"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ABD seçimleri

Muhammet ÖRTLEK
10 Kasım 2020, Salı
ABD’de tartışmalı geçen seçimin ardından, Demokrat aday Joe Biden 7 Kasım Cumartesi günü Başkanlık seçimlerini kazandığını ilân etti.

Mevcut Başkan Donald Trump ise, 4 Kasım Çarşamba günü Pennsylvania, Michigan ve Georgia’daki seçim sonuçlarına itiraz etmek için dâvâ açtı. Çünkü Trump’ın, sonucu belirleyen 270 delegeyi kazanamayacağını anladığı muhtemeldir. Trump ayrıca, Demokratları kesin seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından, ABD’nin en yüksek adlî mercii olan Yüksek Mahkeme’ye dâvâ açmakla da gözdağı vermişti. Göreve geldiği 2016 yılından bu yana sergilediği davranış ve üslûp, Trump’ın tehdit, ayrıştırıcı söylemi vb. tutumu şaşırtıcı olmasa gerek.

Trump’ın dâvâ açmasına benzer durum 20 yıl önceki seçimlerde de yaşandı. Florida Seçim Kurulu tartışmalı oylama sebebiyle George W. Bush ve Albert Arnold Gore Jr. arasındaki mahkeme hatırlardadır. Yani son seçimlerde Yüksek Mahkeme’nin dışında yerel mahkemelerde birçok dâvânın açılmasına ihtimal veriliyor.

Cumhuriyetçiler birde Korona salgını sebebiyle, postayla kullanılan çok sayıda oy pusulasının müdahaleye açık olduğunu iddia ediyor. Bununla birlikte Trump’ın, hal-i hazırda Yüksek Mahkeme’de avantajlı olduğunu savunanlar da bulunuyor. Trump, seçimden önce vefat eden Yüksek Mahkeme Yargıcı Ruth Bader Ginsburg’un yerine, muhafazakâr Amy Coney Barrett’i atadı. Trump’ın, Yüksek Mahkeme’ye başvurması halinde, bu atama ile Cumhuriyetçiler’in avantajlı konumda olacakları ileri sürülüyor. Böyle bir durumun gerçekleşmesinde ise, adalet kurumuna güvenin sarsılacağı anlaşılıyor.

Trump’ın, Yüksek Mahkeme’de dâvâ tehdidine karşılık, Ohio Eyalet Üniversitesi Moritz Hukuk Fakültesi’nde Seçim Yasası Direktörü olan Edward Foley 05 Kasım’da USA Today Gazetesi’ne verdiği demeçte “oy kullanma konusundaki dâvâların genellikle bir seçimin meşrûiyeti hakkında yanlış bilgileri yaymak için kullanıldığını” söylemesi de, konuya Trump’ın avukatlarından başka bir bakış açısını getiriyor.

Trump’ın seçim kampanyasını yürüten ekip, Michigan’da birdenbire Biden’a fazladan 130 bin oy çıktığını sorguladı. Ancak daha sonra bunun bir veri hatasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Aynı ekip bu sefer Wisconsin eyaletinde kayıtlı olandan daha fazla seçmenin oy kullandığını iddia etti. Fakat bunun da iddia edildiği gibi olmadığı anlaşıldı. Michigan ve Wisconsin’de aradığını bulamayan Trump’ın ekibi, bu sefer Arizona’ya yöneldi. Arizona eyaleti Dışişleri Bakanı Katie Hobbs, Arizona’da Cumhuriyetçiler’in çoğunlukta olduğu bölgelerde, Trump’ın oylarını düşürmek için seçimlere herhangi bir müdahalenin olmadığını duyurdu. Böylece Trump’ın, her üç seçim bölgesindeki argümanları boşa çıkmış oldu. Trump’ın dâvâ açması halinde Yüksek Mahkeme’yi nasıl ikna edeceği ise merak konusu oldu.

Evanjelik Hıristiyanlar 2016 seçimlerinde olduğu gibi 2020 seçimlerinde de Trump’ı desteklediler. Evanjelik seçmenlerin ülke çapındaki oyların yüzde 23’üne sahip oldukları kaydediliyor. İnanç ve Özgürlük Koalisyonu kıdemli aktivisti Ralph Reed, 7 Kasım Cumartesi günü Trump’ın yenilgisinin ortaya çıkmasıyla “muhafazakâr Hıristiyanlar hakkında işimizi yaptığımıza şüphe yok” diyerek Trump’ı sadık bir şekilde desteklediklerini belirtiyor.

Trump, 5 Kasım’da Evanjelik Kilisesi’ne giderek ayine katılmış ve ayin sırasında 160 Dolar bağışta bulunduğu görüntüler sosyal medyada yayılmıştı. Bunun devamında Trump’ın ruhanî danışmanı Paula White-Cain’in hararetli seçim ayini izlendi. Paula Wahite, duâsında “Trump’tan seçimi çalmaya çalışan şeytanî konfederasyonları” hedef alarak defalarca “zaferin sesini duyuyorum” dedi. Paula White’ın aynı zamanda, Trump tarafından Beyaz Saray’ın İnanç ve Fırsat Grişimi’nin başına getirildiğini bilmekte fayda var.

Sonuçta Trump seçimleri kaybetti. Kazanmak için “siyasal Hıristiyanlığı” da kullandı. Ancak Evanjelikler’in desteği yeterli olmadı. Trump’ın mahkeme kanallarını da zorlayacağı muhtemeldir.

ABD tarihinde 2020 seçimleri gibi çekişmeli seçim süreci daha önceleri de yaşanmıştı. Richard Nixon 1960’ta ve Al Gore da 2000’deki kıyasıya rekabetle sonuçlanan seçimlerdeki yenilgilerini nezaketle kabul etmişlerdi. Trump’ın da aynı olgunluğu göstermesi beklentiler arasında.

Okunma Sayısı: 1305
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı