaklaşık beş yüz bin kişi ile aynı tür “bağlantı delilleri”yle yargılanıyorlar. 

Bugünkü bu çarpık yargılama anlayışının sebebi bizce şudur:  

Aslında derin devletin oyununa gelen, ama bunun farkında olmadan “biz siyasetin hatırını tutalım ‘yanlış cemaat’in üzerine topyekûn gidelim” diyen güvenlik bürokrasisi ve hâkim-savcılar yanlışı genelleştirdiler ve şimdi geriye dönmekte zorlanıyorlar. 

Yanlışın sonucu ne olacak? 

Anlaşılıyor ki bazıları somut suç işlemiş. Ama dosya kapsamına bu konular girmediği için ve o suçlular topyekûn suç örgütü sayılan bir cemaate üyelikten ceza aldıkları için eninde sonunda onlar da beraat edecekler. 

Doğrusu yapılırsa ne olacak? 

Örgüt adına somut suç işlemiş olanların işlemiş olduğu suçlar tek tek gündeme geldiğinde şu olacak: 

İktidarın gazına gelip ve çoğunluğa uyup ak günlerde Amerika tarafına şirinlik göstermekte başarılı olmuş, ama kara günler geldiğinde yine çoğunluğa uyup yan bakmakta ve hatta küfür ve hakaret göndermekte geç kalmış çok sayıda bürokrat ve siyasetçi de yargılanacak. 

Kimin ne olduğunu ne zaman anlayacağız? 

El ayak çekilince…

Okunma Sayısı: 2170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı