"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kibir mi, vakar mı?

M. Fahri UTKAN
30 Ocak 2021, Cumartesi
Sünûhat’ta ve Hakikat Çekirdekleri’nde geçen bir cümle: “Bir ulülemrin makamındaki ciddiyeti vakar, mahviyeti zillettir; hanesinde ciddiyeti kibir, mahviyeti tevazudur.” (ESDE, Sünûhat, s. 464)

Kibir; büyüklenme, kendini beğenme anlamına gelir. Vakar kelimesi Arapça’dan gelen bir sözcüktür. ‘Ağırbaşlılık’ biçiminde değerlendirildiği görülmektedir. Kibir istenmeyen kötü bir haslet iken ona benzeyen vakar, istenen, olması gereken güzel bir huy, haslettir. Kibir, ilk olarak şeytanın davranışında ortaya çıkmıştır. Hz. Âdem (as) yaratıldığında, meleklerin ve şeytanın Hz. Âdem’e (as), Allah (cc) tarafından secde edilmesi emredildiğinde ve şeytanın-iblisin huzurdan kovulmasına sebep, ‘Ben ondan daha hayırlıyım’ diyerek, büyüklük (kibirlilik) dâvâsına kalkışmasıdır.” (İmam-ı Şa’rani)

Kimi insan bilgisine güvenerek, kimi zenginliğine kimisi de sanatına güvenerek gururlanıp büyüklenir. İnsan âcizliğini anlayıp tevazu gösterdikçe yükselir, kibrine-gururuna teslim olarak hareket ettikçe alçalır.

Kibirli olanlara tevazu ile davranmak ters anlaşılacağı için onlara karşı kibir ile değil de vakar ve ciddiyetle mukabele etmek gerekmektedir. Ekseriyetle inkâr edenler kendilerini beğendiklerinden, bir büyüklenme ve ayrılık içindedir. Said Nursî şöyle diyor: “Demek kibir ve gururları onları nihayet derecede ahmaklaştırmış ki, bir sineğe, bir mikroba karşı mağlûp bir âciz-i mutlakı, bir kadîr-i mutlak zannederler. Mâdem bu derece akıldan, insaniyetten sukut etmişler; hayvandan, belki cemâdâttan daha aşağıdırlar.”  

Hz. Peygamber (asm), Allah nazarında sevilmek ve huzura kabul edilebilmek için yolun, tevazu olduğunu bir hadislerinde bahsetmektedir. Hacı Bayram Veli Hazretleri de şöyle demiştir: “Kibir, bele bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.”

Kibir manevî bir hastalıktır. Kişiyi müstebit yapar. Kişi, aklını imanla takviye, kalbini zikirle temizler, nefsini de ibadetlerle terbiye ederek manevî bir hastalık olan kibirden kurtulabilir. Bunlardan imanı takviye için en kısa, sağlam ve güvenilir yol Risale-i Nurlar’ı devamlı ve dikkatli okumaktır. Kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiyesi için ise, ihlâsla Kur’ân okumak ve ibadete devam etmektir.

Üstad Said Nursî Mektubat adlı eserinde şöyle der: “Bir insanın müteaddit şahsiyeti olabilir. O şahsiyetler ayrı ayrı ahlâkı gösteriyorlar. Meselâ, büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki, vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor. Meselâ, her ziyaretçi için tevazu göstermek tezellüldür, makamı tenzildir. Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu etse iyidir; az bir vakar gösterse, tekebbür olur.” 

(26. Mektup. 536)

Okunma Sayısı: 2507
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı