"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meclis merci, siyaset muhatap olmalı…

Cevher İLHAN
08 Ekim 2021, Cuma
Siyasetin bir diğer gündemi “çözüm süreci” tartışması.

Bilindiği gibi, baştan beri siyasî iktidarın terör örgütünü “Kürtlerin temsilcisi”, Öcalan’ı “Kürtleri lideri” ve Kandil’i/terör örgütünü “çözümün kilidi” görüp “Kürt sorunu”nunda “çözüm”ü terör örgütü üzerinden yürütmesi “sürec”i akamete uğrattı. 

Şimdi de yaman çelişkili çifte standartlarla ve tam bir “siyasi iki yüzlülük” ve “ilkesizlik”le altı buçuk milyon vatandaşı sindirme, parçalama ve enkazından oy devşirme hesâbına HDP üzerinden topyekûn muhalefeti âdeta siyasi linçle kriminalize etme ve karalama kampanyası yürütülüyor.  

Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine “kayyım” atanması, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp hapse atılmasının ardından “tâlimatlı” “kapatma tehdidi ve şantajı” dayatılıyor. Mahalli seçimlerde “millet ittifakı”na oy vermiş milyonlarca vatandaşın irâdesi dışlanıyor.  

Terör örgütünün değirmenine su taşıyan, Türkiye aleyhinde istismar ve suiistimaline kozlar veren; dahası HDP’nin ayrıştırılmasıyla toplumu kamplaştırıp kutuplaştıran kumpaslar kuruluyor.  

Oysa başta eski eş genel başkan Demirtaş olmak üzere partinin yetkililerinin, “Aslında PKK ve Öcalan ile görüşme yapan HDP değil, resmî muhatap Erdoğan ve hükümetin bizzat kendisiydi. Siyasi iktidar İmralı ve Kandil’le ‘çözüm süreçleri’ dışında defalarca görüştü, bunların hiçbirinde ne HDP’nin dahli vardır, ne de içeriğine dair bilgisi” ifşaatı vaziyeti ele veriyor. 

MUHALEFETİ KRİMİNALLEŞTİRME ÇARPIKLIĞI

Vakıa şu ki, HDP’yi demokratik siyasetten tasfiyeyle muhalefeti zaafa uğratma operasyonlarıyla, provokatif politik manipülasyonlarıyla bir yığın çarpıtma ve yanıltma ortaya atıldı. 

Ancak ana muhalefet liderinin, en son “Meclis dışında çözüm denendi ve başarısız oldu. Çünkü adres yanlıştı. Çözüm yeri de Meclis, muhatap Meclis’teki siyasettir, vatandaştan oy alarak Meclis’e gelen, Meclis’te grubu, başkanvekilliği bulunan meşru bir partidir. Bu sorunu Meclis’te hep birlikte, konuşarak, görüşerek çözmeliyiz” çağrısı bütün komploları sonuçsuz bıraktı.   

Keza Demirtaş’ın “HDP elbette muhataptır, çözümün adresi tabii olarak TBMM’dir” çıkışıyla son süreçte HDP’nin “demokrasi tutum belgesi”nde “Kürt sorununun Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı olduğu, savaş politikaları, silâh ve çatışma yöntemleri yerine, Meclis’in diyalog ve müzâkere seçeneklerinin tarihsel ve güncel olduğu aşikârdır” perspektifi oyunları bozdu. 

Milletin birliği ve ülkenin bütünlüğü kapsamında “çözüm mercii”nin millet irâdesinin temsilcisi Meclis olduğu ve HDP’nin, demokratik çözümde Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını dikkate alan yapıcı bir rol üstlenmeye hazır olduğu” açıklaması tuzakları boşa çıkardı.  

Ne var ki terörist başının mektubunu devletin ajansında yayınlatan, terör elebaşlarının mesajını devletin televizyonuna çıkaran, seçimlerde HDP’lilere “terörist başının tavsiyesinin dinlenilmesi”ni salık veren “iktidar cephesi”, HDP’ye oy vermiş vatandaşların demokratik temâyülle “millet ittifakı”na desteği karşısında bu partiyi terör örgütü olarak suçlamakla kalmayıp topyekûn muhalefeti kriminalleştiriyor. 

“HDP’yi meşru görmek PKK’yı muhatap almak demektir” çarpıklığını sergiliyor.

TEFRİKA PLÂNLARINA KARŞI…

Bundandır ki, “Kürt meselesi”nin işgalci ecnebi emperyal işgalcilerin hegemonya ve küresel çıkarlarıyla bölge ülkelerini ve Türkiye’yi etnik ve mezhebi tefrikalarla bölüp parçalamada, “hâriçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlama”da kullanılan terör örgütünün tekelinden kurtarılıp, topyekûn demokratikleşme ve hürriyetler ekseninde çözümü için millet irâdesinin temsilcisi Meclis’in ve meşru siyasetin uhdesine verilmesi gerekiyor. 

Bu hususta Bediüzzaman’ın bir asır önce emperyalist ecnebilerin Osmanlıyı parçalayıp paylaşma plânlarına karşı -17 Mart 1920’de- Sebilürreşad mecmuasındaki makalesinde “Onların (Kürtlerin) vekili ve Kürtlük nâmına söz söyleyecek, ancak Meclis-i Meb’usân-ı Osmaniye’deki (Osmanlı Meclisi’ndeki) mebuslar olabilir” beyânı Kürtlerin gerçek temsilcilerinin ve “çözüm” merciinin milletin Meclisi ve milletin vekilleri olduğu gerçeğini teyid ediyor. (Eski Said Dönemi Eserleri, 107-110)

Ve “Kürtlerin serbesti-i inkişâfının (maddî ve mânevî kalkınma yollarının açılmasıyla demokrasi ve hürriyetlerin geliştirilmesinin)” ancak bu yolla olabileceğini bildiriyor. 

Başka da yolu yok…

Okunma Sayısı: 694
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı