"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Basın hür olmalı

Mehmet KARA
10 Haziran 2019, Pazartesi
Gazeteler, televizyon, internet haber siteleri, sosyal medya gibi çok kullanılan medyanın son yıllardaki hali perişan.

Medyanın bir duruşu, bir görüşü, bir tarafı elbette olacaktır. Ancak karşı tarafı aşağılayarak, hakaret ederek yapılan yayınlar medyanın perişanlığını daha da pekiştirdi.

Yalan haber adeta “yayın politikası” haline geldi! Algı oluşturmak adına yalan olduğu biline biline montajlarla haber yapılması artık utanılmayacak dereceye geldi!

İşin bir yönü bu. Bir yönü de basının hür olması meselesi…

***

BASIN DÖRDÜNCÜ KUVVET Mİ?

Demokrasilerde basın dördüncü kuvvet…  Yasama, yürütme, yargı ve basın… 

Ancak partili cumhurbaşkanlığı sistemine (PCS) geçildiğinden bu yana kuvvetler arasındaki ayırım bozulurken, bu kuvvetlerin güvenilirlik ve inanılırlığı da oldukça azaldı.

Yasama, yani Meclis’in etkinliği azaldı. 

Yürütme yani Bakanlar Kurulu… Milletvekillerinden oluşmadığı için seçmeni temsil kabiliyeti ve millete hesap verilebilirliği iyice düştü.

Yargı’nın durumunu söylemeye hiç gerek yok. Yargıya güven oldukça düştü. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bu yılın başında yargıya güvenin azaldığını söylerken, “Önümüzdeki 5 yıllık planda yargıya güven nasıl arttırılacak, bağımsızlık, tarafsızlığı güçlendirici ne gibi adımlar atılacak hükümetimizin temel yaklaşımı olacak” demişti. 

Geldiğimiz noktada bu güven daha da azaldı. Bunu yargı reformunun hazırlanması ihtiyacının ortaya çıkmasından da görmek mümkün.

**

MEDYAMIZIN DURUMU

Gelelim demokrasilerde dördüncü kuvvet olan (olması gereken) medyanın durumuna…

2018 Uluslararası Basın Enstitüsü Raporu’na göre, AKP iktidarının medyayı kontrol etme oranı yüzde 95’lere kadar yaklaştı.

Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2002’den 2018’e 99. sıradan 157. sıraya gerilemiş.

2018 yılında Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, her 5 vatandaştan 3’ü ülkemizde basın hürriyetinin olmadığını düşünüyor.

Bütün bunlar dikkate alındığında basının güvenilirliğinin kaldığını söylemek mümkün mü? Hele hele inandırıcılığı hiç kalmadı. 9-10 gazetenin aynı başlıkla manşet attığı, 10 yazarın aynı başlıkla yazılar yazdığı (sonra yalan olduğunun ortaya çıktığı) bir ortamda basına güven olur mu?

Basın elbette hükümeti de, muhalefeti de eleştirecektir. Bu gazeteciliğin tabiatında vardır. Ancak hakaret etmemek ve şiddeti öven yazılar yazmamak kaydıyla…

Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Anadolu Ajansı’nın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlanmasıyla bu iki “devlet kurumu” ne kadar hür olabilir ki?

“Medya Ombudsmanı “Faruk Bildirici’nin “iktidar yanlısı” medya kuruluşlarının hâkim ve savcı gibi kararlar verdiğini ve AYM’nin tersi yönde çıkan kararları görmezden geldiğini söylemesi de medyanın geldiği durumun özeti aslında…

Evet basın hür olmalı. Bu demokrasi için olmazsa olmaz kurallardan birisidir. Eğer basın hür olmazsa, “tam demokrasi”den bahsetmek mümkün olmayacaktır. Çünkü, basın hürriyeti demokrasinin vazgeçilmezidir. 

***

GAZETECİLERE SALDIRILAR

Son olarak da endişe verici bir gelişmeden söz etmek gerekir. Son günlerde gazetecilere yönelik saldırıların artması, siyasetçilerin ve hükümetin buna duyarsız kalması basın hürriyeti ve medya çalışanlarının can güvenliği için endişe verici. Türkiye’de son iki haftada beş gazeteci saldırıya uğradı. Elbette bu saldırıların Türkiye’nin siyasî atmosferinden bağımsız değerlendirilmesi mümkün değil.

Bu saldırılardan sonra gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması da medya adına endişe verici olan bu durumun başka bir yönü..

Okunma Sayısı: 729
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    10.6.2019 15:40:33

    Ülkede ilk üç kuvvetin hali ortada. 600 vekilli işlevsiz bir meclis, tarafsız ve bağımsız hareket edemeyen bir yargı ve milletin seçtiği vekillerden oluşmayan, meclise ve millete hesap vermekten uzak bir yürütme... Ve yüzde 95'i iktidarın kontrolü altında bir medya. Geriye ne kaldı? Hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü? Gazeteciler üzerinden topluma yönelik verilen şiddet mesajı ne anlama geliyor? Dün basında, elinde iki silahla poz veren birisi "...emirlerini bekliyoruz… Vur derse vururuz, öldür derse öldürürüz…" diyor. Linç kültürü medya yoluyla meşru ve yaygın hale getirilmek mi istenmektedir? Böyle bir medyanın hiç kimseye hayrı olmaz. Medyayı siyasal çıkarları uğruna canavar haline getirenler ve o hale gelmesine göz yumanlar bilmelidir ki, hesap döndüğünde aynı medya kendilerine de zarar verecektir. Çare de çözüm de hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yeniden devlet hayatına hâkim kılmaktır. Kuvvetler ayrılığı ilkesini yeniden sağlam esaslar üzerine tesis etmektir.

  • Gündüz Alp

    10.6.2019 15:16:00

    Sayın Kara, basın hürriyeti ve hür basın Anayasa'nın (m.28) teminatı altındadır. Fakat uygulamada öyle mi? Bir ülke düşünün ki, basının yüzde 95'i iktidarın kontrolü altında. O ülkede "basın hürdür" denebilir mi? Basının dördüncü kuvvet olabilme durumu demokratik hukuk devletiyle doğrudan ilişkili ve ilintili bir meseledir.Bilinen gerçektir ki, iktidar (öyle ya da böyle) her rejimde bulunur. Muhalefet ise yalnızca demokrasilerde olur. Kastedilen basın özgürlüğü "iktidar yanlısı" basın için değildir. Onlar zaten (iktidara muhalif vaziyet almadıkça) sonuna kadar hürdür. Ya muhalif basın? Şu anda halkı manipüle etmede başrolü -maalesef- yandaş medya oynuyor. Yalan ve yanlı manşet, haber, yazı ve yorumlarla gerçekler ters yüz edilerek halk yanlış yöne kanalize edilmekte, yanlış karar vermesine sebep olunmaktadır. Basına olan güven de tıpkı yargıya olan güven gibi dip yapmış durumda. Her ikisi de demokrasi ve hukuk için bir göstergedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı