"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dijital çağda ihlâs ve birlik

Süleyman Alp Özcan
29 Ekim 2026, Perşembe
Avuçlarımızın içinde taşıdığımız küçücük ekranlar bize bütün dünyayı vaat ediyor.

İstediğimiz bilgiye bir dokunuşla ulaşıyor, kıtalar arası mesafeleri saniyeler içinde aşıyoruz. Peki, gerçekten daha mı yakınız birbirimize? Daha mı huzurluyuz? Kalplerimiz aynı hizada atıyor mu?

Hiç zannetmiyorum.

Yüksek takipçi sayıları, bitmek bilmeyen bildirimler, süslü profil fotoğrafları ve rengârenk akışlar... Tabela dışarıdan bakıldığında çok kalabalık görünüyor, değil mi? Ama arka planda, o pırıl pırıl parlayan camların ardında derin bir yalnızlık hissi hüküm sürüyor. Algoritmalar bizi sürekli kendi beğenilerimize, kendi yankı odalarımıza göre sınıflandırıyor. Benmerkezcilik körükleniyor. “Ben” fikri, “benim tercihlerim”, “benim görünürlüğüm” anlayışı adeta kutsanıyor. Herkes sesini duyurma telaşında ama kimse kimseyi dinlemiyor.

İnsan, ruhunu bu yüzeysel hareketlilikle, ekran kaydırmaca ile tatmin edebilir mi? Ruhun derin açlıkları birkaç saniyelik videolarla bastırılabilir mi?

Teknolojinin baş döndürücü hızıyla savrulduğumuz günümüzde asli ihtiyacımız ayan beyan ortada: Şahs-ı manevî bilinci ve hakikî bir dayanışma ruhu.

“Bireyciliğin” tavan yaptığı, herkesin kendi dünyasına çekildiği bir dönemde tek başına ayakta kalmaya çalışmak fırtınalı bir denizde küreksiz bir filikada durmaya benziyor. Dalgalar sert, rüzgâr acımasız. Bizi o fırtınadan koruyacak yegâne sığınak, aynı hakikate gönül vermiş, aynı dertle dertlenmiş ruhların bir araya gelerek oluşturduğu o sarsılmaz manevi kaledir. Tek bir mumun ışığı rüzgârda kolayca sönebilir; ama mumlar bir araya gelip devasa bir meşale oluşturduğunda en zifiri karanlıklar dahi aydınlanır.

Elimizdeki dijital imkânlar doğru bir niyetle ele alınmadığında insanı kendi kabuğuna çekmeye mahkûm eden birer tuzak. Fakat ihlâs ve samimiyetle yoğrulduğunda hayra vesile olan devasa birer minbere dönüşebiliyor. Bugün hazırlanan kısa bir video, kaleme alınan küçük bir yazı ya da dijital bir mesaj kilometrelerce ötedeki bir kalbe dokunabiliyor. Hiç tanımadığımız bir insanın uyanışına, bocalayan bir zihnin aydınlanmasına vesile olabiliyor.

Tam bu noktada büyük bir sorumluluk düşüyor omuzlarımıza. Ekranları sadece vakit öldüren birer tüketim nesnesi olmaktan çıkarıp, hayra anahtar olan birer irşad ve tebliğ vasıtasına dönüştürmek zorundayız.

Peki, bu karmaşık ve hızlı dijital koşturmaca içinde bereketi nasıl yakalayacağız?

Cevap son derece açık: Samimiyette ve “biz” olabilme şuurunda.

Şahsî öne çıkışların, alkış arayışlarının, “ben yaptım”, “ben ürettim” iddialarının olduğu yerde manevi etki buharlaşır gider. Kendi küçük anahtar deliğimizden dünyaya bakmayı artık bırakmalıyız. İhlâsı merkeze alıp bir şahs-ı manevînin mütevazı birer parçası olmayı başardığımızda, dijital dünyanın bütün karmaşası ve gürültüsü bile hakikatin gür sesini bastıramayacaktır. Birimiz bir fikir üretirken, diğerimiz onu yayacak; bir başkası duasıyla destek olacak. İşte o zaman ortaya çıkan güç, tek bir insanın sınırlarını fersah fersah aşacaktır. Bir çarkın dişlisi olmak, tek başına dönmeye çalışan ama hiçbir işe yaramayan bir çark olmaktan katbekat kıymetlidir.

Bizi ayakta tutacak olan, sosyal medyadaki sahte etkileşimler veya rakamsal istatistikler değil. O etkileşimlerin arkasındaki halis niyet, ihlâs ve birbiri için atan kalplerin oluşturduğu ittihaddır. Birlikte olmanın, aynı istikamete bakmanın ve omuz omuza yürümenin getirdiği o ilahi bereket, her türlü dijital gücün üstündedir.

Ekranların sunduğu sahte kalabalıklardan sıyrılıp, gürültüyü bir kenara bırakarak hakiki bir şahs-ı manevînin gölgesinde buluşabilmek dileğiyle...

Okunma Sayısı: 161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı