"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Karabağ çatışmaları

Muhammet ÖRTLEK
03 Ekim 2020, Cumartesi
Yukarı (Dağlık) Karabağ Özerk Bölgesi, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki en önemli sorunlardan.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte, Yukarı Karabağ, her iki ülkenin siyasî ve askerî stratejilerini belirleyen unsurlardan biri oldu. Aslında sorunun ortaya çıkışı 1988’e kadar gitmektedir.

SSCB’nin dağılmasıyla Azerbaycan ve Ermenistan 1991’de bağımsızlıklarını ilân ettiler. Azerbaycan, 26 Kasım 1991’de, Karabağ’ın özerklik statüsünü kaldırarak bölgeyi merkezi yönetimine bağladığını duyurdu. Ermeniler ise, buna karşılık 10 Aralık 1991’de gerçekleştirdikleri halk oylamasıyla bölge için bağımsızlık kararı aldılar. Ermenilerin, Sovyetler sonrası kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) “Yukarı Karabağ Özerk Cumhuriyeti” adıyla girme başvurusu kabul edilmedi.

Rusların desteğini alan Ermeniler, 1993-1994 yıllarında Karabağ ve çevresini ele geçirdiler. Aynı zamanda Laçin Koridoru ile Karabağ’a doğrudan kara bağlantısı sağladılar. Sorunun daha sonraki yıllarda derinleşmesiyle, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermeni işgali altında kaldı. Yaklaşık 1 milyon Azeri mülteci durumunda. Diğer taraftan Ermenistan’da ise, savaş sebebiyle ekonomik krizler başladı. Buna ek olarak nüfusun neredeyse 4’te 1’inin ülkeden göç etmek zorunda kaldığı bildiriliyor (Türk Dış Politikası, C. 2, S. 401, Ed. Baskın Oran).

Geçen süreçte, Azeri ve Ermeni birliklerinin birbirlerine karşı topçu atışları ve küçük çatışmaları görüldü. 1994’ten sonraki en yoğun çatışmaların gerçekleştiği Nisan 2016’da yüzlerce kişinin öldüğü belirtiliyor. 4 gün süren çatışmanın ardından taraflar ateşkes konusunda anlaşmışlardı.

Karabağ hem Azerbaycan hem de Ermenistan’ın sınır bölgesi. Ancak sınırlardaki iddialar, arabuluculuk çabalarının başarısızlığı, artan askerileşme ve sık sık ateşkes ihlâlleri, Ermenistan’ın içerisinde bulunduğu sosyo-ekonomik ve siyasî problemler bölgede çatışma riskini arttıran en önemli unsurlar olarak sıralanıyor.

İki ülke güçlerinin 28 Eylül 2020’de Karabağ bölgesinde çatışmaya başladığı kaydedildi. BM Güvenlik Konseyi’nin 30 Eylül’deki Ateşkes Çağrısı’nın şu an için etkili olmadığı anlaşılıyor. İki taraf da halen geri adım atmış değil.

Günümüzde Karabağ sorunu, uluslar arasılaşmış durumdadır. Bu da farklı ülkelerin, Karabağ üzerinden daha başka siyaset geliştirmesine sebep oluyor. Bunun son örneği Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un beyanatıdır. Macron, 1 Ekim’de Reuters’a yaptığı açıklamada “Azerbaycan’a destek sözü veren Türkiye’nin, Suriye’deki Cihatçı gruplardan savaşçıların, Dağlık Karabağ harekât sahasına gitmek için Gaziantep’ten giriş yaptıklarını” iddia etti. Yine Reuters’a göre, benzer bir ifade de Ermenistan’ın Moskova Büyükelçisi’nden geldi. Büyükelçi’nin açıklamasında “Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinden Azerbaycan’a yaklaşık 4 bin savaşçıyı gönderdiğini ve orada savaştıklarını” ileri sürdü. Ancak her iki iddia da Türk yetkililerin ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yalanladıkları bildiriliyor.

Macron’un beyanatında Fransa’nın son dönemde Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz gelişmelerinde Türkiye ile karşı karşıya kalmasının etkili olduğu muhtemeldir. Bununla birlikte Macron’un, Fransa’da yaşadığı belirtilen 600 bin Ermeni’nin oylarına yönelik popülist kaygısı da tahmin ediliyor.

Macron’un birde ateşkes çağrısı var. Rusya’nın, Fransa’nın ateşkes çağrısına katılarak, ihtilâfla ilgili görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiği haberlerde geçiyor. Azeri ve Ermeni makamlarının şimdiye kadar bu tür çağrıları reddettiği biliniyor.

Azerbaycan’ın günlük yaklaşık 800 bin varil petrol üreterek, Avrupa ve Orta Asya için önemli petrol ve gaz ihracatçısı olması önem arz ediyor. Bölgeyle ilgili endişelerden biri de, Karabağ ile ilgili savaş ve istikrarsızlığın, belirtilen coğrafyalara petrol ve doğal gaz ihracatını sekteye uğratabileceğidir.

Diğer taraftan Ermenistan ve Rusya’nın 20 Ağustos 2020’de, güvenlik garantileri karşılığında Rusya’nın Ermenistan’daki askerî varlığını genişleten bir anlaşma imzaladıkları kaydediliyor. Böylece Karabağ sorununda Rusya’nın, Ermenistan’ı destekleyeceği değerlendiriliyor. Türkiye’nin bölgenin gerçekleri, uluslar arası hukuk ve Azerbaycan tarafında yer aldığı biliniyor. Yine konu hakkında İran’da yaşayan en büyük etnik grup yaklaşık 20 milyon Azeri’nin, İran dış politikasının belirlenmesinde etkili olacağı aşikârdır.

Soruna çözüm üretmek adına BM, AB, ABD, Rusya, Fransa, AGİT, Minsk Grubu, vd. aktörlerin gösterdikleri bütün çabalar sonuç vermedi. Karabağ sorununa yönelik başarılı arabuluculuk çabalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Aksi takdirde Fransa gibi ülkelerin tarafgirlik siyaseti sorunu derinleştirecektir. Bölgede barış herkes için talep edilmelidir.

Okunma Sayısı: 823
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı