"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Pandeminin neresindeyiz? Nasıl bir korunma içinde olmalıyız?

Aytekin COŞKUN
30 Aralık 2020, Çarşamba
2020 yılının başlarından itibaren koronavirüs salgını ile birlikteliğimiz devam ediyor.

İlk salgının ülkemizde görünmeye başladığı tarih olan Mart ayının ilk haftalarında özellikle bütün hastanelerimizde ciddî bir hasta yoğunluğu söz konusu idi. Bu geçen zaman içinde hem sağlık çalışanları hem de toplum olarak ciddî bilgiler öğrendik, tecrübelendik. Bununla beraber hepimiz, virüsten korunma kriterlerini öğrenmeye başladık. Bu çalışmalarımızla salgını bir dönem olsun kontrol halinde tutmaya başarmıştık.

Özellikle Haziran ayı başlarından, Ağustos ayının sonlarına doğru ciddî bir normalleşme yaşamıştık. Özellikle medreselerde bir Haziran itibari ile yeniden yüz yüze dersler, sohbetler yapılmaya başlanmış, ülkemizin birçok yerinde restoranlar, kafeler, düğünler, sinemalar, en önemlisi camilerde cemaatle namazlar yeniden başlamıştı. Mesafe kontrollü olarak ve maskelerimizle bu yeni normal hayata alışmaya çalışmıştık. Bu geçen süre zarfında CORONA aramızdan birçok kardeşimizi, dostumuzu, akrabamızı ve arkadaşımızı aramızdan alıp gitti. Hüzünlerini hâlâ içimizde hissediyoruz.

Adeta yanı başımızdan sevdiklerimizi alıp gitmesini seyrederken, korona’nın elbette Rabbimizin bir askerî sıfatı ile hareket ettiğini bilerek, amenna ve saddakna dedik. Aramızdan ayrılanları Üstadımızın ve Peygamberimizin (asm) yanına uğurlamıştık. Birçok sevdiğimizin bu hastalıkla tanıştığını, hastane köşelerinde yalnız kalarak, karantina içerisinde tedavi gördüğünü biliyoruz. Çok sıkıntılı günler yaşadıklarını da biliyoruz. Şu günlerde korona yeniden kendini hissettirmeye başladı, tek tesellimiz, herkesin bu hastalığa karşı olan tutumları ile bu virüse karşı yapılan aşı çalışmalarının da olanca hızı ile devam etmesi, bizler için sevindirici bir haber oldu. 

Hal böyle giderken sohbetlerimizde dostlarımız bizlere bazı sualler sormaya başladılar. İlk çıktığında ‘’Evde kal, güvende kal, duâda kal’’ sloganımızı ifade ederken, derslerin en azından zoom benzeri dijital ortamda yapılması, risk taşıyan dostlarımızın ve sevdiklerimizin evlerde bu dersleri zoom üzerinden takip etmesinin daha doğru olacağı kanaatine vardığımızı ifade etmiştik. Hatta yanılmıyorsam 31 Mart 2020’de gazetenin ilk sayfasında haber olarak verilmişti. Geldiğimiz noktada 3-5 ay rahat ve yeni normal olarak isimlendirilen normal hayatımıza dönmeye başlamıştık ki, salgın yeniden (kış aylarını da içine alacak şekilde) baş göstermeye başladı. Yeniden aktif hale gelen salgın belirtilerinden öncelikle kişisel korunmamız önem kazandı. Bu da yetmezdi ve yetmez, beraber yaşadığımız çevredeki diğer insanların sağlığını da korumaya yönelik çaba içinde olmamız gerektiği ortaya çıktı. Pandemi tüm dünyada hala tam kontrol altına alınmış değil, sadece bulgularına göre korunma ve ilaç desteği ile gidiyoruz. Ülkemizde bazı hastaneler KORONA olan hastalarla hala dolu. Bunun yanında normal ameliyatlar ve poliklinik hizmetleri ise az oranda devam ediyor. En azından çok âcil ameliyat olması gerekenler için çalışmalar devam ediyor. Bununla birlikte hepimize ayrı ayrı sorumluluklar düşüyor. 

Bize gelen soruları şöyle birkaç başlık altında toplamaya gayret ettim;

1- Pandemide şu an neredeyiz? Bu sorunun cevabı henüz ‘’Pandemi geçmiş değil’’ diye cevap verebiliriz. 2021 yaz aylarına kadar dikkatli olmaya devam etmemiz gerekli. Kişisel fizikî mesafe ile maske ilk şartımız. 

2- Bulaşıcılık an itibariyle nasıl? Bu hastalığın en önemli yapısı daha önce ülkemizde ve dünyada yayılan SARS, HİV, MERS gibi salgın hastalıkların aksine çok hızlı yayılıyor olması. Ölüm oranları düşük olmasına rağmen hastalığa yakalanma riski çok yüksek. Bulaşıcılığı çok yüksek olduğu için kontrollü bir şekilde hastalığın etkisi azalmaya yönelik çalışmalar hepimizde devam ediyor. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu bu yönde birçok yeni kararlar alıyor. Hem kişisel sağlık hem de toplum sağlığını dikkat ederek. Ülkemizde ve bütün dünyada olduğu gibi hem yoğun bakım hem de hastanelerin servislerinde yatak oranları sınırlı sayıda. Dolayısıyla çok hızlı yayılan bir salgın da yatak eksikliği, en istenilmeyen durum. O yüzden maksimum fayda ile yatak sayıları kullanılmaya çalışılıyor.

 3- Bir kez hastalığı geçirip atlatan kişilerin hastalıktan sonraki ilk dönemde topluma ne kadar süre içinde çıkmalı, bulaştırma ihtimali devam eder mi? Hastalığı yakalananlar özellikle 10 gün evlerinde karantinada kaldıktan sonra, şayet risk gruplarında iseler bir müddet daha evlerinde kalmaları sağlık açısından çok önemli. Karantina tarzında değil, ama dışarı ile teması en aza indirgeyerek. 

4- Hastalığı geçiren kişilerin bu hastalığı bir daha geçirebilirler mi? Hastalığı geçirenler tekrardan hastalığa yakalanmaları gözlemlerimizde var. Hatta ilk hastalıktan sonra eğer akciğerlerinde ciddî sekel bırakarak iyileşme varsa, bu kişilerin ikinci kez yakalanmalarında tablo daha ağır seyrediyor. Özellikle tomografilerde çok belirgin hasarlarla iyileşme varsa, bu kişilerin çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Tedbir bizden takdir ise Rabbimizden.

5- Tehlike arz eden yaş aralığında değişim var mı? Son dönemlerde birçok genç ve orta yaşlarda da sık tutulma görülse de esas itibari ile bu virüs 55-65 yaş arasında, daha etkin olduğu istatistiklerde var. Bu yaşlarda ek hastalıklar, ki akciğerlerde bir sorun varsa bu daha sıkıntılı bir süreci başlatıyor olması ise çok önemli.

6- Kapalı alanda ne kadar kalmalıyız, tedbir alınsa bile belli bir zaman diliminde hastalığın bulaşıp bulaşmayacağı nasıl anlaşılır? Kapalı alanlarda çok sık kalma riski arttırıyor. Özellikle oksijeni bol olan ortamlarda yada sık sık havalandırılan ortamlarda bulunmak risk açısından daha düşük. Ama bu virüsün en etkin tarafı devam eden mutasyon evreleri. Dolayısıyla ileriki zamanlar ne getirecek kimse şu an dan itibaren kestiremiyor. 

7- Yüzyüze sohbetler, dersler yapılmalı mı? Yapılırsa nasıl olur? Evet, aslında Kur’ân okumanın, Risale dersleri yapmanın inanılmaz bir şifa kaynağı olduğuna bizzat şahitim ve yaşıyorum. Rabbim bizleri ve bütün insanlığı muhafaza eylesin. Elbette gönül yüz yüze o eski derslerin ihyasını istiyor, ama çok az zaman sonra inşallah o günleri yeniden görebileceğiz. Bu bizim fiilî duâlarımızla inşallah olacak. Burada aşının önemi ortaya çıkıyor. Her ne kadar aşı çalışmaları noktasında birçok sorularımız olsa da riskli grupların aşılanması koruyuculuk açısından önemli. 

Avrupa feylesofları, zındıkları, Asya münafıkları durmadan çalışsalar da Rabbimizin bir programı olduğunu unutmayalım. Elbette basiretimizi, ferasetimizi açık tutarak eğer böyle bir oyun varsa derslerimizi ve manevi hizmetlerimizi her bir evi medreseye çevirerek, dö-nüştürerek kırabiliriz. Asla derslerimizden ve okumamızdan geri durmayarak, bir müddet daha evlerimizden derslere katılmak daha evla gözüküyor. Dersaneler açık ve dersin oradan yapılması, 3-5 kişinin medreseyi açık tutması da çok önemli. Ama riskli grupta olan bütün dostlarımızın bir müddet daha evlerinde olması elzem. Hastalığın emareleri bizde görünmese bile, biz taşıyıcı olabiliriz. Bunu çok net ortaya koymadan, istemeden de olsa başkalarına bulaştırabiliriz. Allah katında sorumlu ve fail olmamak üzere, essebebü kel fail sırrınca sorumluluğumuz olduğunu unutmayalım. Taşıyıcı yani, hastalığı geçirmiş, ama farkında değil pozisyonda olabiliriz. Bu da bizim kendimizden ziyade çevremizdeki insanlara karşı sorumluk yüklediğini unutmayalım. 

Ortak bir akılla söylenilebilecek şeyler bunlar, bunun yanında maddi reçeteyle beraber Risale-i Nur’daki manevî reçetelerimiz bizlerin asıl ilâçları. Bunlardan asla taviz yok. Bizler sadece nasihat edebiliriz. Bir diğer hatırlatmamız ise direncimizi yüksek tutma adına bazı yapmamız gerekenler. Özellikle sebze, meyveden tabiî vitamin desteklerinden vazgeçmeyiniz. Moral motivasyon noktasında eşinizle, dostunuzla Allah için muhabbet ediniz. Rabbimizi bol bol tefekkür ediniz. 

Sağlıkla kalınız. Selâm ve duâ ile. 

Okunma Sayısı: 1233
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • NAHİT TOPALOĞLU

    30.12.2020 14:44:03

    Düzce'de en başından beri derslere hiç ara vermedik. Sadece umumi dersi 6-7 bölgeye yayarak maske , mesafe ve sair tedbirlere riayet ederek yüz yüze derslerimizi devam ettirdik, ettiriyoruz. Bela ve musibetlere karşı en tesirli sadaka Nur hizmetidir. Dijital Nur derslerine kimsenin diyeceği olmaz lakin hizmetin normal akışına devam ederken yapılmalı bunlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı