"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsrail’in Golan’ı ilhakına da “kuru kınama”!

Cevher İLHAN
26 Mart 2019, Salı
Nisan’da Türkiye ve İsrail’deki seçim öncesinde ülkesinde yolsuzluktan yargılanan İsrail Başbakanı Netanyahu ile Cumhurbaşkanı’nın iç kamuoylarına yönelik karşılıklı restli çıkışları sürerken, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilân eden Trump’un, İsrail’in Filistin’i işgalini destekleyen, Yahudi danışmanı damadı Kushner’le Ankara’da -Dışişleri Bakanı’nın katılmadığı- Cumhurbaşkanı ve Hazine Maliye Bakanı ile başbaşa gizli görüşmede neler konuşulduğu bilinmiyor.

Kapılar arkasında Siyonist damadın, Filistin topraklarının yüzde 80’ini İsrail’e veren, İsrail’in her fırsatta bombaladığı Mescid-i Aksa’yı ve Doğu Küdüs’ü de İsrail’e ilhak eden, abluka altındaki Gazze’yi Mısır’ın kontrolüne tevdi eden, topraklarının yüzde 20’sine sıkıştırdığı Filistin’i daha da küçültüp ikiye bölen, BM kararlarına rağmen başta Batı Şeria’daki yasadışı Yahudi yerleşim birimlerini kalıcı hale getirip işgali devam ettiren Siyonist damadın Ortadoğu ülkelerine pazarladığı “yüzyılın plânı”na dair Ankara’nın tavrı hâlâ karanlıkta.

İşte tam da bu vartada, Trump’un, İsrail’in 1967’de işgal edip bölgede yaşayan Suriyeli Arap nüfusun çoğu çatışma sırasında kaçmak zorunda bıraktığı, 1981’de ilhak ettiği, 30’u aşkın Yahudi yerleşimini kurup 20 binden fazla Yahudi yerleşimciyi yerleştirdiği Şam’a 60 kilometre yakınlıktaki BM kararları ve uluslararası yasalara göre Suriye’ye ait olan Golan Tepeleri’nde -52 yıl sonra- “İsrail’in egemenliğini tanımasının zamanının geldiği”ni söylemesiyle bir defa daha İsrail’in zulüm ve işgali oldubittiye getiriliyor.

“YÜZYILIN PLÂNI”NIN BİR PARÇASI

Vakıa şu ki, Suriye’nin 1973’teki Arap-İsrail Yom Kippur Savaşı sırasında İsrail ordusuna büyük kayıplar verdirip çekilmek bir kısmından çekilmek zorunda bıraktırsa da, 1974’de BM’ye bağlı “gözlem gücü”nün ateşkes hattına yerleştiği Golan Tepeleri’, Suriye - Lübnan - İsrail üçgeninde Şam’ı ve bütün bölgeye hâkim olan startejik bir alan.

İkinci Abdühamid’in bölgeyi savunmak için savaşçı Çerkez kabilelerini yerleştirdiği Golan tepeleri öncelikle zengin su kaynaklarına, verimli topraklara, tarım arazilerine sahip.

Gerçek şu ki, barış içinde bütün bölge ülkelerinin bölgedeki nimetlerden istifadeleri yerine küresel emperyallerin arka çıkmasıyla Golan’ı işgal edip ilhaka kalkışan İsrail, aslında yedi partili koalisyon hükûmeti ile siyasi istikrarsızlık girdabında. Ayyuka çıkan yolsuzluklar, gelir dağılımı adâletsizliği, gittikçe yükselen işsizlik, su ve mesken problemi, son yıllarda yeni nesillerde artan rahatsızlık, İsrail’de savaş ve işgal yorgunu toplumu İsrail’i tam bir sosyoekonomik bunalıma sürüklemiş.

Bu çıkmazda, çoğu Amerikalı Yahudi sermayeli şirketlerin, kat kat verim hırsıyla hibrit - kısır tohumla yaptıkları tarım da, Hollanda’dan sonra “dünyada tarımda ikinci ülkesi”ni pâyidar etmiyor. Bundandır ki, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum Kesimi ile petrol ve Doğalgaz sondajlarına kalkışıyor.

Özetle, İsrail’de yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları sarmalında bir “zafer”e ihtiyacı var; ve Trump,  seçim öncesi zorda kalan Netanyahu’ya Golan Tepeleri’ni bir “seçim hediyesi” olarak sunuyor.

Aslında İsrail işgalindeki Batı Şeria Yahudi yerleşim birimlerinin de tek taraflı ilhakını öngören Trump’un bu Golan Tepeleri emr-i vakisi, “yüzyılın plânı”nın bir parçası olarak ortaya çıkıyor. 

İSRAİL, DAHA DA KÜSTAHLAŞIP PERVÂSIZLAŞIYOR…

Çarpıcı olan, bütün bunlara karşı Ankara’nın tepkisinin, yine “söylemle”, “kuru kınamalar”la, “demeçler”le kalması. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı’nın, Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklaması bölgeyi yeni bir krizin eşiğine getirmiştir” yakınmasıyla yetinmesi.

 “Golan Tepeleri, 1967’den bu yana İsrail’in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil, Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır” vakıasını tekrarlayıp, Türkiye’nin ve İİT’nin böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz” diye konuşması. İslâm ülkelerini önlem almaya çağırmasıyla geçiştirilmesi. (AA, 223.19)

Tesbit şu ki, AKP iktidarında Ankara, İsrail’le istihbarat anlaşmasından, tarım, tohumcululuk, sulama ve telekomünikasyona onca ekonomik mutâbakat zabıtlarından savunma sanayii anlaşmalarına, silâh alımı ihâlelerinden enerji ihâleleri işbirliklerinden bir tekinin dahi iptaline, en azından askıya alınmasına yanaşmıyor.

Ve işgal ve ilhaka karşı sâdece iç kamuoyuna mesaj veren “kuru kınamalar”la kalındıkça, caydırıcı yaptırımlara başvurulmadıkça, “zulüm ve katliamlarının yanında kâr kalması” şımarıklığıyla İsrail daha da küstahlaşıp pervâsızlaşıyor…

Okunma Sayısı: 1043
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı