"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üreten insan hür olur

Kenan Toprakçı
08 Eylül 2026, Salı
Güneydoğu gezi notlar- 4

Toprağında üretim yapan, emeğinin karşılığını alan, belli bir yaşam standardına ulaşan ve geleceğinden endişe etmeyen insanın hayata bakışı da değişir.

Ekonomik bağımsızlık, sosyal özgürlüğün de önemli temellerinden biridir.

Mutlu, huzurlu ve kendi ayakları üzerinde durabilen vatandaş, siyaseti bir geçim kapısı veya korku alanı olarak görmez. Siyasetçiye el pençe divan durmak zorunda kalmaz. Çünkü vatandaşın gücü, kanunun üstünlüğünden ve kendi iradesinden gelir. İşte o zaman millet gerçekten söz sahibi olur. Seçilmişler, atanmışların üstünde; hukuk, şahısların üstünde olur. Gücün şahıslarda değil, kanunda ve adalette olduğu bir sistem ancak böyle kurulabilir.

Özgürlükten Güç Alan Bir Toplum

Toplumun korkulardan arındırılması, gerçek anlamda demokrasi ve cumhuriyet kültürünün güçlendirilmesi gerekir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün bulunduğu, insanların birbirine sevgi ve saygıyla yaklaştığı bir toplumda vatan ve millet sevgisi de daha güçlü olur.

Devlet elbette vatandaşın ekonomik faaliyetlerini vergisel ve hukuki açıdan kayıt ve denetim altında tutmalıdır. Ancak bu denetim, insanın özgürlüğünü ve girişimciliğini boğmamalıdır.

Özgürlük sorumsuzluk değil, sorumlulukla birlikte yaşanan bir haktır.

Baskı, cehalet ve fakirlik; toplumların huzurunu ve güvenliğini tehdit eden önemli zeminlerdir. Bu sebeple terörle ve toplumsal huzursuzluklarla mücadelede yalnızca güvenlik tedbirlerine değil; eğitime, üretime, adalete, özgürlüğe ve refaha da yatırım yapılmalıdır.

Çünkü insanın geleceğe ümitle bakabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği, düşüncesini özgürce ifade edebildiği ve hukuk karşısında eşit olduğuna inandığı bir toplumda huzur daha güçlü kök salar.

Köyler Yeniden Şenlenmeli

Ben yol boyunca yalnızca boş köyler görmedim. Aslında gördüğüm şey, geçmişimizle geleceğimiz arasında kurulması gereken bir köprünün eksikliğiydi. O boş sokaklarda çocuk seslerini yeniden duymak, cami duvarlarının kenarında ihtiyarların sohbetlerini yeniden görmek, ahırlardan hayvan seslerinin yükselmesini, tarlalarda üreticinin emeğini, bahçelerde çocukların koşuşmasını istiyorum.

Kamelyalar yine olsun… Ama o kamelyalarda insanlar da otursun. Sohbetler yeniden başlasın. Köyler yeniden nefes alsın. Toprak yeniden insanla buluşsun. Hayvan yeniden köy hayatının bir parçası olsun.

Çocuklarımız toprağın kokusunu, kuzunun sesini, ineğin sütünü, tavuğun yumurtasını sadece market raflarından değil, hayatın içinden tanısın. Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca yüksek binalarında, büyük şehirlerinde ve kalabalık caddelerinde değildir. Gerçek zenginlik; toprağında, suyunda, havasında, insanında ve üretme kabiliyetindedir.

Vatanın her karış toprağı yeniden hayat bulduğunda, köylerimiz yeniden şenlendiğinde ve insanımız kendi toprağında huzurla yaşayabildiğinde, inanıyorum ki şehirlerimiz de daha yaşanabilir hâle gelecektir. Belki o zaman yaz sonlarında yine yollara çıktığımızda, boş ve sessiz köyler değil; bacası tüten evler, tarlasında çalışan insanlar, merasında otlayan hayvanlar ve sokaklarında oynayan çocuklar göreceğiz.

Ve içimizden şu cümleyi söyleyeceğiz: “Memleket yine yaşıyor.”

Okunma Sayısı: 143
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı