"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikati tanımak mı zor?

Mehmet CEBE
23 Ekim 2026, Cuma
Hakikati görmek çoğu zaman zor değildir; zor olan, o hakikatin gereğini yerine getirmektir. Tarih bunun en çarpıcı örneklerinden birini Bizans İmparatoru Herakl’ın şahsında gösterir.

Bir hükümdar düşünün... Dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinin başında. Ordular emrinde, saraylar ihtişam içinde. Tam bu sırada önüne bir mektup geliyor. Çölde ortaya çıkan bir Peygamber’den (asm)...

Mektup kısa ve net: “İslâm’a gir, selâmet bul...”

Bu mektup Bizans İmparatoru Herakl’a ulaştığında, o Şam taraflarındaydı. Mektubu hafife almadı. Araştırdı. Soruşturdu. Mekke’den gelen bir ticaret kervanını huzuruna çağırdı. İçlerinde henüz Müslüman olmamış Ebu Süfyan da vardı.

Sorular sordu: “Soyu nasıl?”, “Daha önce yalan söyledi mi?”, “Ona kimler inanıyor?”, “İnananlar artıyor mu azalıyor mu?”, “Hiç sözünden döndü mü?”

Ebu Süfyan düşmandı. Ama imparatorun huzurunda yalan söylemeye cesaret edemedi. Verdiği cevaplar hep aynı hakikati işaret ediyordu: Güvenilir, dürüst, ahlâklı, sözüne sadık...

Herakl değerlendirmesini yaptı ve şu hükme vardı: “Eğer söylediklerin doğruysa, o gerçekten peygamberdir.”

Demek ki hakikati tanımakta zorlanmadı. Delilleri tarttı. Akıl yürüttü. Bilgisini devreye soktu. Sonuçta gerçeği gördü. Fakat mesele burada bitmedi.

Rivayetlere göre saray erkânını topladı ve durumu açtı. Tepki büyüktü. Saltanat sarsılıyordu. Koltuk tehlikedeydi. İhtişam, makam, dünya menfaati...

Ve Herakl geri adım attı.

Hakikati tanıdı... Ama bedelini ödemedi. Asıl soru burada başlıyor: Hakikati tanımak mı zor? Yoksa bedelini ödemek mi?

Bugün bilgi çağındayız. Kur’ân elimizin altında. Siyer kaynakları açık. Peygamberimizin (asm) hayatı bütün berraklığıyla ortada.

Bizim Herakl’dan daha az bilgimiz yok. Belki daha fazlası var. Ama mesele artık bilgi değil.

Mesele nefsin koltuğu... Mesele alışkanlıklarımız... Mesele çevre baskısı... Mesele rahatımız ve menfaatimiz...

Çünkü hakikat insanı değiştirir. Hakikat fedakârlık ister. Hakikat konforu bozar. Herakl gerçeği gördü ama imparatorluğu seçti. 

Herakl’ın imtihanı peygamberliği tasdik edip etmemekti. Bizim imtihanımız ise iman ettiğimiz hakikatlerin gereğini ne kadar yaşayabildiğimizdir.

Peki biz neyi seçiyoruz? Namaz vakti geldiğinde ertelemeyi mi?

Adalet gerektiğinde susmayı mı? Hakikat konuşulurken tarafsız kalmayı mı? Nefsimizi mi, Rabbimizi mi?

Belki de asıl tehlike, hakikati bilmemek değildir. Asıl tehlike, bildiği hâlde yaşamamaktır.

Herakl tarihte kaldı. Ama onun imtihanı bitmedi. O imtihan, bugün bizim içimizde devam ediyor.

Okunma Sayısı: 163
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı