"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbeler ve sistem

İbrahim ERSOYLU
15 Mayıs 2020, Cuma
Son günlerde darbe tartışması bir kez daha kamuoyu gündeme taşındı. İktidar ve muhalefet “Darbe olur mu olmaz mı?” diye akla ziyan olan bu işi tartışmaya devam ediyor.

Şu bir gerçek ki, işin başında dindar kimlikli siyasîler olsa da, Türkiye’de devlete hâkim olan Kemalist sistem, antidemokrat, insan hak ve hürriyetlerine inanmayan, kendisi gibi düşünmeyeni hain kabul eden fertler üretmeye devam ediyor. Ne yazık ki darbe heveslileri bu durumdan beslenir.

Yakın geçmişte yaşadığımız 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbeleri, 28 Şubat 1997 Postmodern darbesi ve bir yönü farklı da olsa en son yaşanan 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması gibi hareketlerin istisnasız hepsi, faillerin kendi ifadeleriyle Kemalizm’i yeniden kafalara çakmak için yapıldığı ifade edildi.

Sivil ve askerî Kemalistler, M. Kemal’in kendilerine bu vatanı koruma ve kollama vazifesini verdiğine inanırlar. (İç Hizmet Kanunu, 35. Madde) Onlar halkı cahil, güdülecek bir sürü olarak görürler. Bu sebeple “Halka rağmen halk için” anlayışına sahipler. Demokrasiden ölümden korktukları gibi korkarlar. 

Çünkü demokrasi gelirse halkın kendilerine itibar etmeyeceğini, Kemalizm’in biteceğini bilirler. Onun için ideolojileri zayıfladıkça ve şartlar olgunlaştıkça darbe yapmaya kalkışırlar.

Darbe üreten bu sistem devam ettikçe, darbecilerin tutuklanması, hatta idam edilmesi darbeleri tek başına önlemek için yeterli değildir. Sivrisinekleri tek tek veya topluca itlâf etmek bir noktaya kadar işe yarar. Bataklık kurutulmaz ise, sinekler uygun şartlarda tekrar ortaya çıkar. Onun için yönetim sistemini Demokratikleştirmekten başka çare yoktur.

SİSTEM NASIL DEMOKRATİKLEŞECEK?

Avrupa Birliği ile dayanışmaya girerek önce Anayasa, kanun ve mevzuatın Demokratikleştirilmesi gerekir. Demokrasiye uymayan uygulamalara referans teşkil eden hususların onlardan ayıklanması gerekir.

Sonra başta askeriye olmak üzere yargı, üniversiteler, bürokrasi olarak bütün toplum katmanlarının, demokrasinin faziletleri hususunda eğitilmesi ve onlara Demokrasi şuuru kazandırılması lâzımdır.

Zira Demokrasinin faziletlerini içselleştirmeyen, hak ve hürriyetlerine sahip çıkmayan, sadece cebini ve ekmeğini düşünen fertlerin çoğunluğu oluşturduğu toplumlarda Demokrasi yerleşmez. Olsa olsa kâğıt üstünde kalarak şimdiki gibi çarpık bir Demokrasi olur. Siyasîler iktidar olur, ama muktedir olamazlar. Her an darbe olacak korkusu ile rahat edemezler.

Sözün özü: Sistemi Demokratikleştirmek bütün sivil yönetimlerin, özellikle AKP iktidarının menfaatinedir. Allah u âlem geçmişteki sivil iktidarlar bu işi yapsalardı, ülkeyi onlarca yıl geri götüren darbe facialarını yaşamazdık..

Şimdiki siyasîler de, iktidara geldikleri 2002’den bu yana, Avrupa Birliği ile dayanışmaya girerek sistemi Kemalizm kayıtlarından kurtarıp safha safha Demokratikleştirselerdi, 15 Temmuz darbe kalkışması yaşanmazdı. Hem onlar, hem ülke rahat ederdi. Bugünlerde olduğu gibi kıymetli zamanlar darbe tartışmalarıyla heba edilmezdi.

Okunma Sayısı: 1226
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı