"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güzel, zor ve korkusuz günler

Misbah ERATİLLA
19 Mayıs 2024, Pazar
16 Mart 1920’de İtilâf Devletleri İstanbul’u resmen işgal etti. İngiliz, Fransız ve İtalyan yüksek komiserleri, sabah erkenden Sadrazam Salih Paşa’ya bir nota vererek saat 10’dan itibaren İstanbul’un işgal edileceğini bildirdi.

Bediüzzaman, işgal sırasında İstanbul’dadır. İşgalcilere karşı Arapça ve Türkçe Hutuvât-ı Sitte ve Hücûmât-ı Sitte eserini gizlice bastı. Eserin dağıtımını Bediüzzaman’ın birader zadesi Abdurrahman ve Van Horhor medresesinden eski talebesi Tevfik Demiroğlu üstlendi. Tevfik Demiroğlu ile Abdurrahman Hutuvât-ı Sitte kitabını dağıtırken bu kitabı genellikle güvendikleri kişilere verdiler. Amerikalıların “Rabilhous” adında bir yayınlarıvardı. Burada Kitab-ı Mukaddes basılıyordu. Tevfik o iş yerinde bir Ermeni ile tanışmıştı. Ermeni olan şahıs, Tevfik’igörünce ona selam verir ve halini hatırını sorardı. Tevfik’i gözüne kestirmiş olacak ki her seferinde İncil’den küçük risalelerin 5-l0 tanesini ona verirdi. Tevfik’e“Bunları dağıtır mısın?” derdi. Tevfik deonu kıramaz ve bu kitapları alır ve sonra da tenha bir yerde yakardı. Tevfik Demiroğlu kitabı nasıl dağıtacağını Ermeni olan şahıstan öğrenmişti.

Tevfik, Bediüzzaman’a “Siz müsaade edin böyle yapalım” deyince Bediüzzaman, “Peki, Abdurrahman’la bu işi yapın” dedi. Kitaplar dağıtım için önce Vezneciler’de bir çayhaneye gizli bir şekilde getirilirdi. O günlerde ne Abdurrahman nede Tevfik herhangi bir korku hissetmedi. Hâlbuki o sıralar İstanbul, İngilizler tarafından işgal altındaydı.

Tevfik Demiroğlu ayrıca arkadaşlarıyla Sirkeci’de bir kahvede buluşup emirler alırdı. Bir seferinde aldıkları emir doğrultusunda korkusuzca İngilizlerin toplarının kamalarını çıkarır ve topları kullanılmaz hale getirirdi. Tevfik’e verilen görev tersaneden top kamalarını çıkarıp Çarşamba Polis Karakolu yanındaki kuyuludaki kahvehaneye getirmekti. Kahvehanenin ön ve arka tarafında birbahçe vardı. Tevfik yine bir kış günü, üzerinde pardösüsü, altına top kamalarını saklayarak Kasımpaşa’dan vapura bindi, Fener’de indi. Camcı yokuşundan Çarşamba’ya oradan da kahvehaneye geldi. Bazı günler vapuru kaçırınca bir sonrakine kalırdı. Kahveyenin arka bahçesinde bir de kör kuyu vardı. Onun başına gelir o kamaları arkadaşlarına teslim ederdi. Teslim alanda kamaları bir halata sarar ve kuyunun içine salardı. Sonra beraber kahveden içeri girer, çaylarını içtikten sonra vakit epey ilerlemiş olduğundan Tevfik Eyüp’teki evine giderdi. Diğer taraftan bazı arkadaşları da Ahırkapı’da silah çalarlardı. O işgal günlerinde kimse boş durmaz herkes bir şeyler yapardı.

Bu zor günler devam ederken bir gün Bediüzzaman, Tevfik Demiroğlu ile Eyüp meydanındaki yoğurtçudan yoğurt aldı. Bediüzzaman örme kesesinden parayı çıkardı ve ödemeyi yaptı. Yoğurdu alıp eve doğru giderken köpekler peşlerine düştü. Bediüzzaman köpeklere “Pist birader, pist birader” deyince Tevfik Demiroğlu “Üstad’ım, o birader, ben birader. Böyle olur mu?” der. Bunun üzerine Bediüzzaman, “Sen uzun biradersin” şeklinde latife eder.

Aradan otuz yıl kadar bir zaman geçti. Tevfik Demiroğlu ve Eşref Edip 1952 yılında Sirkeci’de Akşehir Palas Otelinde Bediüzzaman’ın ziyaretine gittiler. Bediüzzaman Tevfik Demiroğlu’nu görünce hemen tanıdı “Ve aleyküm selâm uzun birader!” dedi. Bu hitap üzerine Tevfik Demiroğlu’nun gözlerinin önünde o güzel, zor ve korkusuz günler bir daha canlanmış oldu.

Kaynak: 

Son Şahitler, Necmeddin Şahiner, I. Cilt.

Okunma Sayısı: 1453
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • misbah eratilla

    19.5.2024 22:58:05

    23 ekim 2016 tarihinde ahmet demirdöğmez in yazdığı yazıdan alıntı yaptım. doğrusunu biliyorsanız düzeltelim.

  • İ. Seyda

    19.5.2024 19:53:29

    "İşgalcilere karşı Arapça ve Türkçe Hutuvât-ı Sitte ve Hücûmât-ı Sitte eseri..." deniyor. Hücûmât-ı Sitte eseri ne zaman basıldı acaba? Farklı bilgiler var bu konuda, araştırılmalı ve gerekiyorsa bu makaledeki bilgi düzeltilmeli ki, kaynak olarak kullanılmasın.

  • HÇeşitcioğlu

    19.5.2024 12:43:39

    Gerçekçi ve güzel bir hikayeleştirme tebrikler sağlıkla...

  • ihsan.pilatin

    19.5.2024 09:07:53

    Allah razı olsun, Hocam. Rabbim kalemine kuvvet ihsan eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı