"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Basın dördüncü kuvvet mi?

Mehmet KARA
27 Ocak 2020, Pazartesi 00:10
Basına uygulanan ambargo kimi zaman programlara çağrılmama, kimi zaman resmî ilânların kesilmesi, kimi zamanda basın kartı verilmemesi ya da yenilenmemesi şeklinde tezahür edebiliyor.

60 senedir gazetecilik yapanlar dahil ömrünü gazeteciliğe vermiş insanlar cumhurbaşkanının hatta bakanların dahi programlarına dâvet edilmemekten şikâyet ederken, basına uygulanan haksız ve hukuksuz uygulamalara maalesef artık iyice alışılmış durumda! Ancak buna alışmamak gerekiyor. Dördüncü kuvvet olması gereken basının tekrar eski konumunu alması gerekir. Demokrasi de önemli yeri olan basının bu duruma düşürülmesi kabul edilemez, edilmemeli…

Medyanın düştüğü durumu bir olay üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

“Asla emin olmadan önemli şeyler söyleyip utanılacak duruma düşme” anlamında bir gelen “Büyük lokma ye büyük söz söyleme” diye bir atasözümüz var.

2016 yılında, “AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın uçağına binmeyeceği”ni üstüne basa basa söyleyen o dönem Hürriyet yazarı şimdi ise gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olan Ahmet Hakan’ın, Berlin dönüşü Erdoğan’ın uçağında en arkaya geçerek “yüzünü gizlemiş” şekildeki bir görüntüsü dikkat çekti. 

Fotoğrafın birinde Coşkun’un yüzü hiç görünmezken diğerinde de çok az görülüyordu. Bu fotoğrafla ilgili “utandığı için yüzünü sakladı” yorumlarını Coşkun, “Vallahi bilemiyorum, billahi bilemiyorum” şeklinde cevaplamaya çalışmış…

Basının düştüğü ya da düşürüldüğü durum gerçekten hem çok düşündürücü hem de çok vahim… 

Demokrasilerde 4. kuvvet olan basının durumunun en yakın zamanda düzeltilmesi gerekiyor. Yoksa bu tür olaylar basının etkinliğini ve inanılırlığını azaltıyor ve gittikçe de azaltacaktır. 

Bundan da görev önce gazetecilere düşüyor…

10 ÜZERİNDEN 4.09

The Economist Dergisi 2019 Demokrasi Endeksi Raporu’nu yayınladı. 167 ülkenin değerlendirildiği raporda Türkiye geçen yılki sıralamasını “koruyarak” 110. Sırada yer aldı. Ülkelere 10 üzerinden puanların verildiği araştırmaya göre Türkiye’nin demokrasi puanı 4.09 olmuş. Bu puan geçen yıl 4.37 olmuştu. Bu sıralamada 8 ila 10 puan alan ülkeler ‘tam demokrasi’, 6 ila 8 puan arasındaki ülkeler ‘kusurlu demokrasi’, 4 ila 6 puan arasındakiler ‘hibrid demokrasi’ ve 0 ile 2 puan alanlar ise ‘otoriter rejimle’ yönetilen ülkeler olarak değerlendiriliyor. Uganda 99. sırada… 

“Gelişmekte olan demokrasi”den “hibrid demokrasi”ye düştüysek oturup düşünmemiz gerekmiyor mu?

AKP’DEN PARTİLER ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR!

2020 yılının ilk partisi kurulmuş. İsmi de Anadolu Birliği Partisi (ABP) imiş… 

Yargıtay’ın faaliyette bulunan siyasî partiler listesinde 82. parti olarak yer aldı. Yıllarca AKP’de siyaset yapan Genel Başkan Bedri Yalçın, “Türkiye’de kişinin fikrî, mezhebî ve siyasî kimliği üzerinden ayrıştırmalar yapılıyor. Artık halk sağcı, solcu ve İslâmcı diye 3’e ayırdılar. Yanlış yaptıklarını söyledik, eleştirdik” demiş.

ABP, Davutoğlu’ndan sonra 2019’da kurulacağını söyleyen sonra kuruluşu Ocak ayına şimdi de Şubat ayında kurulacağı söylenen Ali Babacan önderliğindeki partiden önce davranmış elini çabuk tutmuş. Bakalım millî görüş geleneğinden kaç parti daha çıkacak? 

YANINDA OLANLAR DİKKAT!

AKP içinden partiler birer birer çıkarken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde söylediği, “Şimdi parti kurma çalışmaları içinde olan arkadaşlar 2008’de benim yanımdayken bana karşı çıkmışlardı. Yok öyleydi, yok böyleydi. Niye? Çünkü talimatı IMF’den alıyorlardı. Zaten bunlar faizciydi” sözünü hatırladık.

O zaman, “AKP hükümetlerinde en çok bakanlık yapan birisi için bunlar söyleniyorsa şimdi yanında olanların dikkat etmeleri gerekiyor” diye yorumları yapılmıştı. AKP içinden partiler birer birer ortaya çıktıkça Erdoğan’ın ağır eleştirilerinin artmasına kesin gözüyle bakmak gerekiyor. Bakalım daha neler duyacağız!

MECLİS TATİLDE!

Meclis 2020 bütçesi görüşmelerinin tamamlanmasının (21 Aralık) ardından tatile girmişti. Sonrasında Libya tezkeresi için olağanüstü toplanan Meclis yine bir haftalık tatile girmişti.

Alınan karar gereği tatilin ardından üç gün çalışan Meclis’in geçtiğimiz hafta çalışma yapması gerekiyordu, ama öyle olmadı! Meclis’in normal çalışma günleri üç gün… Çalışma yapma kararı alan Meclis’te Salı günü Meclis Başkanvekili Levent Gök yerini alıp birleşimi açtı.  Ancak, tutanaklara da yansıyan “Başkanlık Divanı teşekkül etmediğinden çalışmalarımıza başlayamıyoruz” sözleriyle Meclis açılamadı. Çarşamba ve Perşembe de aynı durum devam etti.

Meclis resmî tatil değil, ancak başkanlık divanını oluşturamadığı için çalışamıyor… Başkanlık divanı üyeleri neden yoktu o bilinmiyor…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile “etkinliği azaldığı” eleştirileri yapılırken bir de başkanlık divanı teşekkül etmeyince çalışamıyor.

Ekonomide, adalette, dış politikada yoğun gündeme rağmen Meclis’in çalışmaması, çalışamamasının izahı nedir, bilen var mı?  

 

 

Okunma Sayısı: 948
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    27.1.2020 10:23:49

    MV.Seçilen her fert TBMM'nin itibarını zedeliyecek faaliyetlerden uzak durmalıdır.TRUVA ATI Misali seçilip buraya getirilmişler buna ne kadar değer verir o yapılan çalışmalardan belli. MV.değil haftada üç gün haftanın değil günün her saatinde ya meclis yada milletin içinde olup çalışmakla görevlidir.Aksi halde aldıkları her kuruş helal olmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı