"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Abdülhamid, mutlâkıyet, meşrûtiyet...

M. Latif SALİHOĞLU
27 Mayıs 2022, Cuma
Yüz küsûr yıldır bitmeyen bir tartışma konusu yine gündemde.

Konuyu üst başlıklar halinde şöylece tanımlamak mümkün: Sultan Abdulhamid’in şahsı, siyasî otoritesi, dönemin mutlakiyet ve istibdat idaresi ile hürriyet-meşrutiyet denemeleri esnasında yaşanan müsbet-menfi gelişmeler.

*

Bazı tarihçiler, meşrûtiyet dönemindeki maddî-manevî kayıpları, Sultan Abdülhamid karşıtlığına tahvil ederek, akabinde hasıl olan bütün kusur ve günahı da Meşrûtiyet idaresine ve taraftarlarına fatura etme cihetine giderler.

Oysa ki, böylesi bir görüş ve yaklaşım tarzı esastan hatalı ve temelden yanlıştır.

Zira, dahilde ve hariçte biriken yıkıcı düşmanlık, Mutlâkıyetin (tek adam rejiminin) susturucu ve baskıcı politikaları sayesinde geliştiği gibi, yaşanan dramatik gelişmelerin asıl sebebi ve kaynağı da Meşrûtiyetin kendisi değildir.

(Ara notu: Üstad Bediüzzaman, “İstibdat zulüm ve tahakkümdür. Meşrûtiyet, adalet ve şeriattır” diyor.)

Dahilde kurulan “Hafiye Teşkilâtı” ile uygulanan sansür ve sürgün politikaları sayesinde, hem Sultan Abdülhamid’e, hem de onun şahsında mukaddes İslâm dinine karşı, zaman içinde şiddetli bir kin, öfke ve düşmanlık cereyanı meydana geldi.

1908’de ise, bu öfke patlama noktasına geldi ve bir yıl sonra da 31 Mart Vakası ile patladı ne yazık ki... 

O dehşet verici patlama, sadece Sultan Abdülhamid’i devirmekle kalmadı; aynı zamanda mukaddes İslâmiyet ve şeriat de çirkin hücumların hedefi haline getirilmiş oldu. Üstad Bediüzzaman’ın tabiriyle, “O ism-i mukaddese de hücum edildi.” (Münâzarât: 83.)

*

Şüphesiz, Sultan Abdülhamid hem kudretli bir padişah, hem de iyi niyetli bir idareci idi. Fakat, bu iyi niyet, iyi netice almaya yetmiyor. Niyet iyi olsa bile, uygulama kötü olduktan sonra, netice çoğu kez felâket oluyor. Hele hele, din ve İslâmiyet adına yapılacak kötü icraatların bedeli çok ağır şekilde ödeniyor.

İşte, dikkatleri özellikle bu noktaya çeken Bediüzzaman, iyi niyetle sürdürülen yanlış politikanın altını çizdikten sonra, pusuda yatan fitnekârlığın nasıl meydan bulduğuna da şu ibretâmiz sözleriyle açıklık getiriyor: “Din, dahilde menfi tarzda istimal edilmez. Otuz sene halife olan bir zât, menfi siyaset namına istifade edildi zannıyla, şeriata gelen tecavüzü gördünüz.” (Sünûhat: 67.)

Bu paragrafta geçen “menfi tarz”dan kasıt, istibdada dayalı siyasettir. Oysa, dinin böyle bir tarz-ı siyasete ihtiyacı yoktur. Din, olduğu gibi anlatılsa, ayrıca herhangi bir kuvvete, şiddete, baskıya ihtiyaç kalmaz.

“Otuz sene halife” diye kast edilen şahıs, hiç şüphesiz Sultan II. Abdülhamid’dir. “İstifade edildi zannı” tabiri ise, Sultan Abdülhamid’in gerçekten `iyi niyet` sahibi bir yönetici olduğunu hatırlatmakla beraber, baskıcı bir mekanizma kurduğu için, onun bu menfice siyasetinin, İslâma gelen çirkin tecavüzü değil durdurmaya, bilâkis besleyip büyütmeye yaramış olduğu hususu ayrıca nazara veriliyor.

*

Velhasıl, gerçekte dinen hiç ihtiyaç olmadığı halde, İslâma hizmet adına tatbik edilen “zayıf istibdat” politikaları, ne yazık ki, daha şiddetli bir istibdadın perde altında gelişmesini tetikleyip kabarmasına sebebiyet verdi. Dahildeki şiddetli istibdat ise, daha sonraları önüne geçilmez bir felâket halini aldı ve birçok mukaddesatı çiğneyerek ilerleyen gaddar bir canavara dönüştü. 

Yani, Mutlakiyet devrindeki “hafif istibdat” Meşrûtiyet devrindeki “şiddetli istibdad”ı, o da Cumhuriyet devrindeki “mutlak istibdad”ı doğurup büyümesine sebebiyet vermiş oldu. 

Son söz: İstibdadın her türlüsüne cevab-ı red ile beraber, yüzüne de sille vurmak lâzım.

Okunma Sayısı: 1250
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman

    27.5.2022 14:18:31

    Ne acıdır ki; Risale-i Nurdan aynı satırları okuyup şimdiki sistemi savunuluyor, reklamı yapılıyor

  • Ayhan

    27.5.2022 05:14:34

    Malesef günümüz hırsız, müstebid, İslam dinini kenedar eden, edilmesine zemin hazırlayan siyasal islamcılar da aynı minval üzere bulunuyorlar. Olup biten tarihi hakikatten ders almaları, gerekirken aynı istibdadı, mutkskşgeti, adaletsizliği devam ettiriyorlar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı