"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kissinger’ın “yeni dünya düzeni’ne eleştiri

Muhammet ÖRTLEK
28 Nisan 2020, Salı
Koronavirüs salgını sürecinde, BM, AB, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü), IMF, DB (Dünya Bankası), DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), ABD, Fransa, İngiltere, Rusya, Çin gibi uluslar arası örgütler ve devletlerin yetersizlikleri ile hazırlıksız oldukları görüldü.

Geniş çaplı bir salgın karşısında, büyük güçlerin bile yetersiz ve koordinesizlik içinde olmaları, insanların / vatandaşlarının güvenlerini kaybetmelerine sebep olmaktadır.

Salgından dolayı zorunlu olarak sınırlar kapatılırken, uluslar arası ticaret oranlarında da haliyle düşüşler yaşanıyor. Uluslar arası ekonomik işleyişin devamlılığı adına IMF ve DTÖ’nün yetkilileri 24 Nisan 2020’de “gıda ve tıbbî malzeme ticaretindeki” kısıtlamaların kaldırılmasını talep ettikleri bir çağrıda bulundular. Diğer taraftan salgın etkisiyle, birçok şirket ve işyeri kapanarak çalışanları işsiz kaldılar. Dünya genelinde işsizlik oranının yükselişi sürmektedir. 

IMF ve DTÖ ticarî kısıtlamaların kaldırılmasını talep ederken, yükselen işsizlik hakkında ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü)’nden hiçbir tatmin edici açıklama ya da proje / program sunulmamaktadır. Bu durum ILO’nun küresel işsizlik hakkında öngörüsüzlüğüne yorumlanmaktadır.

Bütün dünya Korona’nın siyasî, ekonomik, sosyal, sağlık alanlarındaki ağır etkisini fazlasıyla hissetmektedir. Uluslar arası örgütlerin ve güçlerin de yetersiz kalması, yeni bir uluslar arası sistem tartışmalarını beraberinde getiriyor. Özellikle yükselişteki işsizlik, gıda ve tıbbî malzeme ihtiyacı, hürriyetler, hukuk, insanların günlük yaşayışlarının aniden değişmesi (işsizlik, evde kalmak, ev sahibi-kiracı ilişkisi vb.), devletlerin birbirleriyle ilişkilerindeki atmosfer de salgın sonrası yeni uluslar arası sistem başlığını gündeme taşıyor.

Uluslar arası sistem tartışmalarına katılan isimlerden biri de Henry Alfred Kissinger. 1938’de Nazi istibdadından Newyork’a kaçan Alman Yahudi bir ailenin oğlu olan Kissinger’ı bu tartışmada önemli kılan ise, ABD’nin 1969-1975 yıllarında Güvenlik Danışmanı ve 1973-1977 arasında da Dışişleri Bakanı olmasıdır. Görevi esnasında ABD ve SSCB arasında “Yumuşama Politikası”nın mimarı olmasıdır. “Yumuşama”nın sonrasında 1972’de iki ülke SALT-1 Anlaşması imzalanmış, Vietnam sorununun çözümündeki katkılarından dolayı 1973’te Nobel Barış Ödülü’ne lâyık görüldü. 

Kissinger aynı zamanda 1979’da İsrail-Mısır arasında “Mekik Diplomasisi” yöntemiyle diplomatik ilişki kurulmasında yardımcı olmuştur. 

Kissinger, 6 Nisan 2020 günü The Wall Street Journal’daki yazısında “şimdi salgınla uğraşırken bile dünya liderlerinin koronavirüs sonrası yeni düzene geçiş yapmaya başlaması bir zorunluluktur” diye belirtti. Birde Kissinger, mevcut dünyanın “tıbbî vantilatörleri bile yetersiz, halkın güvenini sürdürmek için uluslar arası barış ve istikrar çok önemli, yeni sisteme geçmemek dünyayı ateşe verebilir, virüsün kaynağı Çin’e tekrar nasıl güvenebiliriz” diyerek istikrar ve güvene dikkat çekiyor. Kissinger ayrıca makalesinde “AB ülkeleri tek taraflı sınırlarını kapattılar, hayatî tıbbî malzemeleri istiflediler, stok yapmak için mücadele eden marketler ve durumu kritik hastaları kurtarmakta umutsuz hastanelerin” Avrupa’sına değindi. Bununla birlikte makalede “ İtalya ve İspanya salgının en ölümcül sahasıydı. Her iki ülke daha zengin ve salgından nispeten az daha etkilenen Kuzey komşularını yardıma çağırdılar. Çağrı karşısında Hollandalı siyasetçiler, ölümleri, güney Avrupa’daki kötü yönetimin yeni işaretleri olarak tanımlamakla yetindi. Nisan ayının ilk haftası AB Adalet Divanı, 2015’teki göçmen krizinde mültecilerin yer değiştirmesini reddettiklerinden dolayı, Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nin AB yasalarını çiğnediklerine dair karar verdi. Ancak bu karar üzerine üç ülke de özür sunmadılar. Yunanistan ise, Suriyeli mültecilerin topraklarına girmesini engellemek için güç kullandı. Hatta İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Yunanistan birlikleri, Türk kara sınırında bekleyen mültecileri kıyafetlerini çıkartarak Türkiye’ye geri gönderdi. Böylece Yunanistan, sığınma talebinde bulananlara cinsel saldırı gerçekleştirmiş oldu. AB ise, olan bitenlere sessiz kaldı” diye yer verildi. Kissinger buna ek olarak “Trump, Çin’e seyahatleri 31 Ocak 2020’de yasaklamıştı. Başkan adayı Joe Biden ise, bu yasağı ‘histerik korkutucu yabancı düşmanlığı’ olarak eleştirmişti. Ancak bugün Biden bile, Trump’ın doğru şeyi yaptığını düşünüyor. Yani liberallerin bile (en azından bazılarının), bazen ideolojiyi rafa kaldırabildiğini gösteriyor. Salgın, Çin’in ABD’lileri hayatta tutmak için gerekli ilâçların üretimini kontrol ettiğini açığa çıkardı. Dünyada demokrasilerin ve Aydınlama değerlerinin savunulması sürdürülmeli. Dünya ekonomisinin iyileştirilmesi için mücadele edilmeli.”

Soğuk Savaş döneminin önemli aktörlerinden Kissinger da, Trump’ı eleştirerek ABD’de değişiklikleri savunuyor. Korona sonrasında da “Yeni Dünya Düzeni” talebinden bahsediyor. Ancak Kissinger önemli bir diplomat ve siyasetçi olsa da, dünya bugün Soğuk Savaş döneminin şartlarından epeyce uzaklaştı. Yine Kissinger’in “Yeni Dünya Düzeni” talebinde, giderek yükselen işsizliğe ve insanların sisteme güvenini sağlayacak istihdam konularına hiç değinilmemiş. Buna birde neo-liberallerin, gayr-i insani politikalarının nasıl engelleneceğine yer verilmemesini eklemek gerekiyor. Cümleler lider ve devletler bazında kalmış. Hal bu ki dünya tarihi işsizlik, açlık, gelir dağılımı adaletsizliği vb. sosyo-ekonomik temelli birçok halk ayaklanmasına ve değişikliklere sahne olmuştur. Yakın tarihte Arap Baharı’nı yaşamış ülkelerde bunun yansımasını (ülkeden ülkeye farlılıklar arz etse de) gördük. Kissinger’ın “Yeni Dünya Düzeni” tanımını, 11 Eylül 2001 terör olaylarından sonra neo-con ve evanjelistlerin desteklediği ABD Başkanı Gorge W. Bush’un da BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamındaki başlığıyla aynı. Dolayısıyla “Yeni Dünya Düzeni” söylemi, bugün çok sempatik gelmiyor. En azından benim için böyle. Hiç değilse “Yeni Uluslararası Sistem” şeklindeki ifade daha doğru olacaktır. 

Korona sonrası muhtemel yeni uluslar arası sistem, mevcut BM sisteminin Güvenlik Konsey (GK)’nin daimi (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Çin) Saiklerine teslim edilmemelidir. Günümüzün sistem tartışmaları, bu daimi saiklerin yanlışları ve çözümsüzlüklerinden kaynaklıdır. Korona ise burada milât konumundadır. Kissinger’ın makalesinde değinmediği konuların başında, sistemin daimî bekçilerini eleştirmemesi geliyor. Sadece AB’yi kritize etmekle yetinmiş. Yine Trump’ı eleştirirken, ABD’yi teğet geçmesi ise, küresel köyün kavalcısına sistemsel değerlendirmeye tabi tutmadığını gösteriyor. Dünya vatandaşlarının güvenini kazanmadan, onların fikir ve onaylarını almadan, Kissinger vd. “alın sizin yeni sisteminiz bu, tarz-ı ifadesi doğru olmayacaktır.” Soğuk Savaş ve BM’de olduğu gibi, yeni sistem tartışmalarında ülkelerin / devletlerin liderini / patronunu belirleme yerine, uluslararası sistemin şûrâ prensibiyle ortak hareket etmesinde fayda vardır.

Okunma Sayısı: 1222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yazar

    28.4.2020 04:45:44

    Tebrikler ,teşekkürler Ufuk açan yazılarınızdan dolayı.Rabbim kaleminize kuvvet versin inşaallah.Gazetemizdeki õnemli bir açığı kapatıyorsunuz.Selam ve dua ile..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı