"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tola, Demirel ve Hesna Şener

M. Latif SALİHOĞLU
27 Mart 2020, Cuma
Bundan tam 25 sene evvel Çam Dağında görüştüğümüz Ali İhsan Tola’nın sağlıkla ilgili fıtrata uygun tavsiyelerini aktarmışkan, bugün de sosyal hayata dair iki hatırasını takdim etmeye çalışalım.

Bu hatıralardan biri 9. CB Süleyman Demirel ilgili, diğeri ise Denizli Ağır Ceza Mahkemesinde 33 yıl (1943-75) vazife yapan Hakime Hesna Şener Hanımla alâkalı.

* * *

Bundan on beş sene kadar evveldi. Bir grup genç, Senirkent’e, Ali İhsan Tola’nın ziyaretine gider. Aralarında, İstanbul’dan tanıdığımız genç kardeşler de var.

Sohbet esnasında, Isparta İslâmköy doğumlu olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den de bahis açılır. Gençlerden biri şunu sorar: Sizin Demirel hakkındaki fikir ve kanaatinizi öğrenmek istiyoruz. Sizce nasıl biri? Akıbeti sizce ne olur?

Gençlere tebessümle, şu meâlde kısa bir cevap verir, Ali İhsan Tola: Süleyman Beyle hemen hemen aynı yaşlardayız. Hangimizin önce gideceğini Allah bilir. Kendisi vefât ettiğinde, şayet Ankara’da gömülürse, âkıbetinin vahim olduğu ihtimalini kuvvetlendirir. Yok, eğer Isparta İslâmköyü’ne getirilip defnedilirse, o takdirde Üstadımıza yakın olmuş ve kabre imanla girmiş denilebilir. Zira, Üstadımızın mezarı da İsparta’da olup, ayrıca Kastamonu Lâhikası’nda “Ben İslâm köyünü Nurs köyü gibi biliyorum” der.

* * *

Hesna Şener Hanımla ilgili hatırasını ise, bundan on dört sene evvel yayınlamıştık. Şimdi, geniş bir özetini takdim edelim...

Denizli'de 33 yıl hakimlik yapan ve 15 Haziran 1944'te Risâle-i Nur'un beraat kararına imza atan Hesna Şener Hanım,22 Temmuz 1975'te Hakk'ın rahmetine kavuştu. 

1903'te Isparta Senirkent'te dünyaya gelen Hesna Hanım, Senirkentli ilk üniversite mezunuydu. İlk hukukçu ve ilk hakimdi. Kezâ, emsâlsiz baskılara karşı direnerek, Risâle-i Nur'un beraatine karar veren ilk hakimlerden biriydi ve Üstad Bediüzzaman'ı bütün kuvvetiyle müdafaa eden bir cesur yürek, bir şefkat kahramanıydı.

Ali İhsan Tola, Üstad Bediüzzaman ile Hesna Şener Hanım arasında bir nevî köprü vazifesini görmüş, selâmlaşmalarında ve fikir alış–verişlerinde gereken irtibatı sağlamış bir hizmet ehlidir. 

1950’li yıllarda Üstad Bediüzzaman'ın özel selâmını ve mesajını Hesna Hanıma götüren Ali İhsan Tola, karamsar bir halde gördüğü Hesna Hanımı şöylece teselli etmeye çalışır: "Üzülme Hesna Hanım. Hz. Bediüzzaman gibi bir zâtın hususî duâsına mazhar olmak gibi büyük bir şansın var. Bu az bir şey mi? Denizli'ye sizi ziyarete sırf bunun için geldim. Üstadımız Said Nursî'nin size selâmını getirdim. Beni o gönderdi. Sizin için duâ ettiğini ve sizi talebeliğe kabul ettiğini ifade buyurdu." 

Bunları duyunca çok duygulanan Hesna Hanım ile akrabası/hemşehrisi Ali İhsan Tola arasında şu konuşma geçer: 

Şener: O mübarek zât, bizi bu tesettürsüz halimizle kabul eder mi ki? 

Tola: Evet, sizi hem talebeliğe, hem de mânevî evlâtlığa kabul ediyor. Hatta, sizin için hususî duâ ettiğini söyledi. 

Şener: Yine de o ilm-i hakikat sahibine lâyık bir talebe olamadığıma üzülüyorum.

Tola: Üstad, tam üç kere beni çağırarak size selâmını getirmemi istedi. Emin olun, size çok değer veriyor. Risâle-i Nur'un beraatine karar verenlerden olduğunuz için, sizin veliler kadar büyük hizmet ettiğinizi söylüyor ve her daim duâ ediyor.

Bunları duyan Hesna Hanım hüngür hüngür ağlamaya başlar ve herkesten müsaade isteyerek hususî dünyasına çekilir. Yaklaşık 10 gün müddetle hiç dışarı çıkmaz ve kimseyle de görüşmez. 

Denizli'den Isparta'ya dönen Ali İhsan ise, bu ziyaret ve sohbet esnasında konuştuklarını Üstad Bediüzzaman'a olduğu gibi anlatır. Üstad da, kendisine şunları söyler: "Ali İhsan kardaşım. Ben Hesna'nın ismini gavsların, kutupların yanına yazdım. Onlarla beraber ona da duâ ediyorum. Kur'ân'ın malı olan Risâle-i Nur dâvâsında erkekler korktu; ama, o hayatını ortaya koyarak bu dâvâya taraf oldu. Yarın Rûz-i mahşerde, o şecaat ve cesaret timsâline Kur'ân şefaatçi olacak... Bak kardaşım. Akrabanız Hesnâ tesettürsüz diye, ona belki de darılıyordunuz. İşte bak, tesettüre riayet etmiyor dediğin o şefkat kahramanı, Tesettür Risâlesini beraat ettirdi. 'Essebebü ke'l-fâil' sırrınca, bu hizmetten hâsıl olan hasenelerin, sevapların bir misli ona da yazılıyor."

Okunma Sayısı: 2606
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    3.4.2020 07:21:32

    Bazen zor şartlarda bir saat nöbet, senelerce ibadetten eftal olduğu gibi, o dönemde hayatını ortaya koyarak verdiği karar Hasne hanımın inşaallah ebedi hayatını kazanmasına vesile olmuştur. Bütün nur talebeleri için isen bir istikamet cesaret hakta sebat örneğidir. Öyle büyük hizmete vesile olmuştur ki, kıyamete kadar okunan Risale-i Nurlardan hasıl olan sevaplardan bir misli hisseye sahip olacak kasar değerlidir...Hem merhum Demirel'de hayatı boyunca, bulunduğu makan ve temsil ettiği zor görevlere rağmen hiç bir zaman Üsdat hazretleri aleyhinde bulunmayarak, aksine onun büyük bir alim olduğu ifade ederek, o da çok büyük cesaret ve kahramanlık göstermiştir. Her ıkisinde mekanı cennet olsun inşaallah.

  • Zübeyir

    27.3.2020 15:41:49

    Yazınızın 2. kısmıyla alakalı olarak ehl-i istikametin bilmesi ve uyması gereken ve özellikle hanım kardeşlerimiz için çok da su-i istimal edilen bir yön var. O da hizmet namına mukaddesattan vazgeçilmemesi noktasıdır. Bu mana İhlas Risalesinde detayı ile iah edilmiştir. Biz buna uymakla mükellefiz. Ne yazık ki bu damar yanlış yönde kullanılarak, yani mukaddesattan feda ederek hizmet yapma gibi istikametsiz bir yol müslümanların zihnine yerleşmiş durumda... Bu hileye ve desiseye karşı İhlasın 1. düstüruna sıkı sıkı yapışmamız lazımdır: "Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir. Kaynak: Sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir."

  • ahmet ayvaz

    27.3.2020 14:19:51

    Hesna hanım gibi hakimlere ne kadar ihtiyaç var

  • Hüseyin İlhan

    27.3.2020 07:16:32

    Allah razı olsun.Aziz üstadımızın bu dersini bizlere aktarıp içtimai ders olarak inşaallah layıkıyla istifade ederiz. Merhum DEMİREL ve hak-hukuk-adalet kahramanı muhtereme merhum Hasne annemiz için anlattığınız bu hususları bir kitapta yer almasını arzu ediyoruz.

  • Abdullah Tunç

    27.3.2020 06:37:37

    Hakikaten tarihin ender şeref levhala rından biri Hesna hanımın gösterdği emsalsiz cesaret örneğidir. Üstadımı zın tabiriyle hayatını ortaya koyarak beraet kararı vermiş. O ceberut devirde böyle bir kararı vermek kelleyi koltuğa almaktır. Ve Hesna bunu yap mıştır. Tarihin şeref levhalarına kıya mete kadar hayırla yad edilecek bir sahife,bir inci ilave etmiştir. Mahşer gününde bu karar beraatına vesile olacaktır inşaallah. Bu cesaret ve şefkat karamanını hayırla yad ediyor, kabri pür nur,mekanı cennet olsun diyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı