"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üniversiteler demokrasi kaynıyor

Ahmet BATTAL
06 Şubat 2020, Perşembe
Dünkü Yeni Asya’da haberi okudunuz. YÖK’ün hazırladığı raporlara göre 2018 yılında akademisyen, idareci ve öğrencilere “Akademik huzuru bozmaya yönelik tavırlar” gösterdikleri iddiasıyla toplam 10 bin 252 soruşturma açılmış.

En çok soruşturma açan üniversite 462 soruşturma ile şaşırtıcı biçimde İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi olmuş. Bu üniversiteyi takip eden Karabük Üniversitesi’nde 370, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 337, Erciyes ve Hacettepe Üniversiteleri’nde 330 soruşturma açılmış. 

Bu da ilginç; otuz üniversitede hiç soruşturma açılmamış.

Bu haber bize ne anlatıyor? 

Üniversitelerde iletişimsizlik ve memnuniyetsizlik oranı yüksek. Asayiş sıkıntısı var. Polisiye olaylara değilse de memnuniyetsizlik kaynağı türünden hadiselere sık rastlanır olmuş. 

Ancak belli ki öğrenci sayısı yüksek olmayan bazı üniversitelerin yöneticileri bazı olayları abartmışlar ve disiplin işine dönüştürmüşler.

Üniversitelerde görülen bu kaynamayı gidermek için aslında çare belli: 

- Her bir üniversite bir “hyde-park” olmalıdır. Konuşma ve fikir açıklama ve hatta saçmalama hürriyetinin merkezi üniversitelerdir. 

- Sadece öğrencileri için değil aynı zamanda sosyal çevreleri için de müzakere kültürünün staj merkezi üniversiteler olmalıdır. 

- Hoca-öğrenci ilişkisi saygı çerçevesinde, ama rahat ve şeffaf olmalıdır ki öğrenci “yetişkin” olduğunu hissetsin. 

- Üniversiteler toplumsal muhalefetin merkezi olmalıdır. Vali, bakan, … alkışlatılan üniversite gerçek bir üniversite değil olsa olsa sitedir. 

- Üniversiteler eleştirilmeye hazır yöneticiler tarafından yönetilmelidir. Hoş görmeyenin hoş görülmeye hakkı yoktur. 

- Üniversite yöneticilerini üniversitenin tüm paydaşları yani hocalar, idarî personel ve öğrenciler birlikte seçmelidir. 

Bu son teklifimizi açalım: 

Bilindiği gibi rektörler uzun süre seçimle iş başına gelmişken, Ekim 2016’da, tabiri caizse bir gece ansızın gelen bir OHAL KHK’sı hükmüyle seçim kaldırıldı ve atamaya dönüldü. (En garibi de bu “çözüm”e adında “demokrat” olan partilerin de destek vermesiydi.) 

Gerekçe basitti: “Üniversite hocaları rektör seçmeyi beceremiyor!”

İlkmektepten liseye kadar öğrenciye seçme ve seçilme hakkını öğretip uygulamalı demokrasi dersi vereceksiniz. Sınıf başkanı (aslında eskisi gibi mümessil olmalıydı), okul temsilcisi vs. seçtireceksiniz. 

Sonra bu işin kitabını yazacak olan üniversitelerin hocalarına “siz seçmeyi bilmiyorsunuz” deyip alkışlama/alkışlatma memuru muamelesi yapacaksınız. 

“Altı kaval üstü şeşhane” mi yoksa “bu ne, perhiz; bu ne, lahana turşusu” mu desek! 

Evet, rektör seçiminde problemler vardı. Ama çare seçimli sistemi iptal değil ıslah etmekti. 

Müzakere kültürü rafta olunca demokrasi de tencerede oluyor. 

Ondan sonra soruyoruz: Üniversiteler neden kaynıyor? 

Hâlbuki asıl soru şu: “Üniversitelerde ne kaynıyor?”

Okunma Sayısı: 1735
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • hasan

    6.2.2020 11:07:28

    Hiç de kaynamıyor...oğullar,kızlar,damatlar,gelinler profesör garantili kadrolara alınıyor...belki de kavga bundan...bakın herşey çok güzel,mükemmel...görüyorsunuz...iyi seyirler!!!!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı