"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seni seveni unutup durma - Ân diyarı (34)

Ali HAKKOYMAZ
21 Nisan 2024, Pazar
“Kahraman kim?” diye soruyorsun, Selim Ali. Cevap vereyim de tatmin olmazsın gibime geliyor; bildiğin cevaplardan değil de...

Kendini fetheden değil mi?! 

Kendini tanıyan… 

Dahası alıp verdiği nefeslerinin  farkında olan kahraman değilse ne?!...

Bilgin Abi bu kıyamet zamanlarının koşuşturmalarında insan en çok kendini unutur, diyordu. 

Ne acı değil mi Selim Ali, insanın en çok unuttuğunun kendisi olması… 

Enfüsî yani iç yolculuğa çıkmak o kadar zor mu? Çok mu uzak bu içimiz bize? Öyle ki içinden kaçan kaçana… Kedinden saklanan saklanana… Afaka dalmak insanın kendini “unutması” için ilk basamak mıydı?! 

Bir daha ele geçmeyecek bir hazineyi fütursuzca harcayanların bolca olduğu bu dünyada çok az “insan” çıkıyordu.

Nedendir? 

Dağların taşların yüklenmediği emaneti yüklendiği için miydi bu? Başka ne ki… Hem ben taşırım de o ene, ego, benlik yükünü de; sonra da kendi kendini yüz üstü bırak. Oldu mu şimdi? 

Selim Ali’nin kafası karıştı. Bilgin Abi’ye soruları birikmişti yine. İnsan nedir, diye içinden geçirdi. Bunu ne zamandır sormak istiyordu. Hattâ daha da çoğaltarak…

İnsan-kainat-Allah arasında sürgit bir yolculuk öncelikli olarak okulların ve camilerin işi idi de… nerdee?!

Aileler çocuklarına neyi, nasıl, ne zaman anlatacaklarını biliyorlar mıydı? 

Dudak büktü Selim Ali, hayır gibisinden…

İlkokula giderken ailesi mahalle camiine göndermişti. Sonraları evlerine yakın o iki cami inşaatçı hırsların kurbanı olacaktı. Selim Ali’nin hatıraları da… 

O hep yumuşak ve mütebessim Uzun Hoca’yı unutmuyordu. Bir büyük adam muamelesi yapardı o ufacık bizlere. Çocukluğumuzu unutur; büyürdük biz de. Hatalarımızı yüzümüze vurmazdı. Doğrusunu bir defa, bir defa daha okurdu. Elinde bir cetvel harflerin üzerinde gezdirdiği, yaramazlık yapanların yan gözüyle süzdüğü… 

Okullarda ve camilerde önce evde aklının, ruhunun dolması, teçhiz edilmesi gerekiyordu ama gel gör ki… 

Meselâ yıllar sonra öğrenecekti Selim Ali, besmelenin nasıl bir sır olduğunu. Meğer besmele gözlüğü ile bakılacakmış bu âleme ki sırlar ayan olup beyan olunacakmış. 

Gariptir ne cebi doluyordu Selim Ali’nin ne de aklı, kalbi… Bir kere kendi dilinin yabancısıydı. 

Babası her gün işe gitmeden yüksek ve biraz da ağlamaklı sesle Kur’an okurdu 

Şöyle bir sefer olsun bir ayetin penceresini biraz aralasaydı! Bilmiyordu ki o da!  Annesi altmışına varmadan dünyayı bitirmişti. 

Birileri niye anlatmazdı şu kainat şu Kur’an şu yaşamak şu sevinmek şu ümit şu korku şu çalışmak şu insanlık şu insanlıktan uzaklık diye…

Ve hangi ruh yangından sonra o dolu dolu sesiyle… “Allah Yâr…” bestesiyle piyasayı zikre çağıran Cem Karaca gibi herkes kendi yolunu kendi mi bulacaktı?!

Biraz -ve çokça biraz- öyleye benziyordu. Ya yoksa eski zamanlar gibi insanı yılların süreceği bir dehlize sokacaklar ya da kendi kendine tutunacaktın. 

Selim Ali’nin aklında, hayalinde öylece duran ramazan günlerini unutması mümkün müydü? Hele o Anadolu’nun selâtin camilerinin birinde binlerce kişinin içinde soğuk kış gününde buharlaşan camlara tutunan geceyi aydınlatan zikir feryatlarının yıllar sonra mısralarda bir soruya ve cevaba dönüşeceğini nereden bilecekti!

*

6666

Kadir…

Nedir, diye soruyorsun.

Sor.

 

Hayat kitabın indi.

Bin ay bir aya sığdı.

Yaşamanın adı kondu.

 

Geceler aydınlıkmış; bildim.

Ölsem bile güldüm.

Bir güzel insan oldum.

 

Kelime oldum bu gece.

Kendim kitapmışım meğer.

Açtım ve okudum bir bir.

 

Elif, lâm, mim…

Taha, Yasin…

Bunlar sana ayna; bilesin.

 

Sonsuz Selâm’dan sana selâm var.

6666 kelam var.

Fanilik mi yoksa seni oyalar?

 

Dünya fani; tutunup durma.

Seni seveni unutup durma.

Haa, mim, Elif, lâm, raa…

Okunma Sayısı: 981
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı