"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Harikalar diyarında

İrfan Çakmak
05 Eylül 2026, Cumartesi
Masalda Alice (Alis) isimli küçük kız rüyasında, elinde saat olan tavşanın peşinden çeşitli acaipliklerle karşılaştığı bir harikalar diyarına gidiyordu.

Bu masal bana hep bizim de harikalar diyarında bulunduğumuzu düşündürür. Arkadaşımız ise tavşan değil de, basiretimiz. Harikalar diyarı ise rüya değil; kudret mu’cizelerinin sergilendiği gerçek bir fuar.

Basiretimizin eline zaman ötesi harika bir kitap verilmiş; Kur’ân. “Mevcudat üstündeki âdet ve ülfet perdesini keskin beyanatıyla yırtıp, o hakaik-i acibeyi zîşuura açıp, nazar-ı ibretlerini celbedip, ukûle tükenmez bir hazine-i ulûm…” açmakta.1 

Bir zaman bir havuzda yıkanıp; fevkalâde bir tesir altında kendinden geçip; acaip bir âleme götürülen adam gibiyiz. Öyle bir âlem ki kemal-i intizamından bir memleket hükmünde, belki bir şehir hükmünde, belki bir saray hükmündedir.2

O memlekette, Kur’ân basiretimizin eline bir iman gözlüğü veriyor. Basiretimiz, o gözlükle zamanı heba eden bir tavşan değil aksine bir kartal gibi geniş ve keskin nazarla alışkanlık perdesinin arkasındakileri görebiliyor. Böylece şu diyarın, bütün kâinatın kalbi, merkezi, bütün sanat harikalarının sergisi olarak yaratıldığını anlıyoruz.

O gözlükle her biri kudret mu’cizesi olan harikalara bakıyoruz: Zerrelerle uçsuz bucaksız âlemler; canlılar inşa ediliyor. Bize göz, göğe güneş takılıyor. Sesler âlemine kulakla, çeşitli kokulara burunla, milyonlarca tadlara dil ile ulaşıyoruz ve hakeza…

İşte tohum ve çekirdekler. Toprakla buluşup bitki, ağaç, çiçek ve meyve haline geliyorlar. Kıymetli bir gıda olan zeytin oluyorlar. Zerre gibi çekirdekten kocaman incir ağacı çıkıyor. Çölün ortasında halavetli hurma, kuru üzüm çubuğunda damla damla şurup oluyor. Mevsimler treniyle harika nimetler gönderiliyor. Baharda çiçeklerle bize sevildiğimiz bildiriliyor. Sineğin eliyle bal, böceğin eliyle ipek şu diyarda bize ikram ediliyor.

Hayatımız… En büyük, en ince ve en acaip bir kudret mu’cizesi. Maddesiyle manasıyla en güzel suretteyiz. Bir başımızda bin marifet manaları. Akıl, şuur, fikir, hayal, hafıza ilâ ahir…

“İşte insan, Cenab-ı Hakk’ın böyle antika bir sanatıdır ve en nazik ve nâzenin bir mu’cize-i kudretidir ki insanı, bütün esmasının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar ve kâinata bir misal-i musağğar suretinde yaratmıştır.”3 

Evet, harikalar diyarında mümtaz bir yolcuyuz. Binaenaleyh “mevt” denilen ve aynen hayat gibi harika bir kudret mu’cizesi olan  ölümle o harikalar diyarı sonsuzlaşıyor. 

Sanal tavşanların ucuz ve aldatıcı klavuzlukları arkadaşımız Basiret’i perdelememeli. Çünkü o tavşanların ellerindeki saatler, harika bir kudret mu’cizesi olan zamanımızı, Salvador Dali’nin Eriyen Saatler tablosundaki gibi eritmektedir. 

Unutmayalım; şu harikalar diyarında, harika nimetler takılan o sermayeden az miktarda verilmiştir. Ebedî harika bir saadet diyarını o sermaye ile kazanmamız gerekiyor. Saatlerimizi eriterek bizi neticesiz maceralara sürükleyen tavşanlara dikkat!

Dipnotlar:

1- Sözler; Yeni Asya Neşriyat (Mobil), s. 48.

2- Age., s. 70.

3- Age., s. 74.

Not: Şu Harikalar Diyarı’nı gezmek için Yirmi İkinci Söz ve Yedinci Şua o gözle okunabilir.

Okunma Sayısı: 110
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı