Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ın insanlığa gönderdiği son İlâhî kitaptır. Onu en güzel şekilde açıklayan, yaşayan ve hayata tatbik eden ise Resul-i Ekrem Efendimizdir (asm). Bu sebeple Biz Müslümanlar ve âlimlerimiz Kur’ân’dan sonra Hz. Peygamber’in sözlerine, fiillerine ve tasdiklerine büyük önem veriyoruz. Ve bunlara “hadis”, hadislerin ortaya koyduğu örnek yaşayışa ise “sünnet” adı verilir.
Ashab-ı Kiram, Resûlullah’ın (asm) her sözünü büyük bir dikkatle dinliyor, ezberliyor ve gelecek nesillere eksiksiz ulaştırmaya çalışıyordu. Güçlü hafıza kültürü sayesinde hadisler önce sözlü olarak muhafaza edildi. Bunun yanında Abdullah b. Amr b. Âs gibi bazı Sahabîler hadisleri yazıya da geçiriyordu. Böylece sünnet, daha Asr-ı Saadet’ten itibaren hem hafızalarda hem de yazılı sahifelerde korunmaya başlandı.
İslâm’ın geniş coğrafyalara yayılması ve Sahabîlerin birer birer vefat etmeye başlaması üzerine hadislerin sistemli şekilde toplanması ihtiyacı doğdu. Hicrî İkinci Asır’dan itibaren hadisler büyük bir titizlikle derlenmeye başlandı. Hadis âlimleri, bir rivayeti kabul etmeden önce onu nakleden kişilerin güvenilirliğini, hafızalarını, ahlâklarını ve birbirleriyle görüşüp görüşmediklerini araştırıyorlardı. Bu titiz çalışma, dünya ilim tarihinde benzeri az görülen bir ilmî tenkit metodunun doğmasına vesile oldu.
Bu uzun ve meşakkatli çalışmaların neticesinde, Hicrî Üçüncü Asır’da hadis ilminin en güvenilir kaynakları kabul edilen altı büyük eser ortaya çıktı. Bunlara Kütüb-i Sitte, yani “Altı Kitap” adı verildi. Bu eserler; Sahih-i Buharî, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî ve Sünen-i İbni Mâce’dir. Özellikle Sahih-i Buharî ile Sahih-i Müslim, hadis seçimindeki üstün titizlikleri sebebiyle “Sahîhayn” adıyla anılmış ve İslâm âlimleri tarafından en güvenilir hadis kaynakları arasında kabul edilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursî, Sünnet-i Seniyyeyi Kur’ân’ın hayata yansıyan en güzel tefsiri olarak değerlendirir ve ona ittibanın hem dünya hem de ahiret saadetine vesile olduğunu ifade eder. Gerçekten de sünnet, Kur’ân’ın nasıl yaşanacağını gösteren en güvenilir rehberdir.
Bugün Kütüb-i Sitte’yi okurken sadece hadis metinlerini değil, onları bize ulaştırmak için ömürlerini ilme adayan büyük muhaddislerin emeklerini de hatırlamak gerekir. Onların gösterdiği ilmî titizlik sayesinde Resulullah’ın (asm) sünneti asırları aşarak günümüze kadar güvenilir şekilde ulaşmıştır. Önümüzdeki yazıda bu büyük eserlerin ilki olan Sahih-i Buharî‘yi ve müellifi İmam Buharî’nin ilim yolculuğunu ele alacağız.
Kaynakça:
Kur’ân-ı Kerîm; Sahih-i Buhârî (Mukaddime ve İlim bölümü); Sahih-i Müslim (Mukaddime); TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kütüb-i Sitte” ve “Buhârî” maddeleri; İbrahim Canan, Hadis Tarihi; Talat Koçyiğit, Hadis Usûlü; Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar (11. Lem’a) ve Mektubat (19. Mektup)